Emirates Kupası...
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Şöyle bir bak ülkene! Herkesin herkesten nefret ettiği, kendi gibi olmayanın yok sayıldığı, savaşın gölgesinde çocukların öldüğü ama gazete manşetlerinin bomba transfer haberleriyle oyalandığı, ne yargısına, ne polisine güvenemediğin, cehaletin, vicdansızlığın, arsızlığın kol gezdiği beter bir coğrafya görüp göreceğin. Kaçak bir sarayın gölgesinde artık yönetilemeyen, doğusuyla batısının siyah ve beyaz kadar farklılaştığı, adaletin mumla arandığı, son on yılda başkalaşmış artık tanımakta güçlük çektiğin topraklar... Bir tarafta ölen çocuklar, ülkeyi saran terör dalgası, bir tarafta milyonluk yatlarda zevk-ü sefa manzaraları! Futbolu yazması kolay ama ya ülkem…

Çok uzaklarda, sonbaharı hatırlatan yağmurlu, kasvetli havada Londra… 2015-2016 sezonunun başlamasına az kala, Emirates Kupası’nda… Arsenal metrosunun önündeki kalabalık, futbolsuz zamanlarda bu diyarlarda o güzel oyuna duyulan özlemi anlatıyor. Pahalı malikânelerin yer aldığı şimdilerde tarih olmuş Highbury Stadı’nın önünden stada doğru yürüyor taraftarlar, babalarının ellerinden tutmuş kırmızı formalı küçük çocuklar akıyorlar stada, yeni sezona yeni heyecanlara. Bir sezonun daha başlamasına yakın o futbol mabedi müdavimlerini kucaklarken, Chelsea’den transfer edilen Petr Cech taraftardan en çok alkışı alıyor…

İlk kez 28-29 Temmuz 2007’de oynandı Emirates Kupası, o iki günde stadı ziyaret edenlerin sayısı 110 bin... Ülkemizde, Süper Lig’de geçtiğimiz sezon seyirci ortalaması 7.809! O sene Arsenal, Paris Saint-Germain, Valencia ve İnter’in katıldığı turnuvayı ev sahibi kazanmıştı. Arsenal 2009 ve 2010 senelerinde turnuvayı iki kez daha kazanırken, 2012 senesinde Londra’da gerçekleşen Olimpiyatlar nedeniyle turnuvaya ara verildi. Turnuvanın yayın haklarını elinde bulunduran İngiliz televizyon kanalı ESPN, maçları Brezilya’dan Avusturalya’ya kadar geniş bir yelpazede yayınlıyor. Futbola pek ilgi duymayan Amerikalılar bile izliyormuş Emirates Kupası maçlarını. Anlayacağınız marka değeri içi boş cümlelerle, kurgulanmış futbolla, kalitesiz bir ligle değil, o güzel oyunu sevdirmekle, dolu tribünlerle yaratılıyor...

Adını sponsorundan alan stadın asıl ismi “Ashburton Grove”, Kuzey Londra’nın kendi halinde bir mahallesinden miras. Futbolseverler onu sponsorun adıyla tanıyorlar, bir havayolu şirketi adına reklamın bundan iyisi de olmaz muhtemel. Futbolun beşiğinde, o iki görkemli futbol mabedi Wembley ve Old Trafford’dan sonra 3. büyük stat, 60.361 kapasiteye sahip, Arsenal’in evinde oynadığı maçlarda tıka basa doluyor. 44 bin kombine biletli taraftar ve o kombineye sahip olabilmek için yaklaşık sekiz sene bekleme sırası günümüz Arsenal’ini ve endüstriyel futbolu anlatıyor...

1997 senesinde planlanmaya başlanmış Emirates projesinin yaratıcısı Arsene Wenger. 1913 senesinden o güne kadar takıma ev sahipliği yapmış 38.500 kapasiteli Highbury Stadı’nın her sezon artan talebi karşılayamadığını, Avrupa’nın devleriyle aynı kulvarda mücadele edebilmek için mali anlamda onlar kadar güçlü olmak gerektiğini, kulübün daha büyük bir stada ihtiyacı olduğunu gözlemlemiş profesör. Önce Highbury Stadı’nın bulunduğu yere daha büyük bir stad yapmak için kolları sıvamış Arsenal yönetimi. Ancak stadın ”East Stand” adı verilen tribününün tarihi yapı olması ve bölge sakinlerinin şiddetli itirazı neticesinde bu düşünceden vazgeçmişler. 1998 senesinde maçlarını Wembley Stadı’nda oynamak için Federasyon’a başvurmuşlar ama kısa sürede bu planda suya düşmüş. Kulübün imdadına Highbury Stadı’na taş atımlık mesafede, yüzde 80’i İslington Belediyesi’ne ait olan sanayi bölgesi “Asburton Grove” yetişmiş. Uzun süren istişareler, proje aşamalarından sonra İslington Belediyesi yeni stad yapımına izin vermiş…

Emirates Stadı için, “1925 senesinde Arsenal efsanesi Herbert Chapman’ın kulübe transfer edilmesinden sonra alınmış en doğru karar” diyor Wenger. Her ne kadar inşaat çalışmaları 2002 senesinin Ağustos ayında başlamış olsa da, finans konusunda sıkıntı yaşayan kulüp projeyi bir süre askıya almak zorunda kalmış. Ta ki 2004 senesinin Ekim ayında Emirates Havayolları ile yapılan 100 milyon sterlinlik sponsorluk anlaşmasına kadar. O dönem Arsenal’in sponsorluğunu yapan mobil telefon şirketi O2’nun kulüple anlaşmasının bitiminde, 2005-2006 sezonunun sonunda Emirates Havayolları, Kuzey Londra takımının yeni sponsoru olmuş. Emirates, maliyeti 390 milyon sterlini bulan stadın 15 seneliğine isim hakkını alırken, proje 2004 senesinde yeniden başlamış. Nihayetinde 22 Temmuz 2006 tarihinde taraftarlara kapılarını açmış o görkemli mabet…

Stadla ilgili az bilinen bir gerçek, Şampiyonlar Ligi maçlarında UEFA tarafından “Arsenal Stadı” (Highbury’nin eski adı) olarak tanıtılması... Zira Emirates, Şampiyonlar Ligi’nin resmi sponsorları arasında yer almıyor. Geçmişte Bayern Münih’in Allianz Arena Stadı da futbolun en ihtişamlı şöleninde başka bir isimle anılmış…

Wenger’e gelince, geçenlerde “The Guardian” gazetesiyle yaptığı söyleşide, ne zaman emekliliği düşünse panik atak yaşadığını söylemiş. Futbolsuz yaşayamayacağını düşünüyor 65 yaşındaki profesör. Geçen sezon bir maçta yolunun kesiştiği Sir Alex Ferguson’a futbolu özleyip özlemediğini sormuş biraz naif bir dille. “Özlemiyorum” demiş kesin bir dille Ferguson. “Ama onun başka uğraşları, mesela atları var” diyor Wenger ve ekliyor: “Ben atlardan hiç anlamam!”

Gelecek senenin kasım ayında kulüpteki yirminci senesini dolduracak. Nice senelere…