Erik candır, can, eriktir!
FERİDUN NADİR FERİDUN NADİR
Böyle kendiliğinden özel mezelerden bir tanesinin mevsimi geldi: Erik. Erik bir arzu nesnesidir. Müthiş bir meyvedir. Lezzeti çoktur. Erik de rakı gibi bu topraklara, hatta tam olarak Anadolu’ya aittir. Buralardan çıkıp bütün dünyaya yayılmıştır. Rakının çok iyi arkadaşıdır.

Erik
çiçek açtığında
cehennem donar.

Kobayashi İssa


İşin rutini şöyledir: Yemeğinizi seçersiniz, sonra o yemeğe içki seçersiniz. Rakıda işler böyle yürümez. Rakınızı seçmezsiniz. Zaten sevdiğiniz bir rakı vardır. O rakıyı gider alırsınız. Sonra ona gününüze, meşrebinize, masanıza, içinde bulunduğunuz mevsime, temel olarak kafanıza göre meze seçersiniz.

Ezcümle “rakı sofrası” hakikaten rakı sofrasıdır. Örneğin şarap sofrası aslında bilmemne yemeği sofrasıdır. Dünyada bir tek rakının kölesi sofradır.

RAKI GASTRONOMİSİ
Hal böyle olunca devasa bir “rakı gastronomisi” oluşmuştur. Bu konuda biliyorsunuz görüşler muhteliftir. Haddim değil kimsenin ne yiyeceğine karışmak. Ben şunu bilir şunu söylerim: Rakı sofrası karın doyurma yeri değildir. Rakı masası yemek masası değildir. Rakı masası muhabbet masasıdır. Atıştırmalıktır üzerindekiler. Buyrun, atıştırın.

Sofrası iki beyaz leblebiden ibaret ağabeylerimiz meşhurdur. Takıntılı akşamcılar vardır. Ankaralı Oğuz abimiz vardı, maydanoz söğüşten başka meze kullanmazdı. Ben sadece ince kıyım sarmısaklı, zeytinyağlı, limonlu rokayla rakı içmeye bayılırım.

ÇİLİNGİRDE YARATICILIK
Mezelerin rakıya köleliği yaratıcılığı da zorlamıştır. Malum, rakıya yapacak bir şey yok. Sofrayla oynamak adettendir dolayısıyla.

Ben bir ara plastik yoğurt kaplarında roka yetiştirirdim. Rakı sofrasına doğrudan koyardım plastik yoğurt kabını. Üzerinde bebek rokalarla. Oh. Limonu toprağa sıkıyorsunuz, rokayı hem yıkıyor hem ekşitiyor. Koparıp yiyorsunuz. Kütür kütür. Taze taze. Hatta en taze. Toprakla ağzınız arasında bir saniye filan geçiyor.


RAKI VE ERİK
Erik de rakı gibi bu topraklara, hatta tam olarak Anadolu’ya aittir. Buralardan çıkıp bütün dünyaya yayılmıştır. Rakının çok iyi arkadaşıdır. Buzlu badem, erik, roka, bunlar kolay rakı mezeleridir. Hem de en sofistike rakı mezeleri kadar lezzetlidirler.

Kimse kızmasın ama beyaz peynir-kavun klişesine de tercih ederim şahsen.

BİR ARZU NESNESİ: ERİK
Böyle kendiliğinden özel mezelerden bir tanesinin mevsimi geldi: Erik.

Erik bir arzu nesnesidir. Müthiş bir meyvedir. Lezzeti çoktur. Rakıyla gider, rakısız gider, kahvaltıda gider, öğleden sonra gider. Her durumda gideri vardır. Karnınız ağrıyana kadar yiyebilirisiniz. Erik candır. Tek rakibi çağla bademdir. Gelir, birkaç ay ya kalır ya kalmaz, gidiverir.

ERİK MİLLİYETÇİLİĞİ
Çeşit çeşit erik var malumunuz. Bütün dünyadaki erik çeşitlerinin sayısı, 2.000’den fazlaymış. Sadece Türkiye’de yetiştirilen çeşitlerin sayısı da 200’ün üzerindeymiş. Ama mürdüm eriğiymiş, maltaymış, sarısı moruymuş kenara çekilsin. Erik milliyetçiliği iyidir: Yeşil erik. Can eriği olur, papaz eriği olur. Yeter ki yeşil olsun, sert olsun, bizim olsun.

Erik kompostosu, erikli tart filan ben tanımam kusuruma bakmayın. Kaştaki Ruhibey Meyhanesi’nin erikli kabak mezesi harikadır. Ama buradaki erik bizim erik değildir. Mürdüm eriğidir.

HER YİĞİDİN BİR ERİK YİYİŞİ VARDIR
Her yiğidin kendine göre bir erik yiyişi vardır. Tuza batırarak yahut üzerine tuz dökerek yemekte serbesttir herkes. Ama esası batırmaktır, bandırmaktır, bulamaktır. Hele tuz kaya tuzuysa of.

Hem bence erik ısırarak yenilmemelidir. Müsaadenizle bir tarif vereyim: Tercihen dalından koparılmış erik, ilk hareket olarak tuza batırılır. Akabinde bütün olarak ağza atılan eriğe yapılacak ilk işlem onu ısırmaktır. Ama sakince. Bir diş, iki diş derken suyunu yerçekimine terk etmektir. İlk erik suyu kafilesi boğazınıza ulaşırken yalnız kalmasın diye biraz ritm kazanmaya başlamanız gerekir. Artık kütür kütür ısırmaya devam etmelisiniz ki suyun bir müddet devamlılığını sağlayasınız. Eriği öğütmeye başladınız. Erik suyu boğazınıza akmaz olunca ağzınızda parçalanmış erik posasını da mideye gönderme vakti gelmiştir. İtiraf edin ağzınız sulandı değil mi?

FERİDUN ERİK CACIĞI
Cacık harikulade bir mezedir. Salatalığın ince kıyıldığı, rendelenmediği, yoğurdun muhakkak inceltildiği, koyu bırakılmadığı, tabii su gibi de yapılmadığı bir cacık güzel bir cacıktır. Üzerine bir tutam dereotu, biraz zeytinyağı gezdirmek kaçınılmazdır.

Bu cacık var ya. İşte bu cacıktan çıkarın salatalığı, yerine erik koyun. Eriği mümkünse bıçakla kesin, zor oluyorsa rendeleyebilirsiniz. Datça’da badem cacığı yedim, enfesti. Fakat erik cacığı kendi yaptıklarım dışında hiç yemedim. Benim keşfim olduğunu söyleyebiliriz sanırım. Buradan meyhaneci kardeşlerime menülerine koymalarını şiddetle öneririm.

ERİKTEN GİRİP SÜLEYMAN DEMİREL'DEN ÇIKMAK
Gülgiller çok zengin bir familya. İçine bakınca pek çok şey görülür. Zorlarsa Ispartalı Süleyman Demirel gören bile çıkabilir. İyimser birisi gülgillere bakınca yeşil erik görür. Erik, gülgiller (Rosaceae) familyasından Prunus cinsinden meyvesi yenen bazı ağaç türlerinin ortak adı… Söylediğimiz gibi bütün erikler ilgilendirmiyor, ayrı.

ERİĞİN ZARARLARI
Her şeyin fazlası zarardır. Erik yemeye fazla kaptırmak da zarar verebilir. Diğer pek çok şeyi unutacağınız, önem sıranız değişeceği, adeta narkotik bir etkiye kapılacağınız için dikkat: Erik rutininizi bozabilir.

Düşününce ağızda sulanma, diş kamaşması gibi yan etkileri vardır. Sabra açık bir meyve değildir. Satın aldıktan sonra yıkamaya kadar beklenemez. Derhal tüketilir. Dolayısıyla mikrop kapmaya uygundur.