Enerjide teslimiyetin tablosu
13.09.2017 09:41 EKONOMİ
Enerjide tümüyle dışa bağımlı hale getirilen Türkiye’de bir yandan özel şirketler eliyle kamu yararı hiçe sayılırken, diğer yandan altyapı yatırımları yetersiz kalıyor ve fatura çok daha kabarıyor

SEMİH GÜVEN - @semihguvenn
[email protected]

Türkiye ekonomisinin enerjiye olan bağımlılığı ve hükümetin sektörün kaderini özel sektöre ve yabancılara terk etme politikası tüm hızıyla sürüyor. Enerji dağıtım şirketlerini ele geçiren özel sektör, arkasına aldığı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ile birlikte kamu yararı gözetmeksizin tüketiciler aleyhine uygulamalara hız veriyor. Alternatif enerji kaynaklarına yatırım söylemiyle ihaleler bir bir yabancılara verilirken, uluslararası gaz aktarım anlaşmalarıyla Türkiye ithalatta yabancı ülkelere daha da bağımlı hale getiriliyor. Türkiye'nin enerji potansiyeli yandaş şirketler eliyle heba ediliyor.

Türkiye’nin ham petrol üretimi 1991 yılında 4,5 milyon tonken, bu rakam 2015-2016 yılları arasında 2,5 milyon tona düştü. Üretimin tüketimi karşılama oranı ise sadece yüzde 6,4 olurken, Türkiye ham petrolde yüzde 93,6 oranında dışa bağımlı durumda

TMMOB Makina Mühendisleri Odası Enerji Çalışma Grubu tarafından hazırlanan Eylül 2017 Türkiye Enerji Görünümü Sunumu, hükümetin enerjideki yanlış uygulamalarını tüm yönleriyle ele alıp çözüm önerilerini sıraladı. Sunumda özetle şu bilgilere yer verildi:

Altyapı yetersiz, elektrik iletimi sorunlu
» 2002-2015 döneminde elektrik üretimi yüzde 102, toplam kurulu güç yüzde 130 oranında arttı. Ne var ki, artan bu kurulu gücü iletecek iletim hatlarında yeterli artış yapılmadı. Doğu Karadeniz’de ve Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da üretilen ve bölgesel ihtiyacın üzerinde olan elektriği tüketimin fazla olduğu Marmara ve Ege Bölgelerine ve Trakya’yı Çanakkale Boğazı’nın altından Güney Marmara'ya bağlayan iletim hatları yetersiz. İletim şebekesindeki bu kısıtlardan ötürü Anadolu’nun doğusundan ve kuzey doğusundan Batıya elektrik iletiminde ciddi darboğazlarla karşılaşılmakta ve elektrik kesintileri uygulanmakta.

Borç yükü çok fazla, kriz çıkabilir
» Merkez Bankası verilerine göre, toplam yabancı para kredilerinin dağılımına bakıldığında yüzde 26'lık imalat sanayiinin ardından enerji yüzde 17'lik oranla ikinci sırada geliyor. Sektörün 35 milyar doları aşan borçlarının ödenmesinde sorunlar yaşanması ciddi bir risk olarak öne çıkmış durumda.

» Enerji projelerde aşırı yığılma var. Ağırlıklı olarak doğal gaz ve kömür santral projelerine yapılan yatırımlarda geri dönüşü mümkün olmayan aşamaya gelmemiş olan yatırımların büyük çoğunluğundan vazgeçilebilir.

2002 yılında elektrik üretiminde yüzde 59,8 paya sahip kamunun 2016 yılındaki payı yüzde 16,9’a kadar düştü. Türkiye’nin elektrikteki kaderi özel sektörün eline verildi

Özelleştirmeler tekeller oluşturuyor
» Elektrik üretimi, toptan satışı ve dağıtımında, rekabet getirileceği gerekçesiyle kamu varlığı özelleştirmeler eliyle yok edilirken, dağıtımda tek bir özel sektör şirketler grubunun, sektörün yüzde 30’unu kontrol altında tutabilmesi, rekabet hukukuna 'uygun' görülebilmektedir. Kamu tekeli yerini, hızla az sayıda özel tekele bırakıyor. Özel şirketler, tarifelerde tüketici aleyhine, yatırımcı lehine yeni düzenlemeler istiyor. EPDK, yalnızca kayıp/kaçak oranının yüksek olduğu bölgeler için değil; tüm dağıtım bölgelerinde özel şirketlerin lehine, tüketicilerin aleyhine, yeni bazı düzenlemeler yaptı..

HES değerleri abartılıyor
» Türkiye'de hidroelektrik potansiyelinden daha fazla bir proje stoku bulunuyor. Birçok HES projesinde su değerlerinin doğru olmadığı, öngörülen kurulu güç ve üretim rakamları abartılı. HES projeleri, fizibilite aşamasından başlayarak, inşaat ve işletme aşamalarını kapsayacak biçimde, bilimsel, teknik, hukuksal ve mesleki etik gereklilikleri yanı sıra, toplum çıkarı açısından da denetlenmeli. Sorunlu, verimsiz ve bölge halkının istemediği projeler iptal edilmeli.

Halk istemiyorsa santral kurulamaz
Son zamanlarda Karaburun, Bodrum vb yörelerde yerleşim yerlerine kurulmak istenen türbinler, bölge halkının protestolarına neden oldu. Rüzgâr türbinlerinin konulacağı yerlerin seçiminde ve erişim yolları ile iletim şebekesine bağlantıların yapımında; fiziki ve sosyal çevre dikkate alınmak, toplum yararı gözetilmek zorunda. Ağaçlar kesilmek yerine, başka yere taşınmalı, bölgenin bitkisel dokusuna uygun yeni ağaçlandırma yapılmalı, kesilen ağaçların on katı kadar ağaç dikimi ve bakımından, lisans süresi boyunca yatırımcı şirketler sorumlu tutulmalıdır.

Güneşe sırt çevrildi
» Güneş enerjisinden elektrik üretiminde dünya ortalaması 1. İtalya elektrik üretiminin yüzde 8’ini, Yunanistan yüzde 7,5’ini, Almanya yüzde 6,7’sini karşılarken, kadim güneş ülkesi olan Türkiye ise sadece binde 5'ini güneş enerjisinden elde ediyor. Güneş enerjisi potansiyelinin elektrik amaçlı kullanımında Türkiye'nin bilimsel, kalıcı bir politikası yok. Güneş enerjisi ile elektrik üretimine birçok ülkede çatı uygulamalarıyla başlanılmış olmasına rağmen Türkiye'de bu yol tercih edilmedi.

Yerli ekipman üretilmeli
» Güneş ve rüzgâra dayalı elektrik üretiminde yerli ekipman kullanımını desteklemek için açılan Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihalelerini doğru bir adım olarak değerlendirmek için bütüncül bir strateji, plan, program ve eylem planın varlığı gerekir. Güneşe dayalı elektrik üretimi için gerekli ekipmanlar (Silikon, ingot, hücre, modül,inverter,cam, eva, backsheet, ribbon , bağlantı kutusu) ve çeşitli tamamlayıcı mamullerin tümünün; Güneş YEKA ihalesini üstlenen şirketler tarafından imal edilmesi mümkün değil. Bunun için de yerli enerji ekipmanları üretimi için platformlar oluşturulmalı ve Başbakanlık tarafından desteklenmeli.

Yabancı anlaşmalar ulusal çıkarlara aykırı
» Ulusötesi şirketlere boru hattı tesis ve işletme hakları verilmesi ülkenin egemenliğine müdahale nedenlerini doğurur. BOTAŞ ortak da olsa, başka bir devlete, o devletin ulusal ve çokuluslu kurumlarına ve ulus ötesi şirketlere, ülke toprakları üzerinde boru hattı tesis ve işletme hakkı verilmesi ulusal çıkarlara aykırıdır. Türkiye'nin egemenlik haklarını ve iletimdeki BOTAŞ tekelini zaafa uğratacak olan hiçbir uluslararası projeye izin verilmemesi, TANAP, TURANG, Türk Akımı vb projelerin yeniden ele alınması gerekir.

2015 yılı itibariyle Türkiye, doğalgaz ithalatında dünyada beşinci, petrol ithalatında 13’üncü ve kömür ithalatında yedinci sırada. Toplam enerji ithalatında ise Türkiye, 10’uncu sırada yer alıyor

Nükleerle Rusya'ya bağımlılık artacak
Akkuyu ve Sinop Nükleer Enerji Santralı (NES) projelerini takip edecek, denetleyecek kurumlar oluşturulmadı. Elektrik Üretim anonim Şirketi (EÜAŞ) ve Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) başta olmak üzere ilgili kurumlarda nitelikli kadrolar etkisizleştirildi. Yakıtından, teknolojisine, yapımına ve işletilmesine kadar her konuda Rus şirketlerine bağımlı Akkuyu NES projesi, taşıdığı tüm olumsuzlukların ve risklerin yanı sıra, enerjide genel olarak dışa bağımlılığı, özel olarak Rusya’ya bağımlılığı artıracak. Türkiye'nin nükleer enerji gibi stratejik bir konuda, deneme-sınama alanı yapılması kabul edilemez. Türkiye, nükleer enerji konusunda bilgi birikimini artırmalı. Orta ve uzun vadede yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının elektrik ihtiyacını karşılamakta yetersiz kalma olasılığına karşı, enerji planlamasında; ancak risklerin tümüyle ortadan kalktığı, yeni teknolojilerin geliştiği ve atık sorununun tam olarak çözüldüğü koşulların oluşması halinde nükleer enerjiden yararlanma imkânlarını öngörmelidir.

***

Enerji ihtiyacı nasıl karşılanmalı?

Raporda, Türkiye’nin artan elektrik ihtiyacının karşılanması için yapılması gerekenler şöyle sıralandı:
» Enerjinin daha verimli kullanımı sağlanmalı.
» Mevcut santrallarda gerekli bakım, onarım, iyileştirme, yenileme çalışmaları ile atıl kapasiteler kullanılmalı.
» Santral verimleri yükseltilmeli.
» Bütün bu düzenlemeler artan ihtiyacı karşılamıyorsa, o zaman ihtiyacın, başta rüzgâr ve güneş olmak üzere, yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı yeni santral projeleri ile karşılanması gerekir.
» Verili koşullarda, yeni ithal kömür santral projelerine izin verilmemeli, lisans almış olan projelerden yükümlülüklerini yerine getirmeyenlerin lisansları iptal edilmeli.
» Mevcut ve yatırımı süren kömür yakıtlı santrallara, yasal hilelerle; “çevreyi kirletme ve kirletmeye devam etme hakkı(!)” kesinlikle tanınmamalı ve elektrofiltre, baca gazı arıtma (de-sülfürizasyon, azot oksit giderme), atık su arıtma, atık küllerin bertarafı vb. yatırımlarını çok ivedi olarak yapmaları ve bu sistemleri etkin ve verimli bir şekilde çalıştırmaları sağlanmalı. Bu yatırımlar tüm yeni projeler için de zorunlu olmalı.

***

Üretimde pay nasıl olmalı?
MMO Enerji Çalışma Grubu’nun önümüzdeki 10-15 yıl içinde önerdiği hedefler şöyle:

Doğalgazın elektrik üretimindeki payı yüzde 32,1’den yüzde 20-25’e, yüzde 19,1 olan ithal kömürün payı yüzde 5-10’a, yüzde 0,9 olan fuel oilin payı yüzde 0’a inmeli. Yüzde 14,1 olan yerli kömürün payı yüzde 20-25’e yükseltilmeli. Yüzde 24,6 olan hidroelektrik üretiminin payı yüzde 20-25 arasında kalmalı. Rüzgâr, güneş ve jeotermal gibi yenilenebilir temiz ve çevreci enerji kaynaklarının elektrik üretimindeki payı yüzde 8,6’dan yüzde 20-25 aralığına yükseltilmeli.