Enerji olup bitenler...
KEMAL ULUSALER KEMAL ULUSALER
AKP tahribatı enerji alanında son sürat devam ediyor. Enerji şirketleri Varlık Fonu’na devrediliyor. Referandumda “HAYIR” diyerek bu kötü gidişe dur demek mümkün

Geçen ay özellikle Marmara’da meydana gelen elektrik kesintileri ile ilgili kapsamlı bir yazı yazmıştım. Adı geçen yazıda kesintilerin nedenlerinden birinin de özellikle kış aylarında doğalgazdaki arz talep dengesizliği olduğuna değinmiştim. Kış aylarında konutlarda doğalgaz tüketiminin artmasıyla birlikte gelen gazın talebi karşılayamaması ve doğalgaz çevrim santrallarına verilen gazın kısıtlanması sonucu elektrik kesintileri olmaktaydı. Bu gibi durumlarda devreye sokulabilecek bir gaz yedeğimiz, yani yeterli depomuz olmadığından da söz etmiştim. İşte o yedek miktarını artırmak için uzun yıllardır hayata geçirilemeyen projelerden biri; Tuz Gölü doğalgaz depolama tesisinde nihayet bir adım atıldı.

Geçen hafta depolama tesislerinden bir bölümü tamamlanıp gaz basılmaya başlandı. Tesisi düşünülen kavernalardan (gaz depolaması için yaratılan yapay mağara) ikisi açıldı. Tamamı 12 kavernadan oluşan tesisin tamamlanmasıyla toplam 1.2 milyar metreküp gaz depolama kapasitesine ulaşılacak ve günlük maksimum 44 milyon metreküp gaz Türkiye doğalgaz şebekesine verilebilecek.

Tuz Gölü’nün güneyine kurulan yeraltı doğalgaz deposu, Çin Tianchen Mühendislik Şirketi (TCC) firması tarafından yapılmakta. 2000’lerin başında başlanması planlanan tesislerin sözleşmesi 2012 yılında yapılabilmiş ve tesise 2013 yılında başlanmıştı. 2017 Şubat’ında iki kaverna tamamlanmış olup inşaat sürmektedir. Dört yılda ancak iki kavernası tamamlanan tesisin kalan on kavernasının tamamlanması daha epey bir zaman alacak gibi görünmekte. Tuzun eritilmesi için Hirfanlı Barajı’ndan 560 metreküp/saat su çekileceği üzerine DSİ’den izin alındığı söylenmekte. Ancak baraja gelen suyun her daim buna elverişli olup olmayacağını önümüzdeki yılların yağış rejimleri belirleyecektir. Ayrıca ÇED Raporunda belirtilen; “İnşaat faaliyetleri göçmen kuşların sahaya yerleşmediği zamanlarda (Mart–Temmuz arası) yapılacaktır. Bu alana giren 15 km ‘lik tuzlu su deşarj hattı ile ilgili çalışmalar yılın geri kalan aylarında yapılacaktır” ibaresi göz önünde tutulduğunda öyle anlaşılıyor ki tesisin tamamlanması ve kış aylarındaki gaz sıkıntının giderilmesi için daha uzun bir süre bekleyeceğiz.

•••
Enerjide Türkiye’nin alacağı daha epey bir yol var. Hele mevcut AKP kafasıyla bu yol uzadıkça uzar. Avrupa’dan gelen son verilere baktığımızda, özellikle yenilenebilir enerji üretiminde oldukça önemli gelişmelere tanık oluyoruz. Avrupa’nın fosil yakıt kullanımını azaltma politikası çerçevesinde, Avrupa elektrik ağına geçen yıl katılan güç kaynaklarının yüzde 86’sını yenilenebilir enerji kaynakları oluşturdu. Bir diğer veriye göre, AB’de rüzgâr enerjisinin elektrik sistemindeki payı yüzde 10’u geçti. Yine bir başka haber de; Avrupa’da rüzgâr kapasitesinin kömürü geçtiği biçiminde.

Peki, Türkiye’de durum ne?
Yenilenebilire 10 yıl, kömüre 15 yıl alım garantisi… Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt AŞ (TETAŞ), Çayırhan Termik Santralı benzeri yerli kömür kullanarak üretim yapan tesislere mevcut durumda 185 TL/MWh üzerinden alım garantisi veriyor. Çayırhan’da bu rakam güncel 3,80 ABD dolar kuru üzerinden 230 TL/MWh seviyesine denk geliyor. Kolin-Kalyon Enerji - Çelikler Ortak Girişim Grubu 15 yıl boyunca hiçbir piyasa riskine maruz kalmayacak, elektrik piyasasında arz fazlası olması durumunda dahi tesisten üretilen elektrik öncelikli olarak ABD Doları üzerinden tüketicilere satılacak. Oluşan ek yük, elektrik satış tarifesi üzerinden nihai tüketiciden tahsil edilecek. Yani, senden benden…

İşte böyle... AKP tahribatı hayatın her alanında olduğu gibi enerji alanında da son sürat devam ediyor. Tahribat saymakla bitmiyor; sırada BOTAŞ, TPAO, ETİ MADEN gibi enerji şirketlerinin de içinde bulunduğu Varlık Fonu’na devirler var. Türkiye Varlık Fonu Yasası`na göre aktarılan bu kamu kurumları üzerinde iktidarın denetimsiz bir şekilde yapabileceği uygulamalar şöyle ortaya çıkmaktadır:

»Bu şirketlerdeki kamu paylarını istediği gibi satabilir.

»Bu kurumların almış oldukları sermaye piyasası araçlarını, fon katılma paylarını, kira sertifikalarını, gayrimenkul sertifikalarını, yabancı yatırım araçlarını ve her türlü yatırım araçlarını satabilir. Aynı şekilde istediği yatırım araçlarını da satın alabilir.

»Varlık Fonu`na aktarılan kuruluşların her türlü para piyasası işlemlerine de iktidar kendi çıkarları doğrultusunda yön verecektir. Kamu kuruluşlarının bütçe dengeleri değil, iktidarın parasal kaynak ihtiyacı öncelikli olarak kamu zararına uygulama kararları verilebilecektir.

»Hem ulusal hem de uluslararası piyasada her türlü ticari ve finansal işlemi yapabilecektir. İstediği projelere kaynak yaratmak adına dış proje kredisi bulabilmek için, yani yurtdışından para bulmak adına bu kamu kuruluşlarını rehin, ipotek verebilecektir. (Dünyada örnekleri var; Venezuela’nın devlet şirketi PdVSA, Citgo’nun sahibi ve Citgo hisselerinin yüzde 49,9’u Rosneft’e 1.5 milyar dolar borç karşılığı ipotekli.)

»Aktarılan kamu kurumlarının taşınmazlarını dilediği gibi satabilecektir.

O çokça dile getirdikleri, dillerinden düşürmedikleri “Milli irade” lafı TBMM dışlanarak rahatlıkla çiğnenebilmektedir. Bu konuda ne kadar pervasız olunduğu ortada. Dur demek olanaksız mı? Elbette değil. Tüm baskılara ve kullanılan tüm devlet/özel sektör olanaklarına rağmen referandumda “HAYIR” diyerek bu gidişe dur demek mümkündür.

enerji-olup-bitenler-244556-1.