Eşkiya Hopa’ya indi
BİLGE SEÇKİN ÇETİNKAYA BİLGE SEÇKİN ÇETİNKAYA
Bugün, dün “biz gelmeseydik Fatsa’dakiler gelecekti” diyenleri yargılayacağız palavrasını sıkanlar
Bugün, dün “biz gelmeseydik Fatsa’dakiler gelecekti” diyenleri  yargılayacağız palavrasını sıkanlar, Trabzon’dan memleketin başbakanı sıfatıyla   “Hopa’ya eşkıya indiğini bilmiyordum” diye buyurmaktalar. Ağzından düşürmediği edeb, haya, din, iman meselelerini bir kenara atıvermiş belli. Atmaya idi en azından bir ölümün ardınan hevesle, ağzı köpürerek utanmazca ve hayasızca bu lafı edemezdi. Tek bayrak,  tek millet diye gözü dönerek höykürmekte. Anlaşılan o ki, AKP nin demokrasi meselesinde olduğu kadar, üzerinde durduğunu iddia ettiği din-iman meselelerinde de ipi bu kadar kısa, edep-haya anlayışı o nebze derinlikten yoksun. Hatta yoksunluğun ötesinde, kafasını iki bacağının arasına sokup oradan baktığından, edep, utanma, haya dediğinizde anlayabildiği tek ve yegane şey porno.

Demokrasi ise manipulasyon zemini olarak işlev görmekte. Bir insanın hayatını kaybetmiş olmasına sebebiyet vermenin bir nebze utancı yok meymenetsiz suratında Hayati Yazıcı’nın. Mağduriyet içinde(!), yine ve yeniden(!) Seyahat özgürlüğü illegal örgütlerce engellenmiş(!) Hayatını kaybetmiş olan kişinin adına anmak söyle dursun, kendini bir şekilde seçim otobüsünün tepesine atmış, rambo pozundaki  polisi bir piyon gibi öne sürmekte. O polis o otobüsün tepesinden düşmüş. Atılan taşlardan güya. Hareket eden aracın tepesinde dikilmek hangi koruma tekniğinde varmış? Muhtemelen yenik düştüğü siper olma hırsı ve aptallığından düşmüş olmasın? Onun aptallığının bedelini Hopa’lıya ödetmek hevesinde bakan. Bakanın zihin haritasında kendilerinden olanlar var. Kıymetli olanlar. Kıymetli bir piyon olarak öne sürülenler. Bir de “onlardan” olanlar. Ölseler bile adları anılmayanlar. AKP’den hoşnut olmayan ve bunu açıkça ifade etme cüreti gösteren herkes.

Açıktır ki Hopa’ya eşkiya inmiştir panzeri, copu ve helikopteri ile. Mitingin yapılacağı alanda değil ama yakınındaki alanda toplanan, pankart asan ve AKP’nin yapacağı mitinge hoşnutsuzluğunu dile getiren topluluğun üzerinden helikopterle alçaktan geçmek eşkiyalık değil de nedir? Eşkiyalık değilse açıktır ki provakasyondur. Kendilerini “güvenlik gücü” adını yakıştıranlar en azından biçimsel olarak bu sıfatlarını korumaya gayret ederler. Yoksa eşkiya gibi elimde ne varsa havasını basayım, “şu helikopterle üzerlerinden geçeyim de korkutayım” derdine düşmek eşkiyalık işidir. Ama polisin ne oldum delisi olduğu açık. Senelerdir hasreti çekilen iktidarın sarhoşluğu içinde. Bastırdıkları ne varsa ellerindeki gücü hayasızca kullanmak biçiminde tecelli ediyor gözümüzün önünde.

Malum bu sistem küçük hırsızların ve gariban eşkiyaların hikayelerini pek sever. Bu hikayeleri allar pullar, “aha öcüler, teröristler, aha eşkiyalar, canınızı alacaklar, malınızı kapacaklar, ben sizi bunlardan koruyorum” diye koyar önümüze. Koyar ki, en büyük hırsızların marifetlerine katlanalım. Deniz Feneri gibi tezgahlar kursak mesela, bin yıllık toprakları maden şirketlerine peşkeş çeksek, bin yıllık derelere el koyup şirketlere satsak, kitabına uydursak, eşimizi dostumuzu nemalandırsak, eşkiya olmayız başbakanın gözünde. Makbul oluruz. Kılımıza zarar gelse, seyahat özgürlüğümüz engellense misal başbakan yüreğinde hisseder acımızı, ihtimal ki Arınç da ağlayıverir halimize. Ama değiliz onlardan.

Biz fakiriz, sevmediği cinsinden Tayyip hazretlerinin. Kara kafalıyız bir kere. Ayak diriyoruz. Hem ne verseler lütfedip sadaka niyetine, bir türlü memnun olmuyoruz. Ellerindeki panzer, cop, tazyikli su ve gazla üzerimize yürütülmekteler. Üniformaların içine tıkılmış aptallaştırılmış senelerce işlenmiş beyinleri, çıkar güdüsüyle taşlaşmış yürekleri ile genç adamlar. Olabilecek en kötü şeye kiralık katillere dönüşmüşler. Yazık. İnsanlıktan çıkmışlar. Ayak direyenlerden Metin Lokumcu önde gidenimiz. Öğretmenimiz. Horona duruyoruz. Tutmuş diğer ucundan “Su haktır, satılamaz” pankartının. Sonra Metin Abi bu genç insanların içine düştükleri hale, onların utanmazlığına isyan etmekte, onlardan gelen darbelere, suratına sıkılan gaza topyekün üzerimize çöken bunaltıya isyan etmekte. Onu öldürdünüz mü şimdi? Alıp götürüp kurtardınız mı memleketi? Sizin darbecilerden neyiniz eksik? Hadi Nokta Operasyonu yapın, durmayın! Eşini dostunu yoldaşını toplayın Metin Abi’nin. Dereleri, havayı, suyu, tarihi ve hayvanları da katledin,  onların katline karşı çıkanları da öldürün. Geriye katledilecek birşey, memlekette eşkiya kalmasın. “Dağların çocuklarının” katliamına “denizin çocuklarını” ekleyin. Onların ardından bizi de. “Hadi alın götürün hepimizi, kurtarın memleketi”. Topunuz, tüfeğiniz, yüreğiniz yeterse.