En uzun gece bitti!
NAZIM ALPMAN NAZIM ALPMAN

Her yılbaşı öncesinde gazetenin arşivine girer eski yıllarla ait yazıları okumayı çok severdim. Her yeni yıl yazısında ortak saptama şu olurdu:

“Türkiye hiç bu kadar kötü olmamıştı, karanlık dönem yaşamamıştı!”

Şimdi o yıllar ve o yıllara ilişkin yazılar akla gelince denilebilir ki:

-Siz bir de gelip 2016 Türkiye’sini görün!

Sadece son 10 günde bu ülkeye yaşatılanlar yeter de artar bile… İstanbul ve Kayseri katliamlarının acıları toplumun üzerindeyken Rusya Büyükelçisi Andrey Gennadiyeviç Karlov, Ankara’nın ortasında hem de bir polis tarafından düzenlenen suikastla öldürüldü.

Bu büyük katliamların tetikçilerini bulmak sorunları çözmüyor. Esas arkasında nelerin olup bittiğini ortaya çıkaramamak geleceği düğümlüyor.

Eğer hükümetin tayini ile gazete köşelerine atanmış “Yazar Kasa” (bu tanımlama Sunay Akın’a aittir) iseniz her şey gayet açık ve net olarak şöyledir:

-Türkiye büyüdü, gelişti. Şimdi Başkanlık rejimine geçerek daha da gelişecek. Dünyanın en büyük, itibarlı devleti olacak. Bu gelişmeyi hazmedemeyen dış güçler ve onların yerli işbirlikçileri ülkeyi mahfetmek için ellerinden geleni yapıyorlar!

Ne güzel… Keşke böyle bir şey de olabilse!.. Türkiye ekonomisi sağlam, demokrasisi güçlü, adalet mekanizması güvenilir, ordusu ve polisi yüksek eğitim düzeyiyle en üst düzeyde güvenlik ve huzuru sağlayan bir devlet olsa idi!

Ama böyle bir şey yok!

Türkiye’nin yüzyıllardır (Osmanlı-Rus İmparatorlukları döneminden beri) en önemli komşusu olan Rusya’nın Büyükelçisi başkentin göbeğinde öldürülüyor. Üstelik bunu İslamcı bir polis yapıyor.

Hükümetten iyi haber alan bir gazeteci olan Abdülkadir Selvi 21 Aralık 2016 tarihli Hürriyet’te katil polisle ilgili olarak şu bilgiyi verdi:

“Suikastçı polis Mevlût Mert Altıntaş son 5 ayda 8 kes Tayyip Erdoğan’ı koruma görevinde bulunmuş!”

Selvi “Allah korusun oralarda da harekete geçebilirdi” diyor.

Yani Erdoğan’ı Allah korumuş. Ya da Erdoğan’ın onca sıkı koruma ekibine rağmen “Allaha emanet” bir koruma içinde olduğu söylenebilir.

Kısa bir süre önce İstanbul’da katıldığı bir eğitim programında genç bir öğrenci koruma ordusunun içinden fırlayarak geçti, geldi Erdoğan’a sevgiyle sarıldı. Bu sevgi gösterisine şefkatle yanıt veren Erdoğan adeta gözleriyle hesap sordu “bu nasıl oluyor” dercesine…

Daha önce de yazmıştık:

-Türkiye’de hiç kimse güvende değil!

Son gelişmeler bu görüşü teyit ediyor.

Yıllardır devletin içinde özel koruma ile gelişip, kilit noktalara getirilen dinci yapılanma kendisine rakip olarak seçtiği son yapıyı dağıtma noktasına gelmişken, kendisi dağıldı.

Bu kadarla da kalmadı. Yıllar önce Mehmet Ağar’ın, Güldal Mumcu’ya söylediği şey gerçekleşti:

-Bir tuğla çekilirse bütün duvar yıkılır!

-Çekin o zaman!

-O zaman da devlet yıkılır!

Bütün yaşam enerjisini devletin varlığına bağlayanlar da devletsiz yaşamı savunanlar da aynı yerde duruyorlar: Devlet çöktü!..

Bu gelişmenin bir faturası var tabii… Ödemesi gerekenler içeri atılan 147 gazeteci ile içeri atılma tahdidi altında bulunan yüzlerce gazeteci değil elbette.

Eğer sorun Türkiye’nin sorunuysa (ki öyle) o zaman yapılması gereken tek şey: Acil Demokrasidir!

Hazır En Uzun Gece olan 21 Aralık bu sabah (22 Aralık) itibarıyla bittiğine göre, bütün karanlıkların ardından gün ağaracaktır.

Şimdiden başlayalım!