Eski Erbil Başkonsolosu Aydın Selcen: Esas sorun olan devletin imkânlarıyla kampanya
13.03.2017 07:50 GÜNCEL
‘Krizin çıkmasında Türkiye’nin referandum, Hollanda ve Almanya’nın seçim süreçlerinde bulunması başat rol oynasa da esas sorun kanunla yurtdışında propaganda yapılması yasaklanmışken, devletin imkânlarının siyasi kampanya için tbir parti tarafından kullanılmasıdır

HÜSEYİN ŞİMŞEK

Almanya, Hollanda, Avusturya ve İsveç başta olmak üzere AB ülkeleri ile yaşanan krizde tansiyon giderek yükseliyor. Eski diplomatlardan eski Erbil Başkonsolosu Aydın Selcen yaşanan krizi BirGün’e değerlendirdi. Her egemen ülkenin kendi toprakları üzerinde farklı ülkeden gelecek resmi şahsiyetleri siyasi faaliyetleri üzerinden ulusal güvenliği kadarıyla veya farklı nedenlerle tasarrufta bulunabileceğini ifade eden Selcen, gidilecek ülkeye tüm bilgilerin doğru kanallar üzerinden verilmesi gerektiğini ifade etti.

‘Alışılmışın ötesinde’
Diplomatik nezaket gereği Bakanların tasarlanmış faaliyetleri hakkında gerekli tüm bilgilerin zamanında paylaşılmasının gerekli olduğuna işaret eden Selcen, yaşanan gelişmelerin “alışılmışın ötesinde” olduğunun altını çizdi. Selcen, “Özellikle Hollanda’da Rotterdam Başkonsolosluğu’nun karantinaya alınması, Aile Bakanı Kaya’nın ‘istenmeyen kişi’ ilan edilerek polis refakatinde sınır dışı edilmesi olabilecek en sert tepkilerdir. İşin bu noktaya nasıl geldiği belki ilerleyen günlerde belirginleşir” dedi.

Hollanda ve Almanya krizlerinde, karşılıklı diplomatik teamüllere uyulmamasının doğurduğu iletişim kopukluğu kadar, Türkiye’nin referandum, Hollanda ve Almanya’nın seçim süreçlerinde bulunmasının etkilerinin büyük olduğunuvurgulayan Selcen, “Diplomaside kimin neyi nasıl söylediği, politik ve tarihsel konjonktür, kağıda yazılı Viyana Konvansiyonu gibi protokoller kadar, hatta onlardan daha fazla önemlidir” diye konuştu.
Avrupa Birliği’nin yardımları askıya almasından öte, Türkiye’nin kurucu üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nde yeniden denetime tabi kılınma tasarısının ilgili komisyonda kabul edilmesi ve Konsey’in nisan ayında alacağı kararla denetimi uygulamaya geçirecek oluşunun büyük öneme sahip olduğuna dikkati çeken Selcen, “Soğukkanlı, sağduyulu ve kamu yararını önceleyerek bir an önce doğru, yapıcı adımları atmamız yerinde olacaktır” ifadelerini kullandı.

‘Malımızla kampanya’
AKP’nin yurt içinde alışılagelmiş “kutuplaştırıcı” politikasını yurt dışına taşımasının referandumda “evet” oyunu artırmaya yeterli olup olmayacağı konusunda öngörüde bulunmak için erken olduğunu dile getiren Selcen, “Ancak kanunla yurtdışında propaganda yapılması yasaklanmışken, hepimizin malı olan devletin imkânlarının siyasi kampanya için tek bir partiye tanınması zannımca esas sorunu teşkil etmektedir” dedi.

Avrupa’daki sağ iktidarların yükselişinin ardından yurt dışında yaşayan Türkiye vatandaşlarının krizden nasıl etkileneceğine yönelik de konuşan Selcen, “Entegrasyon ve asimilasyon, sömürgeci geçmişin mirası, ulusal kimlik gibi konular Avrupa’da belli başlı tartışma konuları olacağa benziyor. Ben, hukukun işlediği yerde hoşgörünün dekoratif bir kavram olduğuna inanıyorum” dedi.

‘Önemli olan tartışma’
Selcen, Avrupa’daki ve ABD’deki siyasal gelişmelere ilişkin de şu tespitlerde bulundu:
“Avrupa ve ABD’de popülizmin yükselişi üzerine çokça yazılıyor. Ancak ABD’nin güçlü kurumları ve federal yapısı, gereken denge-fren ödevini yerine getirmeye başladı. Örnek olarak, yarı başkanlıkla yönetilen Fransa’da da henüz kırk yaşına gelmemiş ve daha önce hiç bir seçime girmemiş hatta Sosyalist Parti’ye üye dahi olmamış Emmanuel Macron çok akılcı merkezci önerilerle seçimi kazanmanın en güçlü adayı gibi duruyor.
Almanya’da da 10 yılı aşkın bir süreden bu yana ilk kez Martin Schulz’un liderliğe gelmesiyle SDP’nin popülaritesinin kamuoyu yoklamalarında Hristiyan Demokratları geçtiği gözüküyor. Önemli olan bütün bu konularda akılcı, çoğulcu, katılımcı ve özgür tartışma ortamının bulunması.”