“Entel” Oyvermez Partisi
L. DOĞAN TILIÇ L. DOĞAN TILIÇ

Yurtdışındaki 60 ülkede, 123 temsilcilikte oy verme işlemlerinin sona erdiği Salı günü bir okur mesaj atmış; “Bu sefer oy kullandım. Sizin yazdığınız gibi…” demişti.

“Bu sefer” dediğine göre, daha önce oy vermeyen bir seçmen. Üstelik yaşadığı şehirden kalkıp bir başka şehirdeki sandığa kadar giderek oy verdiğine göre bayağı zahmete girmiş…

“Sizin yazdığınız gibi…” diyerek de kime oy verdiğine işaret etmiş ama ben hiçbir yazımda okura doğrudan şu partiye ya da bu partiye oy verin demedim. Demem.

Hele de BirGün okuruna… Bilirim ki onlar arasında benden iyi siyaseti okuyup yön tayin edebilenler var.

24 Haziran için burada sadece basit bir matematiği paylaştım. Adaylar belli olmadan evvel sürekli çatı adayın yanlışlığını, ne kadar çok aday çıkarsa o kadar iyi olacağını, her partinin kendini en iyi temsil edecek adayla yarışa katılmasının doğru olduğunu yazıp durdum.

Sonrasında ise, parlamento aritmetiğinin muhalefet lehine olması için HDP’nin barajı geçmesi gerektiğini ve ikinci turda da Erdoğan’ın karşısındaki aday etrafında toplanmak gerektiğini yazdım. Hemen her BirGün okurunun bu hesabı yaptığına eminim ve bunu yazmakla önemli bir şey demiş olduğumu da sanmıyorum.

Ha, bir de mutlaka sandığa gitmek gerektiğini, katılım ne kadar yüksek olursa muhalefetin şansının o kadar yükseleceğini yazdım.

19 Haziran’da yurtdışı temsilciliklerinde oy kullanımı sona erdi. Gümrük kapılarında ise 24 Haziran saat 17.00’ye kadar devam edecek. YSK’nin açıkladığı rakamlara ve o rakamlardan hareketle Anadolu Ajansı’nın hazırladığı haberin başlığına göre, yurtdışı seçmeni bir “rekora imza atmış.”

“Dış temsilciliklerde ve gümrük kapılarında 7 Haziran 2015 milletvekili genel seçimlerinde 1 milyon 56 bin, 1 Kasım 2015 milletvekili genel seçimlerinde 1 milyon 300 bin ve 16 Nisan 2017 halkoylamasında ise 1 milyon 400 bin seçmen oy kullanmış”ken; 19 Haziran akşamına kadar yurtdışı seçmen kütüğüne kayıtlı 3 milyon 47 bin 323 seçmenden 1 milyon 486 bin 408’i oy kullanmış.

Bu iyiye işaret, hele yurtiçi katılıma da yansırsa!

İyiye işaret, çünkü ihtimal siz de görmüşsünüzdür, sosyal medyada “Entel Oyvermez Partisi” diye bir video dolaşıyor ve oradaki analize göre oy vermeye gitmeyenlerin ezici çoğunluğu sandığa gitse CHP’ye oy verecek seçmen.

Bunlar eğitimli, geliri ortalamanın üstünde, fazla politik olmayan, daha çok merkez medyayı izleyen insanlar ve eğer 7 Haziran 2015 seçiminde katılım oranı yüzde 93.5 olabilseymiş CHP’nin oy oranı yüzde 32.02, AKP’ninki de 35.49 olacakmış.

Videoda, katılımın önemi vurgulanırken, 1988’de Şili halkının Pinochet’i devirebilmesi de referanduma katılımın yüzde 97’ye çıkmasına bağlanıyor.

Galiba o kadar basit değil ve oy vermeyenlerin oranının yüksekliği asıl olarak o insanları inandıracak, ikna edecek bir siyasal parti ve siyasal çalışma olmamasında. Yalnızca, “Bak sen katılmayınca değiştiremiyoruz” yaklaşımı yeterince güçlü bir yaklaşım değil.

Üstelik CHP’nin asıl sorun yaşadığı yerler “entel” diye profili çıkarılan hali vakti yerinde seçmenlerin oturduğu bölgeler değil, varoşlar.

Solcular sandığa gitmiyor, memleketin kahir ekseriyeti sağa oy veriyor diye Ekmeleddin yönelişlerinin de “sol seçmen”in katılım isteksizliğinde etkisi olsa gerek.

Öte yandan, her türlü melanetin okumuş yazmışlığa yıkıldığı ve böyle insanların da “entel” diye aşağılandığı bir memlekette oy vermeyenleri tanımlayacak başka pek çok sıfat da bulunabilirdi ve o kesimi “entel partisi” olarak nitelemek hoş değil.

Yine de, + 1 Sensin, + 1 Tamam çağrısını önemsiyorum!

İnce’nin performansının seçime katılımı yükselteceği ve eğer Gül gibi bir çatı adayı tercih edilseydi nasıl bir sonuçla karşılaşılacağı şimdiden görülüyor. İşte o zaman oy vermeyenler partisi çok daha yüksek yüzdelere ulaşacaktı.

Evet, şunun şurasında üç gün kaldı… Entel falan gibi nitelemeleri bırakıp katılımı artırmak için elimizden geleni yapalım.

+ 1 Sensin. + 1 önemli. O + 1, YETER demenin de, TAMAM’ın da garantisi olabilir!

Haziran’ın çağrısında dendiği gibi; tek adam rejimine Hayır demenin, Hayır’ı Tamam’a erdirmenin yolu, 24 Haziran’da oy vermek ve sandıklara sahip çıkmaktan geçiyor.