Euro 2012’nin İcatları - Final
FIRAT TOPAL FIRAT TOPAL

Turnuvayı bitirdik. Daha doğrusu İspanya bitirdi diyelim. Aslında genel anlamda bakıldığında gerek tahmin edilmeyen finali gerekse de grup maçları sırasında gerçekleşen sürprizlerle çok da fena bir turnuva geçirmediğimizi söylemek lazım. Grup maçlarının hiçbirisinin sonunda tabelada 0-0 yazmıyordu ve turnuva boyunca da sadece 2 maç bu skorlarla bitti. Tarihi değiştirenlerle başlayıp ilerleyelim.

MATADOR HANEDANI
İspanya’nın altın jenerasyonundaki oyuncuların, kulüp ve ulusal takım bazında kazandığı toplam ödül sayısı 233 oldu. Xavi ve Andres Iniesta kariyerlerinin 24. Kupasına ulaştılar ki bunların arasında dünya futbolunun en prestijli turnuvaları mevcut. Carles Puyol, David Villa (her ikisi de turnuvada sakatlıkları sebebiyle forma giymediler), Xavi ve Andrés Iniesta zaten daha önce Dünya Kupası, Avrupa Şampiyonluğu, Şampiyonlar Ligi, La Liga, FIFA Kulüpler Şampiyonası, İspanya Kral Kupası ödüllerini kazanmışlardı. Dün akşamki şampiyonlukla Barcelona’dan takım arkadaşları Valdés, Piqué, Busquets ve Pedro da bu kervana katıldılar. Vicente del Bosque dünya tarihinde kulüpler ve ulusal takımlar bazında 3 büyük kupayı kazanan ilk hoca olurken Alman efsane Helmut Schön’ün de 1 adım önüne geçmiş oldu .
 
İspanyollar turnuva boyunca kendilerine yapıştırılmaya çalışılan “sıkıcı takım” damgasını final maçında geri döndürdüler ve bir kez daha bu oyunu kendilerinden çok rakibin şekillendirdiğini bize kanıtladılar. Karşılarında onlarla açık alanda çarpışmayı göze alan bir takım olduğunda öldürücü 2 ara pası ile sonuca gidebiliyorlar. Pazar akşamı Jordi Alba’nın takımını 2-0 öne geçiren goldeki olağanüstü koşusu ve Xavi’nin doğru yer ve zamandaki doğru pası onların dikine oyunda da ne kadar tehlikeli olduğunu gösterdi. Bütün tarihe karşı koyarak onu tekrar yazdılar. Kabul edelim hala bu dünyanın en komplike takımı durumundalar. Top ayaklarında iken pas hatası yapmıyorlar, oyunu istedikleri yönde ve tempoda oynuyorlar, topu kaybettiklerinde çok çabuk geri kazanabiliyorlar ve bunlar yetmezmiş gibi kendi kalelerinde de zor tehlike görüp az gol yiyorlar. Şimdi bütün önyargıları bırakıp şöyle düşünün, kendi takımınızın böyle oynamasını istemez miydiniz? Fabio Capello’nun Milan’ı, 1994  Şampiyonlar Ligi finalinde Cruijff’un Barcelona’sını 4-0’la ezip geçmişti. O Cruijff’un temelini attığı La Masia’dan çıkan çocuklar, 18 sene sonra İtalyanları aynı skorla dağıttılar. İspanya’da  Iker Casillas, Álvaro Arbeloa, Jordi Alba, Sergio Ramos, Gerard Piqué ve Sergio Busquets İspanya’nın maçlarının her dakikasında sahadaydılar. Bu onların defans dörtlüsü ile önlerindeki emniyeti hiç bozmadıkları anlamına geliyor. Dikkate alınması gereken bir mesaj daha. Xavi muhtemelen 2014’te bu kadar etkin olmayacak ve La Masia’nın bir sonraki jenerasyonu henüz parlayacak seviyede değil ama hem Del Bosque ulusal takımı Barcelona muhtaçlığından farklı bir yere getirmeye çalışıyor hem de İspanya gerektiğinde evrilmesini biliyor. Üstelik bu kadro Avrupa şampiyonu Juan Mata’ya turnuvada sadece 4 dakika süre aldırıyor ve o 4 dakikada gol attırıyor. “Fantastik” onlar için en güzel sıfat sanırım.
 
-Euro 2012 en fazla kafa golü atılan Avrupa Şampiyonası  oldu. Robert Lewandowski’nin turnuvanın açılışını yaptığı  golüyle başlayan seriyi dün David Silva kapattı. Tam 22 gol atıldı  bu seride. David Silva aynı zamanda 2 gol, 3 asistle turnuvanın en üretken oyuncusu oldu.
 
-Turnuva boyunca en çok gol denemesini yapan takımlar Danimarka karşısındaki Hollanda ve Yunanistan karşısındaki Rusya’ydı.  İronik şekilde her ikisi de maçlarını 1-0 kaybettiler.
 
-Fernando Torres ve Juan Mata, Luis Suárez (Internazionale-İspanya, 1964), Hans van Breukelen, Berry van Aerle, Ronald Koeman ve Gerald Vanenburg’dan (PSV, Hollanda 1988) sonra 1 yıl içinde hem Kupa 1 hem de Avrupa Şampiyonası kazanan oyuncular oldular. Mata aynı zamanda Londra Olimpiyatları’nda da İspanya kadrosunda ve İspanyollar altın madalyayı alırsa dünya tarihinde bunu gerçekleştirmiş ilk futbolcu olacak.
 
-Jordi Alba bir Avrupa Şampiyonası finalinde gol atan ilk defans oyuncusu oldu. Dünya Kupası tarihinde bu başarıya ulaşmış 6 defans oyuncusu var.
 
-Fernando Torres 2 farklı Avrupa Şampiyonası finalinde gol atan ilk oyuncu olurken Xavi de aynı işi asist yaparak gerçekleştirdi.
 
-Torres 3 gol ile gol krallığını kazanırken bu,16 takımlı Avrupa Şampiyonası tarihinin en düşük gol kralı performansı oldu. 1984’te Michel Platini, 8 takımın katıldığı turnuvada 9 gol atmıştı. 1996’dan beri 16 takımlı düzenlenen turnuvada gol kralları en az 4 gole ulaşabilmişlerdi.