Eski Güzel Ev Hikayesi ve Ali Bulaç
BİLGE SEÇKİN ÇETİNKAYA BİLGE SEÇKİN ÇETİNKAYA
Bir yandan feministlerle polemik yapmanın cazibesi diğer yanda kadınlara akıl öğretmenin dayanılmaz hafifliği.
Bir yandan feministlerle polemik yapmanın cazibesi diğer yanda kadınlara akıl öğretmenin dayanılmaz hafifliği. Hangisi daha çekici bilinmez. Ama sonuç bir yazılar serisi. Bir erkek olarak bu denli iyiliğimizi istemesi, bu denli bizi düşünmesi hakikaten takdire şayan Ali Bulaç’ın(!) Belli ki sadece kendinden menkul değil bu iyiliğimizi isteme hali. Aynı zamanda örneğin AKP hükümetinin de ne nebze iyiliğimizi istediğini, bunu nasıl politikalarına yansıttığını da üşenmemiş yazmış uzun. Bir AKP hükümetinde daha kendisine kadından sorumlu devlet bakanlığı nasip olur inşallah diyecektim fakat öyle bir bakanlık kalmadı ne yazık. Hazır istatistik dosyaları arasında kaybolmuşken iyi olurdu. Ancak bunca şefkat, ve iyiliğimizi isteme, dayak ve öldürülmeye alışmış nankör bünyemizde ters bir etki yaratıyor belirtelim. “İyiliğimizi istiyorlar vermiicez işte!” diyesi geliyor insanın. Üstelik bizim elimizde istatistik yerine ha bire öldürülüp duran kadınların fotoğrafları var! Yani tabi tam burada şimdi tabiatıma uygun şekilde duygusal davrandım değil mi? Ah işte kadın duygusallığı ne yapacaksınız! Son yazısındaki ev cenneti ve dünya düzeninin cezbesine kapılmış “ayhh ben de evimin kadını olayım bari” diyerekten, klavyeyi bırakıp süpürgeye davranıyordum ki aklıma başka bir şey geliyor.Bu o aynı ses diyorum!, İlle de bize, biz kadınlara neyi nasıl yapmamız gerektiğini söyleyen neyin bizim için en iyi olduğunu bilen o davudi ses! senelerce bunun türlü çeşidini dinledim. Artık sesi dinleyip işe mi gidersin işten camiye mi koşarsın ama illa da sonunda eve mi koşarsın yoksa benim gibi klavyeye mi kitlenirsin bilemem. Ama pergelin ayağı evde ona göre. “İslam tasavvurunda kadın pergel gibidir; sağ ayağı -sabit kadem- evindedir, sol ayağıyla her yere gider." buyurmuşlar bir kere. Ana fikir bir cümle, “Kadının iktisadî ve ticarî hayata katılması aslî değil, arızîdir…Ancak kadının asli yeri evidir.” Üstüne biraz da “Kapitalist piyasa ekonomisi ise kadını iki ayağıyla "evin dışına" çıkarıp sömürü nesnesi haline getiriyor” Ali Bulaç’ın ifade ettiği bu fikirlerin“İslam tasavvuru” içinde olduğunu düşünebilir ve bazıları için bu fikirler pek orijinal ve yeni olabilir. Ancak yüzyıllardır bu fikirlerin yüzyıllardır muhatabı olan biz kadınlık davası savunucuları için itiraf etmek gerekirse pek eski. Müslüman’ından, Hristiyan’ına, liberalinden muhafazakarına, gencinden yaşlısına ataerkinin yılmaz savunucuları bu fikirleri söyleye geldiler.(solcu erkeklerden yok mudur derseniz, şunu söyleyeyim: solcu erkekler, feministlerin terbiyesinden olsa gerektir- pek uluorta bu kadar açık ifade etmezler bu fikirleri. onların ifade yolları başka bir yazıyı hak edecek kadar dolambaçlıdır). Velhasıl Ali Bulaç’ın da dönüp dolaşıp erkek milletinin ortak çıkarlarını çerçevesinde bu konuların en meşhuru olan “ev” meselesine gelmesi hiçbir şey değilse de, manidardır. Diğer yandan kadının ev içi emeğinin görünmezliği, ücretsiz bakım emeği, ev içi emeğin üretim ilişkileri ile ilişkisi, çalışan kadının ev içi hizmet zorunluluklarının, kocasının hizmet-bakım işleri, evin organize edilmesi ve cinsel hizmetine devam ediyor oluşu, gelir elde etmenin eşitsiz ilişkiler içerisinde kadınların özgürleştimediği gibi ve daha sayamadığım pek çok konuda kadın hareketinin ürettiği onca fikir ve bilgi vardır. Ancak yazarımız ya bunları bilmemektedir, ya da kadınların aklı ve fikri erkeklere yetişmeyeceğinden ciddiye almamakta, üzerinden atlamaktadır. Onun yerine diğer bir feminist ulemamız olan Etyen Mahçupyan ile tartışmayı yeğlemektedir. Eh fikir ve zikir olayı. Zaten ataerkine biat etmeyen, bu bağlamda “siyasi ağabeylerin” fikirlerini tekrar edip uygulamaktansa eleştirebilen bir tek kadını etraflarında barındırmamaktadırlar. İsterseniz siyasi mabetleri olan AKP’ye bakınız. Siyasi hareketin içinden gelen ve kadınlık davasına dair iki kelam eden, omuzları üzerinden yükseldikleri tek bir kadın var mı karar verici bir mercide? Üzerimizdeki bu cins temelli sistematik şiddetin dereceleri var tabii. Kimi erkekler için kadınları yok saymak kimi için öldürmek müstehak! Eh bu durumda haliyle Ali Bulaç’ın elinde AKP’nin kadın konusunda başarı(!) istatistikleri bizim elimizde de öldürülmüş kadınların resimleri var!