Eskişehir termik santral istemiyor
09.01.2018 09:58 ÇEVRE
Türkiye’nin en verimli tarım arazilerinden birine sahip Eskişehir Alpu Ovası’na termik santral yapılmak isteniyor. Tarımı ve hayvancılığı bitirecek, SİT alanını yok edecek, insan sağlığını tehlikeye atacak bu girişime Eskişehir halkı karşı çıkıyor

HÜSEYİN ŞİMŞEK [email protected] @simsekhuseyinn

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası’nın açıkladığı verilere göre, Türkiye’nin havası temiz altı kentinden biri olan Eskişehir’de halk, çaresiz hastalıklara yakalanmamak, doğanın kirletilmemesi, hayvancılık ile tarımın sona ermemesi, sularının kirlenmemesi ve kurumaması için kömürlü termik santral yapılmasına karşı duruyor.

Eskişehir’in Tepebaşı Belediyesi ile Alpu Belediyesi’nin sınırları içerisinde yer alan ve birinci sınıf tarım arazilerine sahip, SİT alanı Alpu Ovası’nda yüzlerce yurttaş bir araya gelerek, “Kış Festivali” düzenledi ve santral girişimine tepki gösterdi.
Gündüzler, Danişment, Kızılcaören, Yaka Kayı, Beyaz Altın, Kozlubel, Sögütçük, Çukurhisar, Osmaniye, Bahçecik, Karakamış, Karahöyük ve Cumhuriyet köylerinden yurttaşlar, yüz adet traktörle çevre köyleri dolaştı. Konvoyda, “Eskişehir kıymetlidir, kömürlü termik santral istemiyoruz” ve “Havama, suyuma, toprağıma dokunma” dövizleri taşındı.


‘İzin vermeyeceğiz’
Termik santral ile kömür çıkarılacak alan arasında sekiz kilometrelik bir mesafe olacağını ve kömürün yer altından taşınsa dahi bölgenin tüm bitki çeşitliliğini yok edeceğini ifade eden köylüler, AKP’ye tepkili. Tarım yapabilmek için devlete borçlandıklarını, santraldan sonra artık tarım yapamayacaklarını ve borçlarını ödeyemeyeceklerini ifade eden köylüler, “ÇED Raporu olmayan bir proje uydurmuşlar ve uygulamaya çalışıyorlar. Bizler bu santrale izin vermeyeceğiz” sözleriyle tepkilerini dile getirdi.

eskisehir-termik-santral-istemiyor-411480-1.

Porsuk kuruyabilir
Kömürlü termik santralın faaliyete geçmesi durumunda soğutma işlemi için aylık 4 milyon metreküp suya ihtiyaç duyulacak. Bu miktar, 844 bin nüfuslu Eskişehir’in bir ayda kullandığı sudan daha fazla. Yetkililer suyun 65 kilometre uzaklıktaki bir su kaynağından karşılanacağını söylese de bu uzaklıktaki bir kaynaktan suyun getirilmesi yöre halkı tarafından mümkün görülmüyor.

“Doğal güzellikler bir daha gelmez”
BirGün’e değerlendirmelerde bulunan Danişment Köyü sakinlerinden Fikret Ok, “Bizler için de hayvanlarımız için de amansız hastalıklara yakalanma ihtimali var. Meyve çiçeklerimiz solacak. Asit yağmurları başlayacak. Buralardan göç etmek zorunda kalabiliriz. Oysa bizim ihtiyacımız bunlar değil. Verimli arazilerimizde tarım ve hayvancılık yapmaya devam etmek istiyoruz. Doğal güzellikler kayboldu mu bir daha geri gelmez. Kömürden elde edilecek enerjiye ise ihtiyacımız yok” dedi.

“Toprağımız namusumuzdur”
Santrala tepki gösteren yüzlerce yurttaşın katılımıyla gerçekleştirilen Kış Festivali’nin ardından konuşan Gündüzler Derneği Başkanı Selim Kurnaz ise “İçerisinde yaşadığımız bu ova tarım dışı kullanıma yasaklanmıştır. Bu yasağa rağmen güzelim topraklarımıza termik santral kurmak istiyorlar. Toprağımız bizim namusumuzdur. Bu topraklarda yaşayan insanlar olarak ovamıza, topraklarımıza, şehrimize sahip çıkacağız. Eskişehir kıymetlidir ve biz topraklarımızı ranta kurban etmeyeceğiz. Geleceğimiz olan çocuklarımızın sağlıklı bir yaşam sürdürebilmesi adına Eskişehir’deki tüm sivil toplum kuruluşlarını dayanışmaya çağırıyoruz” şeklinde konuştu.

***

Büyükerşen’den çağrı: Termik yerine temiz enerji

eskisehir-termik-santral-istemiyor-411478-1.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen de Alpu Ovası’nda kurulması planlanan kömürlü termik santrala tepki göstererek, hükümete “santraldan vazgeç” çağrısında bulundu. Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen’in BirGün’ün sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

»Enerji Bakanlığı’nın öncülük ettiği, Hükümetin arkasında durduğu termik santral projesine hemen hemen tüm Eskişehir karşı duruyor. Bu karşı duruşa yönelik neler söylersiniz?
Yurttaşlar son derece haklı ve duruşları bizim de desteklediğimiz bir duruştur. Santralın yapılacağı arazi çok verimli ve geniş. Ziraat ve hayvancılık için mükemmel araziler var. Şehir merkezinin de çok yakınında bulunuyor. Bu bölgede, tarımdan başka bir şey yapılamayacağına ilişkin Bakanlar Kurulu kararı var. Şimdi tek bir bakanın ‘olur’uyla Bakanlar Kurulu kararı yok sayılmaya çalışılıyor. Hiçbir şekilde izah edilemez bir girişim. Üstelik akla ve mantığa da uygun değil.

“Enerjide açık yok, fazla var”
»Termik santral için bölge halkını ikna etmek isteyen Bakanlık temsilcileri, ülkenin elektrik açığının bir kısmının bu yolla kapanacağını ifade ediyor. Bunun hakkında ne söylersiniz?
Türkiye’nin elektrik enerjisinde eksiği değil fazlasının olduğu, devletin kendi kurumlarının raporunda var. Türkiye Elektrik İletim A.Ş’nin (TEİAŞ) raporuna göre, devletin kurulu elektrik gücü 83 bin 229 MW. 2017 yılında kullanılan elektrik ise 47 bin 281 MW. Yani Türkiye, mevcut kapasitesinin dahi yarısını kullanabilmiş. Üstelik bir de 26 bin MW enerji sağlayacak projeler de hayata geçmek üzere. Bu doğal çeşitliliği ve düzeni bozacak termik santral ise sadece bin 80 MW enerji üretebilecek. Bu veriler ışığında Alpu Ovası’nın boşu boşuna mahvedileceği açıktır.

eskisehir-termik-santral-istemiyor-411479-1.

»Enerjiye ihtiyaç olmadığına yönelik raporlar varken Enerji Bakanlığı ve Hükümet buraya santralı neden yapmak istiyor olabilir?
Bakanlık, kömür madenlerinin olduğu yeri ihaleye çıkaracak. Sermaye grupları da bu ihaleye girecek, elektrik enerjisini üretecek ve bunu devlete satacak. Bu pek çok sorunun yanıtını veriyor. Yatırım yapanların kâr elde edeceği, köylülerin ise altında ezileceği bir durumla karşı karşıyayız.

»Kömürlü termik santralların doğrudan ve dolaylı birçok zararı var. Bunlar hakkında neler söylersiniz?
Bu tür termik santralların maliyetleri çok yüksek. Bununla birlikte alternatif maliyetleri de çok yüksek. Yani santralın doğuracağı ekonomik zararlar. Sağlık sorunları yaşanabilir. Santralın yüksek oranda kanser yapma riski var. Hastalıkların getirdiği ilaç maliyetini de unutmamak lazım. Yurt dışından getirilecek ilaçları vatandaşın tek başına karşılaması mümkün değil. Ölümler olursa doğal olarak insan gücü kaybolacak. Bunun dışında göç olacağı için yine bu sorun yaşanacak. Hayvan sağlığı ile ilgili ciddi tehlikeler de mevcut. Havaya dağılan partiküller 100 kilometrelik bir alana etki ediyor. Yayılan partiküller sulara, tarlalara, toprağın üzerine çöküyor. Hayvanların telef olması durumunda zaten az olan et üretimi ve tüketimi iyiden iyiye azalacak. Et ithalatında da artışlar yaşanabilir.
Asit yağmurları, önem verdiğimiz bir başka tehlike. Havaya yayılan tozlar ve küller, asit yağmurları ile toprağa düşecek. Bunun sonucunda buğday, arpa, yulaf, nohut gibi ürünlerin üretimi de olmayacak ve ithal edilecek. Üretici yok olmanın eşiğine gelecek.
Bölgenin önemli ürünlerinden birisi de şeker pancarı. Yurt içinde pek çok şeker fabrikasına pancar buradan gitti. Pancar doğal şeker elde edilebilen yegane ürünlerden birisi. Eskişehir’de büyük bir çiftçi kitlesi pancardan geçimini sağlıyor. Sadece şekerde de kullanılmıyor. İspirto yapılıyor. Tekstilde kullanılıyor. Yaprağını hayvanlara yedirebiliyorlar.

»Şeker üretimi yapılmakla birlikte bu alanda ithalatın yapıldığı da biliniyor. Santral girişiminin hayata geçmesi durumunda şekerde tamamen dışa bağımlı hale gelebilir miyiz?
Türkiye, Amerika’dan yoğun olarak şeker ithalatı yapıyor. Ancak Amerika’dan gelen şeker, şeker pancarından değil, nişastadan üretiliyor. Kalp damar hastalıklarına neden olan bir şeker türüdür bu. Amerikalılar kendileri yemek yerine bize ithal ediyor. Üstelik çiftçiye pancar ekmesi konusunda borç verip, pancar alımına kota koyuluyor. Bunu da emperyalist ülkelerin emriyle yapıyorlar. Böyle bir durum yaşanırsa nişastadan üretilen şekerin ithalatında artış kaçınılmaz olur.

»Türkiye’de sizden önce bu itirazı dile getiren ancak termik santral yapımına engel olamayan yurttaşlarla iletişim kurdunuz mu? Sizin tespitlerinize benzer olumsuzluklarla karşılaşılmış mı?
İlimize yakın yerlerden olan Kütahya’daki Seyitömer Termik Santralı’nın yakınındaki köylere bir ekip gönderip onların durumlarını sorguladık. Aldığımız yanıtlar bizi dehşete düşürdü. Bu, bacasından kül atan bir santral. Küller ise beraberinde adeta felaketi getirmiş. Hemen hemen tüm hanelerde kanser vakaları var. Hayvanlarının telef olduğunu, tarım yapamaz hale geldiklerini anlatıyorlar. Göç çok fazla.

»Termik santral beraberinde Eskişehir genelinde su sorununu da meydana getirebilir. Bu konuda ne gibi tespitleriniz var?
Termik santral ısı ürettiği için soğutulması lazım. Tıpkı nükleer enerjide olduğu gibi. Ancak nükleer santrallar deniz kenarlarına kurulur. Bizim bölgemizde planlanan termik santral için ise 65 kilometre öteden su getireceklerini söylüyorlar. Bunun mümkün olacağını sanmıyoruz. Porsuk Barajı’nın tehlikede olduğunu söylemek mümkündür. Diyelim ki 65 kilometre uzaklıktan bu suyu getirdiler, peki soğutmada kullanılan ve ısınan suları ne yapacaklar? Suların tarlalara dökülmesi, doğanın düzeninin uzun yıllar bir daha düzelemeyecek derecede bozulmasına neden olacak.

»Suyu Sakarya Nehri’ne boşaltacakları iddiası var. Bu daha doğal bir çözüm mü?
Sakarya Nehri’ne boşaltırlarsa bu kez de denizlerimiz kirlenecek. Çünkü Sakarya Nehri, Karadeniz’e dökülüyor. Denizlerdeki canlı çeşitliliği ve balıkçılık için kötü bir karar olacaktır.

»Hükümetin ve Enerji Bakanlığı’nın bu aşamada yapması gereken nedir?
Taleplerimiz çok hayati ve net. Ülkeye enerji lazımsa temiz enerji kullansınlar. Bizden ileri ülkeler, temiz enerjiyi kullanıyor. Termik santraldan vazgeçmeye başladılar ve sürdürülebilir enerjiyi tercih ediyorlar. Kendi termik santrallarını da söküp bizim gibi ülkelere satıyorlar. Herkes temiz enerjiye dönerken Türkiye’nin kalkıp da ‘benim kömür rezervlerim var, bunları kullanıp elektrik üreteceğim’ demesi, akılcı gözükmüyor.

Yeni teknolojiler kullanılarak rüzgardan, sudan, güneşten enerji üretelim. Güneşin doğru düzgün ısıtmadığı ülkeler, gelen ışınlardan bile enerji üretebilirken biz, dört mevsim doğabilen güneşle çok daha fazla enerji üretebiliriz. Yeni teknolojiler bu nedenle teşvik edilmeli. Eskişehir halkının yanındayız. Bilimsel verilerin ışığında adımlar atılmalı ve santral fikrinden bir an önce vazgeçilmeli.