Enerjide son gelişmeler üzerine...
KEMAL ULUSALER KEMAL ULUSALER

Kış yavaş yavaş yerini bahara terk ederken havalarda enikonu ısınmaya başladı. Her anlamda sıcak günlere doğru ilerlemekteyiz. İçerde ve dışarda zaten harlı bir süreç izleyen politik atmosfer bir hayli yakıcı ve yıkıcı. Önümüzdeki üç ay önemli gelişmelere gebe görünüyor. Dervişler zamanın tespihini çeke dursunlar biz hayatın çatlaklarından neler akıyor, kısa bir Dünya turu atarak bir bakalım.

Yakın çevremizden, şöyle dolayımızdan yola çıkarsak, iki önemli gelişme bölgesi öne çıkıyor; hemen güneyimizdeki Irak/Suriye ve Doğu Akdeniz…

İki hafta önce gerçekleşen Barzani ziyaretinden söz etmiş, gelişmelere dikkat çekmiştim. IŞİD’in bölgeden temizlenmesinden sonra Musul ve Kerkük tartışmaları ivme kazanacak gibi. Kerkük konusunda Erbil ve Bağdat arasında petrol kavgası şimdiden kızışmış durumda. Barzani’nin son Bağdat ziyaretinde varılan anlaşma Irak’ın günlük 100 bin varil petrolü Kerkük’ten Ceyhan’a göndermesini, elde edilen gelirin % 50’sini de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne (IKBY) vermesini öngörüyordu. Ancak bu % 50 IKBY’ye yetmiyor olacak ki geçtiğimiz günlerde Kerkük’ten Ceyhan’a petrol akışı nota babında kısa süreliğine durduruldu. KYB Başkanlık Konseyi Üyesi ve Kerkük Teşkilatı sorumlusu Aso Mamend; “ Bağdat’a Kerkük petrollerinin Kerküklülere ait olduğunu göstermek için pompa istasyonuna girip akışı kestik.” dedi. Mamend devamla;” 2,5 yıldır buradaki petrol yataklarını biz koruyoruz. Kentin ihtiyaçları karşılanmıyor. Anlaşmaya göre kentte rafineri inşa edilip işsiz binlerce genç istihdam edilmeliydi. Bağdat isteklerimizi bir hafta içerisinde yerine getirmezse, Kuzey Petrol Şirketi’ni Kerkük’ten çıkarırız.” Görüleceği üzere bağımsızlığa giden yolda, Kerkük petrolleri konusunda IKBY Bağdat’ı devreden çıkarmak üzere… Ve elbette ki damat şimdiden yeni tanker siparişleri vermeye başlamıştır bile…

Irak’ta durum bu iken öte yandan Doğu Akdeniz giderek bir enerji havuzuna dönüşmekte. Gaz ve petrol aramaları Mısır, Kıbrıs, İsrail, Lübnan ve Türkiye münhasır ekonomi bölgelerinde hızla sürmekte. Yeni ve büyük rezervlerin duyurulması an meselesi. ENİ önümüzdeki beş yılda Mısır’a 10 milyar dolar yatırım yapacak. BP ise 2016 yılında küresel çapta en büyük yatırımını Mısır’da yaptı. Shell ve diğerleri de benzer durumda.


Öte yandan Kıbrıs, ada çevresindeki doğalgaz sahalarındaki 3. Parti ruhsatlandırma görüşmelerini tamamladı. Enerji Bakanı Yiorgos Lakkotrypis, 6. Blok için ENİ - Total, 8. Blok için ENİ ve 10. Blok için ExxonMobil – Katar Petroleum Konsorsiyum’u ile anlaşmaya varıldığını açıkladı. Büyük bir ihtimalle bu hafta sonuna doğru bu anlaşmalar Kıbrıs Hükümeti’nce onaylanacak. Türkiye, bilindiği üzere münhasır ekonomik bölge konusunda Kıbrıs ve Yunanistan ile sorun yaşamakta. Kıbrıs’ın faaliyet yürüttüğü kimi bölgelerde hak iddia etmekte. Gelişmeler bu minvalde ilerlerken Enerji Bakanı Albayrak’ta;”Türkiye için artık bir çok alanda daha önemli hamlelerin yapılması gereken bir sürece giriyoruz. Bu yıl Karadeniz ve Akdeniz olmak üzere arama ve sondaj konularında önemli hamlelerimiz olacak. Birinci sismik gemimiz Barbaros Hayrettin’den sonra ikinci gemimiz ile Akdeniz ve Karadeniz sularında daha aktif arama sürecimizi başlatacağız. ” diyerek ‘hamle’ politikalarını açıkladı. Bu durum yeni bir çatışmayı getirir mi? Avrupa’da ( Hollanda, Almanya, İsviçre vd. ile) yaşanan son kriz de göz önüne alındığında zaten Suriye’de batağa saplanmış bir Türkiye için yeni bir çatışma sıkıntıyı daha da büyütmekten öte bir anlam taşımıyor. Avrupa’ya faşist/nazi suçlamaları, bir NATO ülkesi iken Rusya ile füze anlaşması yapmayı gündeme getirip batıya blöf çabaları beyhude çırpınmalardan öte bir şey olmasa gerek. Kabesi para olan AKP ve malum şahıs için giderek derinleşen ekonomik kriz ortamında yeni gelir kaynakları oluşturmak en önemli unsurdur. Dün dündür politikasında Demirel’i çoktan sollayan Erdoğan için dünkü düşmanının bugün dost olması işten bile değildir. Putin ve İsrail ile yaşananları bir anımsayın!.. Üstelik İsrail Ankara Büyükelçisi Etian Naeh’in geçtiğimiz günlerdeki; “ Hedefimiz, İsrail ile Türkiye arasındaki ticaret hacmini ikiye katlayıp 8 milyar dolara çıkarmak.”derken Öte yandan İsrail gazının Türkiye üzerinden taşınması gündemde, ancak bunun için kimi şartların olgunlaşması gerekiyor; Kıbrıs ile anlaşma sağlanması gibi… Zaten büyükelçi de buna atıfta bulunarak;” Kıbrıs sorunu çözülürse enerji işbirliği hızlanır.” demiş bulunmakta. Dolayısıyla Erdoğan’ın esip gürlediğine bakmayın siz konu enerji ve enerji üzerinden gelecekler ( zira ayakkabı kutuları epeydir boş durmakta) söz konusu olunca her şey değişir.

•••

Bölgemizde hal böyle iken enerjideki küresel gelişmelere bir bakacak olursak;

»Daha önceki yazılarda da belirttiğim gibi Suudi Arabistan giderek çözülmekte. Vahabilerin şeriatçı düzeni artık dünyanın gerisinde kalmış durumda, bunun sıkıntılarını yaşıyor. Ancak daha önemlisi ekonomik olarak da bir iniş sürecinde. Enerji başta olmak üzere yapılan zamlardan ve enflasyondan söz etmiştik. Bu günler de belirli ürünlere % 5 katma değer vergisi koyma çabalar var. Bilindiği gibi ülkede daha önceleri vergilendirme yok gibiydi. Artık Suudilerde vergi ile tanışmaya başladı. İşte bu Suudi Arabistan çıkış aramakta ve bunu da en önemli ihraç ürünü olan petrolün fiyatlarının arttırılmasında görmekte. Bu nedenle Suudi Arabistan, Körfez müttefikleri BAE, Katar ve Kuveyt’le petrol fiyatlarının 60 dolar seviyelerine çekilmesini istiyor. Bu günlerde 55 dolar seviyelerinde seyreden petrolün OPEC ve OPEC dışı ülkelerinde katılmasıyla 60 dolarlara çıkması beklenen bir gelişmedir. Ancak yıl boyunca olağan dışı politik gelişmeler yaşanmazsa petrol fiyatlarının bir plato eğrisi izleyeceği beklenen bir durumdur.

Hava kirliliği dolayısıyla Çin ve Hindistan kömürden gaza geçiş eğilimindedir. Trump ABD’si, Polonya ve Türkiye gibi ülkeler ise kömüre daha fazla yer ayırma eğilimindeler.

Doğalgaz piyasasında LNG giderek ivme kazanıyor gibi gözükürken yenilenebilir de aynı durum söz konusu. Özellikle güneşte…

Nükleer Türkiye gibi istekli bir iki ülke dışında inişini sürdürmekte.

Teknolojik gelişmeler şaşırtıcı bir hız kazanmış durumda. Özellikle ulaşım alanında. Elektrik ve hidrojen çalışan araçlar giderek daha çok satıyor. Sürücüsüz araçlar ve hava/kara hibrid ulaşım araçları yakın gelecekte hayatımızda daha çok yer kaplayacaklar. Çin’de elektrik ve prizli hibridler geçen yıla göre %:85, ABD’de % 36 arttı. Almanya yüksek hızlı şarj istasyonlarına önümüzdeki dört yılda 320 milyon dolar yatıracak. Norveç’te elektrikli araçların satışındaki pay % 25, Hollanda da ise % 10 seviyesini bulmuş durumda. Tabi bu durum önümüzdeki süreçte elektriğe olan talebi arttıracaktır. Çözüm ise güneşte görünmekte.

Öte yandan enerjide küresel kapitalizmin tahribatı da hızla yayılmakta. Bir yandan çevre sorunları büyürken diğer yandan da enerjiye ulaşım giderek daha da zor bir hal almakta. Enerji yoksulluğu giderilemediği gibi, gelişmiş ülkelerde dahi yakıcı bir sorun olarak kendini hissettirmekte. Her yıl İngiltere’de kış aylarında yaz aylarından daha çok kişi ölüyor. Fark 44.000 ölümün büyük bir bölümü yakıt giderlerini karşılayamayan İngiliz emeklileri. Ayrıca hızla artan elektrik tedarikçilerinin mağdur ettiği binlerce tüketici de bir başka sorun. Yaşanan GB Energy iflasından sonra İngiltere tedarikçi olmanın şartlarını zorlaştırma yoluna gidiyor. Bu günlerde Türkiye’de promosyonlarla birlikte piyasaya giren tedarikçilere karşı otoriteler şimdiden tüketiciyi uyarma ihtiyacı duyuyor. Beklenen bizde çok daha vahim sonuçların vuku bulacağıdır.

Görüleceği üzere biz tüketiciler yönünden durum pek de parlak gözükmüyor.