EURO 2016: Cymru am byth*
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Galler… İngiltere’nin güneybatısında, Büyük Britanya’nın 3 milyon nüfuslu (2011 sayımı) şirin, yaşanılası, yeşil ülkesi. Birleşik Krallığın tanıdığı hakla, 1999 senesinde yapılan halk oylamasıyla kendi meclisini kurmuşlar. Ülke halkı İngilizcenin yansıra kendi dili Galceyi konuşuyor, nüfusunun çoğunluğu kendini ulusal kimlik olarak tamamen Gallerli (Welsh) olarak tanımlıyor. Başkenti Cardiff 346 bin nüfusuyla Birleşik Krallığın en büyük 10. şehri. Günümüzde dört büyük üniversiteye sahip olan şehir sakinlerinin 40 bin kadarı öğrencilerden oluşuyor. Zaman içinde futbol âleminde nam almış Craig Bellamy, Gareth Bale, Ryan Giggs, Joe Ledley, Terry Yorath ve John Toshack bu şehirde dünyaya gelmiş…

Ülkenin milli takımı, dünya futbolunun en eski üçüncü milli takımı, öyle ki ilk resmi maçını 1876 senesinin Mart ayında İskoçya’ya karşı oynamış. Ülkede futbol ligi 1992 senesinde kurulmuş, 2002 yılında isim değiştirmiş, ligde mücadele eden takım sayısı 12. Galler futbolu Premier Ligde, 2013-2014 sezonunda tarihte ilk kez iki takımla temsil edildi, birbirlerinden pek hazzetmeyen Cardiff City ve Swansea City. O sezon Cardiff City küme düşünce bayrağı dalgalandırma görevi Kuğular’a düştü, geçtiğimiz sezon Premier ligi 12. sırada bitirdi Swansea City. Ezeli rakip Cardiff City ise Championship’in 8. sırasında tamamladı sezonu…
Milli takımlarına dönersek, köklü tarihlerinde 12 teknik direktörle çalışıp, sadece iki büyük şampiyonada boy gösterme fırsatı bulabilmişler. İlki benim henüz dünyaya gelmediğim siyah beyaz zamanlarda, 1958 Dünya Kupası’nda çeyrek finale kadar yükselmişler. Brezilya, 17 yaşındaki Pele adlı çaylağın attığı golle 1-0 kazanmış o maçı. Takımın o dönemki teknik direktörü Jimmy Murphy aynı zamanda Manchester United’ın yardımcı hocası. 1989 senesinin Kasım ayında 79 yaşında aramızdan ayrılmış Galler sevdalısı…

O zamandan sonraki en büyük başarıları, 2016 Avrupa şampiyonasında, FIFA sıralamasında 11 ve 24 ve 29. sıralardaki İngiltere, Slovakya ve Rusya’nın bulunduğu grubu lider tamamladıktan sonra son 16’da Kuzey İrlanda’yı, çeyrek finalde ise şampiyonanın favorilerinden FİFA sıralamasında 2. sıradaki Belçika’yı elemeleri… Çeyrek finalde ev sahibi Fransa’ya yenilip elenen İzlanda ile birlikte şampiyonanın en güzel hikâyesi… Bir şampiyonadan daha hüsranla ayrılan İngiltere ile kıyaslanınca “Ejderhalar” kadro olarak çok mütevazı. Teknik direktörleri Chris Coleman haftada 4.200 Sterlin kazanıyor. Elendikleri İzlanda maçından sonra istifa eden İngiltere teknik direktörü Roy Hodgson’un haftada kazandığı 68 Bin Sterlin’in yanında devede kulak misali. Coleman, Galler’in başında sahaya çıktığı ilk 13 maçın 9’unu kaybetmiş ama futbolun içinde tepetakla olduğun anda yükselişe geçmek de var.

Euro 2016’nın en güzel gollerinden birinin sahibi Robson-Kanu’nun şampiyona öncesinde kulübü bile yok. Arsenal alt yapısından yetişmiş olan golcü, kariyerinde alt liglerde forma giymiş. 2007’den beri top koşturduğu, zaman zaman kadroya girmekte zorlandığı Reading’deki mukavelesi geçtiğimiz haziran ayında sona ermiş, şimdilerde kendisine kucak açacak kulübü arıyor…

Takımın forveti Sam Vokes 26 yaşında, geçen sezon Premier Lig’e yükselen Burney’de 43 maçta 16 gol kaydetmiş. Kaptanları ve Swansea City’nin savunmacısı Ashley Williams amatör liglerde mücadele eden Hednesford Town’da 2003 senesinde adını duyurduğunda, haftada 80 Sterlin kazanıyormuş. O zamandan bugüne hayli yol kat etmiş 31 yaşındaki savunmacı…

Takımın ve Real Madrid’in yıldızı Gareth Bale’in geleceği henüz çocukluk zamanlarında şekillenmiş. İlkokul yıllarında beden eğitimi hocası Gwyn Morris, rakip takımın da eşit şansa sahip olması için maçlarda sadece sağ ayağını kullanmasına izin veriyormuş…

Madem Galler’den açtık konuyu, efsane golcülerini de hatırlamadan geçmeyelim. Takvim yaprakları 20 Ekim 1961’i gösterirken Britanya Adalarının en küçük ikinci şehri St. Asaph şehrinde dünyaya gelmiş Ian Rush, Liverpool tarihinin en büyük golcüsü. Futbol kariyerine, 1979 senesinde, o yıllarda İngiltere dördüncü liginde oynayan Chester City takımında başladı. Daha ilk sezonunda, 34 maçta attığı 14 gol ile kendisini yakın takibe almış Liverpool teknik heyetinin dikkatini çekti. Nisan 1980’de Bob Paisley’nin ısrarı üzerine, o yıllarda rekor sayılacak 300.000 Sterlin karşılığında Liverpool’a transfer oldu. Verileri arasında şunlar var: 1980–1986 arası 182 maçta 109 gol attıktan sonra 1986’da transfer olduğu Juventus’ta 1988’e kadar top koşturdu, sonrasında evine döndü. 1988–1996 arasında 245 maçta 90 kaydetti. Bilmeyenler için, Liverpool formasıyla gol attığı 148 maçta takımı mağlup olmamıştır. Tevekkeli değil, “100 Players Who Shook The Kop” (Kop’u sallayan en unutulmaz 100 futbolcu) anketinde 3. sırayı almış Gallerli golcü…

Ve Euro 2016’nın yarı final maçında Ronaldo’nun Portekiz’i karşısında turnuvaya veda etti Galler. Olsun, böyle büyük bir organizasyonda yarı finale çıkmak da büyük başarı… 2011 senesinin o karanlık Kasım ayında, 42 yaşında intihar eden Gary Speed, takımını yukarılardan bir yerlerden izlemişse gülümsemiştir mutlaka. Galler’in başında olduğu dönemde, 20 yaşındaki Aaron Ramsey’i takımın kaptanı yapmıştı ve o dönemde FİFA sıralamasında 45. sıraya kadar yükselmişti takımı…
Velhasıl, elendiler ama futbolun yürek oyunu olduğunu, kazanmak için mücadele etmek gerektiğini, günümüz futbolunun paraya bulanmış düzeninde küçüğün de büyüğü alt edebileceğini hatırlattıkları için var olsunlar. Kendi dillerinde söyledikleri gibi, “Cymru am byth!” (Galler daima!)

*Galler daima