Esrar, kanser ve habercilik
SELÇUK CANDANSAYAR SELÇUK CANDANSAYAR

Hafta sonu Odatv haber sitesi, Türkiye’ de esrar kullanımının yasallaştığına (!) dair bir haber yayımladı. Kısa sürede Cumhuriyet gazetesi de internet sitesinde habere yer verdi. Gerisi çorap söküğü gibi geldi. Haber irili ufaklı ama ağırlıklı olarak iktidara muhalif medya alanlarında, Odatv kaynaklı olarak hızla alıntılandı. İlgi çekici olarak iktidar yanlısı havuz medyası haberi görmezden gelmeyi seçti. Bekleneceği gibi sosyal medya da haberin üzerine atladı.

Hızla savaşa sürüklendiğimiz, zorbalıkla güdülmeye çalışıldığımız bu günlerde hakikat haberciliği her zamankinden çok daha hayati önem taşıyor. Odatv’nin haberinin bu açıdan tartışılması zorunlu. Aynı zamanda AKP iktidarının yapıp ettiklerinin hepimizi nasıl da komplo, gizli amaçlar, manipülasyon kuşkularına boğduğunu göstermesi bakımından da örnek teşkil ediyor.

Hakikat haberciliğinin amacı kamu yararı olmalı ve bu yarar insan haklarıyla çelişmemeli.

Esrarın tıbbi kullanımının amacı, tedavisi imkânsız kanser hastalarının, hayatlarının son dönemlerinde kimi zaman çektikleri insanlık dışı acıları dindirmek. Esrarın bağımlılık yapıcı etkisi hastayı acıdan korumak için göz ardı edilebiliyor. Bu, esrarın bir ilaç olduğu anlamına gelmiyor; iyileştirmek için değil, acıyı dindirmek için kullanılabiliyor.


Esrarın üzerinde süren tüm tartışmalara karşın bağımlılığa giriş bileti olduğu biliniyor. Kendisi bağımlılık yapıyor ve kullanıcıların çok büyük bölümü esrardan diğer maddelere geçiyor. Binde bir görülen ve o bile tartışmalı olan kontrollü esrar kullanabilme ise binlerce kaybın yanında göz ardı edilebilecek bir istisnadan öte değil.



Sağlık Bakanlığı’nın tıbbi amaçlı esrar kullanımını onaylaması, acı çeken yüzlerce hasta için kanserleri iyileşmese bile kalan zamanlarını acı çekmeden sürdürebilmeleri demek. Tabii ki sessiz sedasız ve içeriği yazılmadan çıkacak bu onay. Çünkü doktorların bilmesi yeterli. Doktor iktidarı için değil, hasta yararı için bu yeterlilik. Eczane soygunlarından tutun da, doktorlara tehdit ya da rüşvetle reçete yazdırmaya, eczacılara saldırıya kadar bin tane sorun önlenmek istenmiş. Ayrıca esrarın zararsız olduğu propagandasına alet olunmak da istenmemiş. Kamu yararı gözetilmiş yani.

Odatv’nin haberine baktığımızda ise manşetinden içeriğine kadar, iktidarın bir komplosu, gizli kapaklı bir işi ve ‘hani dindarlardı bak esrarı bile serbest bırakıyorlardı’ örtük anlamlarıyla tıka basa dolu. Haberde ilacın adı verilerek sokağa düşmesinin önü açılmış. İktidara vurmak ya da onun gizli bir işini açık etmek isterken hem kanser hastalarını acılarını dindirecek bir seçenekten mahrum bırakma hem de esrar zararsız şarlatanlığına alet olma riskine girilmiş. Kamu zararına sebep olunmuş olmuyor mu?

Tabii ki bu iktidar otoriter ve zorba ve evet açık, gizli ajandaları var, hukuksuzlar vs vs. Ama bu, bizlerin hakikat haberciliği yaparken kendimizi de eleştirmemize engel olmamalı. İşin trajik yanı, iktidar medyasının da haberi görmezden gelerek, bu işte bir çapanoğlu var aman dokunmayalım, iktidarımız zarar görmesin havasında olması.

Zor, acı ve kanla dolu olabilecek bir döneme girerken kendimizi diri ve hakikatten yana tutmak için daha da dikkatli olmamız gerekiyor.

Teşekkür: Amed Sportif maçında başta boynuna Amedspor kaşkolu takan Mahmut Uslu olmak üzere Fener takımı gurur duyacağımız bir dostluk ve arkadaşlık gösterdi. ‘Çocuklar ölmesin maça gelsinler’ pankartı arkasında iki takımın içiçe ve kol kola verdiği poz olağanüstüydü. Sosyal medyadaki ırkçılar sus pus oldu. Çok güzel bir maç oldu. Rövanşta umarım Fener daha iyi oynayıp turu geçer. Kadıköy’de Fener taraftarı da Amed futbolcularını ve taraftarını bağrına basar; dostluğun, arkadaşlığın türküsünü birlikte haykırırlar. Ali İsmail Korkmaz ve Medeni Yıldırım ve Türkiye sizlere bakacak, örnek almak için...