Enerjide son gelişmeler...
KEMAL ULUSALER KEMAL ULUSALER

 Günümüz gündeminde yer alan iki önemli konu bulunmakta; savaş ve AKP zamları...

 
Aslında savaş başta olmak üzere pek çok şeyi belirleyen, hatta siyasetin üzerinde bile belirleyici rolü olan şey, ekonomi. Avrupa tam anlamıyla içinden çıkamadığı krize yeniden sürükleniyor. Yeni bir resesyon dalgası her an kapıyı çaldı çalacak.. dünyanın pek çok bölgesinde alınacak yeni önlemler konuşuluyor. AB ‘de insanlar harcamalarını kısıyor yada kısmak zorunda kalıyor. Bu durum AB’ye ihracatı yüklü olan ülkeleri giderek derinden etkilemekte. Bunların arasında Türkiye’de var. Bir yandan kapitalizmin küresel krizi ve yansımaları, diğer yandan hem içeride hem dışarıda yaşanan bir tür savaş ekonomisi AKP’yi elini daha fazla halkın cebine el uzatmaya yöneltiyor. Dışa bağımlı siyaset ve ekonomi AKP’nin bağımsız hareket etmesini engelliyor ve elini, kolunu bağlıyor. Geçen hafta söz ettim, enerjide net bir şekilde ithalat bağımlısı olan Türkiye için bu bağımlılık yüzdesi her geçen gün daha da yükseliyor. 50 milyar dolarları aşmakta olan yıllık enerji ithalatı ne yaparsa yapsın Türkiye’yi şu durumda cari açık sorunu ile karşı karşıya bırakmaya devam edecek gibi görünüyor. Yapılan zamlar bir taraftan bütçede delik yamama niyetini taşırken diğer yandan da enerjide tüketimin kısılmasına neden oluyor. Üzerlerinden çok yüksek vergiler alınan akaryakıt gibi ürünlerin tüketiminin kısılması doğal olarak vergi gelirlerinin düşmesini getiriyor. Yani bir birini tetikleyen bir durum söz konusu.
 
Bu durum nereye kadar devam eder?
 
Dünya enerji fiyatları çok dalgalı bir seyir izliyor. ABD, yakın geçmişte keşfettiği şeyl
 
( kaya ) gazındaki üretimini hızla arttırıyor. Öyle ki son zamanlarda çıkardığı şeyl gazı neredeyse Rusya’nın ihracatına eş hale geldi. Şu anda ABD’nin 2,5-3 dolara mal ettiği doğalgazı, AB beş misli, Japonya ise yedi misline elde edebiliyor. Şüphesiz bu durum dünya ekonomisinde yeni gelişmelere neden olacaktır. Yalnız ekonomide değil, siyasette, subvansiyon politikalarında, iklim değişikliği politikalarında da...
 
Yenilenebilir enerji konusunda çeşitli subvansiyonlar veren, iklim değişikliği konusunda görece daha hassas olan AB’inde işler bu günlerde değişmek üzere. Subvansiyonlar yakın gelecekte tekrar gözden geçirilebilir ve yüksek düşüşler gerçekleşebilir. Diğer yandan AB’inde kömür kullanımı tekrar yükseliş arz etmekte. Bunun bir nedeni kaya gazı üretimini arttıran ABD’nin elinde yüksek kömür stokları oluşmuş olması. Elbette ABD elindeki kömür stoklarını bir hayli ucuza dünya piyasalarına sunmakta. Krizde olan AB vd.leri de bunları satın almakta. ABD, karbon emisyonlarında giderek daha temiz göüntü vermekte. Ancak çevre kirliliğine neden olma konusunda, kazın ayağı hiç de öyle değil. Zira Avrupa’da İngiltere, Fransa, Almanya gibi ülkelerde kaya gazı aranması bile yasak. Neden? Zira bu gazın çıkartılması korkunç çevre kirliliğine neden olmakta. Başta yeraltı suları olmak üzere çevre hızla kirlenmekte. ABD kömür yerine gaz kullanarak karbon salınımlarını azaltmış görünse de öte yandan kendi içinde yer altı sularını büyük bir hızla kirletmekte. ABD, yakın gelecekte Avrupa, Japonya ve elbetteki en büyük rakibi olarak gördüğü Çin’i karbon emisyonları hakkında sıkıştırmak düşüncesinde. Bir yandan ucuz gaz kullanarak ekonomik avantaj elde ederken diğer yandan da karbon emisyonlarının üzerine giderek başta Çin ve Hindistan’ı köşeye sıkıştırmak istemekte.
 
Dünya ölçeğinde bu gelişmeler yaşanırken , bir taraftan da pek çok yeni doğalgaz rezervi devreye giriyor. Bu durum yakın gelecekte dünya doğalgaz fiyatlarını daha da düşürecektir. Türkiye, buna rağmen yakın geleckte pahalı anlaşmalara mahkum olmaya devam edecek gibi gözüküyor.
 
Yeni rezervler ile ilgili bir başka konu da Doğu Akdeniz’de bulunan rezervlerin durumu ve yaratacağı, neden olacağı siyasi gelişmeler. Doğuakdaeniz gazının yaratacağı gelişmeler enerjinin son zamanlarda savaşlara neden olmasının ötesinde belki de bir tür barışa da neden olabilir. Ancak bu konunun işlenmesi bu satırlara sığmayacağından bu günlük bir ara verelim ve o konuya da haftaya değinelim..
 
Not: Yayın hayatına yeni başlayan SOL Gazete’ye iyi yayınlar, başarılr diliyor, zaman elini bırakmasın diyorum.