Eksileri artılarıyla Toyota modeli
27.05.2015 08:37 ÇALIŞMA YAŞAMI
Direnişteki işçiler, “Sendika istemiyoruz” diyor, “Nasıl olacak?” sorusuna “Toyota gibi” yanıtını veriyorlar. Nedir bu Toyota modeli? Toyota işçileriyle konuştuk...

ALİ MERDAN ÇELİK / SAKARYA

Metal direnişi devam ederken, kamuoyunda sıklıkla tartışılan konulardan biri de sendika meselesi. Konuştuğumuz Renault işçileri, Türk Metal’in MESS’le imzaladığı üç yıllık sözleşme bitene kadar (2017) kesinlikle sendika istemediklerini belirtiyor. “Sendika muhakkak olur ama şimdi değil” diyen işçiler olduğu gibi; hiçbir sendikaya güven duymayan, mevcut sendikaların arasında fark görmeyenler de var.

Peki, Türkiye’nin en güçlü patron örgütlenmelerinden MESS’in karşısında sendikasız durulabilir mi, nasıl olacak? İşçiler bu soruya “Toyota gibi” yanıtını veriyor. Bir Renault işçisi şöyle diyor: “Toyota’da sendika yok, işçi temsilcileri var, biz de temsilcilerimizi seçtik, kurul oluşturduk. Tüm ünitelerde sözcülerimiz var. Herkesin görüşü alınıyor, kararlar ortak.”


SENDİKA YOK
Peki, nedir bu Toyota modeli? Japonya firması Toyota’nın Sakarya’daki fabrikasından işçilerle konuşuyoruz.

Toyota’da sendikal örgütlenme yok. Sendikaların örgütlenme girişimleri olmuş, hatta iki yıl önce Türk Metal yönetimle görüşerek fabrikaya girmek istemiş. Fabrika yöneticileri işçileri bu konuda serbest bırakmış, ama işçiler sendikalara ilgi göstermiyor. Konuştuğumuz işçiler, fabrikada sendikalı işçi sayısının şu anda 60 civarında olduğunu söylüyor.

Toyota işçilerinin sendikaya ilgi göstermemesinin nedeni, aslında sendikal örgütlülüğe ihtiyaç duymamaları değil, mevcut sendikaaların durumu. Fransa’daki Toyota fabrikasını örnek gösteren bir işçi şöyle diyor: “Toyota’nın dünyada 45 fabrikası var, en kârlı üretim yapan fabrikası bu. Ustabaşı yumruğunu bir vuruyor, bandı durduruyor, yöneticiler taleplerini yerine getiriyor. Çünkü orada sendika gibi sendika var. Böyle sendika olsa üye olmak isterdim.”


ÜCRETLER VE HAKLAR
Toyota’daki ücretler, aynı sektördeki diğer fabrikalardan daha yüksek. İşçilerin verdiği bilgiye göre, aradaki fark yüzde 30’u buluyor. Ücretler işveren tarafından belirleniyor, işçi temsilcilerinin patronla masaya oturma gibi bir durumu yok. Belli kriterler var; çalışılan iş bandının ağırlık derecesi, kıdem, performans, işletmenin kârlılığı… Aynı bantta çalışan işçiler farklı ücret alabiliyorlar. Son aldıkları zam oranı yüzde 12. Bir işçi, “10 yıllık işçi en az 3 bin alıyor. Ama yeni başlayanların ücretleri düşüktü, bin 50 liraydı. Biz bunu şikâyetlerle bin 300 liraya kadar çektik” diye konuşuyor.

Toyota’da günde 9 saat, haftada 45 saat çalışılıyor. Toyota’nın Avrupa’daki fabrikalarında ise bu süre haftada 35 saat. “Ağır bir iş yapıyoruz” diyor işçi, “5-10 yıl çalışınca hemen ergonomik sağlık problemleri başlıyor. Süre kısalmalı.”


TEMSİLCİ SEÇİLMİYOR
İşçilerin anlattığına göre, sağlığı bozulmadığı sürece Toyota’da işçilerin iş güvencesi var. Nispeten demokratik bir işleyişten bahsetmek de mümkün, her bölümde tim-grup liderleri ve temsilciler var. Ama bu temsilcileri işçi seçmiyor, işveren seçiyor. İki yılda bir temsilciler değişiyor. Bu kişiler, işçilerin kendilerine ilettiği sorunları rapor haline getirip yönetime sunuyor. Belli aralıklarla yapılan anketler de etkili. Talep ve şikâyetlerinin dikkate alındığını söyleyen Toyota işçisi, “Sorunu çözebiliyorlarsa çözüyorlar, çözümü zorsa Japonya’daki CEO’nun bile önüne gidiyor bu konu. Biz de yöneticilerle konuşabiliyoruz” diyor. İşçilere göre bu model güzel, ama sıkıntıları da var. İşçi, “Bizim model yöneticinin inisiyatifinde” diyor, “Yönetici iyiyse model işler, kötüyse sorunlar başlar. Böyle sorunlar da yaşadık.”

‘DESTEKLİYORUZ'
Son olarak direnişteki işçilere bir mesajlarının olup olmadığını soruyoruz; bir işçi “Gönülden destekliyorum. Sendikasızlık kötü bir şey ama şu da unutulmamalı: Sendikayı sendika yapan yine işçiler. Kendi kurullarını oluşturmuşlar, bir de böyle denesinler. Umarım kazanırlar” yanıtını veriyor.


Direnişe devam: Arçelik de ayağa kalktı