Siyasi iktidarın büyümede ana taşıyıcı unsur haline getirdiği inşaat sektöründeki kriz sürüyor. Bu durumun, plansız büyüme ve nüfus artışının birleşmesi, ülke genelindeki konut mağduriyetlerinde artış yaşanmasına neden oldu. Gökdelenlerin kuşattığı İstanbul’un Esenyurt ilçesi de plansız büyümeden nasibini aldı ve bölgede yaşananlar adeta ‘ders’ niteliğinde…

Öyle ki kontrolsüz nüfus artışı, iktidarın inşaat firmalarına sunduğu destek ile birleşince Esenyurt, ‘betonyurt’ halini aldı. Bölgede yaşanan konut mağduriyetleri ise söz konusu ilçeyi 13 yıl yöneten ve ‘istifa ettirilen’ AKP’li Necmi Kadıoğlu döneminde başladı bugüne dek de sürdü. Hızlanan ‘kentsel dönüşüm’ çalışmalarıyla Esenyurt, dikey mimari örnekleriyle kaplandı. Bu dönemde ilçeye inşa edilen bina sayısının ise 130 bini aşkın olduğu belirtiliyor. Fakat imar mağduriyetine, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ile Esenyurt Belediyesi arasında çıkan ‘kriz’ sebebiyet verdi. İBB’nin ilçe belediyesine sunduğu imar hakkını geri aldı. Bu adımla birlikte, ilçedeki 20’den fazla inşaat projesi durmak zorunda kaldı. Sadece 2013’te, faal olan 28 firma, 12’ye düştü. Tüm bunlar, ev hayali kuran ve reklamlarda gördükleri projeleri maketten satın alın yurttaşları vurdu. “Bir evimiz olsun” diyenlerden kimisi kredi çekti, kimisi çok büyük borca girdi. Borçlarını ödeseler de ne ev var, ne de tapu…

Bulut İnşaat, Makrom Yapı, Osmanlı İnşaat, Yeşil İnşaat gibi firmalar nedeniyle mağdur durumda olan yurttaşlar, yıllardır da mahkeme kapılarında ‘adalet’ bekliyor. Peki, Esenyurt’ta şu an durum ne? İnşaatlar hangi aşamada bırakıldı? Bu soruların yanıtını aramak için Esenyurt’u ziyaret ediyor ve yaşananları yerinde gözlemliyorum.

8 YIL GEÇTİ EV YOK

İlk olarak Filiz Moğul buluşuyoruz. Moğul, Esenyurt’taki konut mağdurlarından biri… Eliyle yarım kalmış inşaatı göstererek, “İşte durum bu” ifadesini kullanıyor ve ekliyor: “Hâlâ olup biten bir şey yok, çalışmalar göstermelik. 8 yıldır bekliyoruz, bizim gibi 30 bine yakın mağdur var.”

Moğul, televizyon reklamlarında gördüğü evi, maket üzerinden satın almış., “Karacabey İnşaat ve Bulut İnşaat mağduruyum” diyor ve yaşadıklarını şöyle aktarıyor: “Fiyatları cazip geldi, tüm birikimlerimizi buraya yatırdık. 63 bin TL’ye aldım. Daha sonra inşaat el değiştirdi dediler, toprak sahibi devreye girdi bu sefer de… Bizi çağırıp, ödediğimiz paraları yeniden istediler. Fakat sekiz senedir mağduruz, hiçbir şekilde yetkililere sesimizi duyuramadık, müracaat da ettik ama sonuç alamadık. Geriye dönüp bakınca bomboş… Çoluğumuzun çocuğumuzun rızkını buraya yatırdık ki evimiz olsun, ama evlerimiz gitti.”

Moğul, yardım beklediklerini ifade ederken, AKP’li Esenyurt Belediyesi’nin kendilerinin yanında değil, firmaların yanında durduğunu dile getiriyor: “Onlara destek verdi belediye, bize değil. Halk olarak şikâyetçiyiz. Sesimizi Cumhurbaşkanı’na duyurmaya çalışıyoruz. Firmadan bize en son bildirim, 1,5 yıl önce yapıldı, şimdi sessizlik var. Hukuka da başvurduk ama bekliyoruz. Güvenerek aldık bu evi, sonucun buraya geleceğini bilseydim, almazdım.”

ÇOĞU YANDAŞ FİRMAYDI

Moğul’un ardından Esenyurt’ta Özlem Hanelçi ile buluşuyorum. Hanelçi, Esenyurt İmar Mağdurları Tertip Komitesi’nin sözcülüğünü yapıyor. Kendisi, Yeşil İnşaat’ın mağdur ettiği isimlerden… “Her şey nasıl başladı?” diye soruyorum, yanıtlıyor: “Maketten satışının kolaylaştırılmasını sağladılar, inşaat sektörüne, devlet destek verdi. Biz de kolay öderiz, kirada değil, evimizde otururuz diyerek ev aldık Esenyurt’tan. İBB ile Esenyurt Belediyesi arasında bir imar sorunu oldu. Bu sorun nedeniyle kimi firmalar iflas etti, kimileri kaçtı, kimileri de bu krizi fırsata çevirdi. Yarım bırakılan inşaatın sahipleri, başka firmalar üzerinden ticari faaliyetlerine devam ediyor. Öyle hukuksuzluklar var ki… Benim sürecim 2011’de başladı. İlk 45 bin TL ön ödeme, sonra da taksitlendirmeye geçtim. Firmalar, devletin gücünü arkasına aldı. Çoğu yandaş firmaydı. Hiç soruldu mu mesela, neden en çok inşaat dolandırıcılığı Esenyurt’ta yaşandı? 30 bin konut mağduru var sonuçta burada. Belediyenin de yaptığı bir sürü yanlışlıklar oldu, onlar da suçlu. Neticede belediye sessiz, İBB sessiz…”

Hanelçi, Meclis’te AKP’li vekillerle yaptıkları görüşmeye ilişkin çarpıcı bir detay aktarıyor: “Firma sahiplerinin bizden yeniden 25 bin TL talep ettiğini AKP’li vekillere söyledik. Bize, ‘Ne olacak 25 bin TL’den, tül perde parası o’ dediler. Durumun vahameti görülsün diye söylüyorum bunu.”

SEÇİMDEN ÖNCE ÇÖZÜLSÜN

Hanelçi, şöyle sürdürüyor sözlerini: “İnsanları bir araya topladık ve bir komite oluşturduk. Komite ayrı ayrı 17 firmanın mağdur ettiği insanları temsil eden birer kişiden oluşuyor. Ama biz seçim vaadi olmak istemiyoruz. Seçimden önde düzeltilmesini, sorunlarımızın giderilmesini bekliyoruz. Seçimden önce, buyursunlar, işçiler inşaata girsin. Bizde, ‘evet bunlar yapıyor’ diyelim. Kaç seçim geçti biliyor musunuz?”

İKTİDARA GÜVEN KALMADI

Hanelçi, “İnsanların iktidara güveni kalmadı” diyor ve ekliyor: “Çoğu AKP seçmeniydi, bu kadar inandıkları güvendikleri insanların, artık onları umursamadığını gördüler. Geçenlerde Jet Fadıl’ın Caprice Gold projesiyle mağdur ettiği insanların eylemine katıldım. Onların çoğu AKP’ye oy vermiş insanlar. Onlar da diyor, ‘artık güvenimiz kalmadı, kimse yanımızda durmadı’ diye… “
Özlem Hanelçi, sözlerini şöyle sonlandırıyor: “Artık rejim değişti, bizim sorunumuzu çözerse Recep Tayyip Erdoğan çözer. Çünkü artık bakanların yetkileri vekillerin etkisi yok.”

65 YAŞINDA ÇALIŞMAK ZORUNDA

Tüm birikimini Bulut İnşaat’a kaptıran Mustafa İyi, artık 65 yaşında… Ancak bir beyaz eşya firmasında çalışmak zorunda: “Yük taşıyacak halim yok, buradaki arkadaşlar da sağ olsunlar, beni idare ediyorlar. Satışlara yardım ediyorum, sağa sola koşuşturuyorum.”

İyi, devamında da “Ne ev, ne para, ne de muhatap var” diyor ve yaşadığı süreci anlatıyor: “Bunların şatafatlı bir ofisi vardı, oraya gittim. Televizyonlarda da reklamları vardı. İndirim yapıyoruz dediler, 300 bin TL para yatırdım. Çocuklarımla aynı binada oturmak istedim, o yüzden maketten aldım. Bunlar işi durdurunca anlamaya başladım. Tapu verin dedim, tapu da yok.”

AKP’li Esenyurt Belediyesi’nin yardımcı olup, olmadığını soruyorum, İyi’ye. “Hiçbir şekilde sahip çıkmadılar” şeklinde yanıtlıyor.

“Ben mağdurlardan bir tanesiyim, benim gibi binlerce var” ifadesini kullanıyor ve sözlerini şöyle sonlandırıyor: “Umudum kalmadı, 7 yıl geçti ama bir arpa boyu yol gidilmedi. Onlar planlı programlı hareket edip büyüdüler ama bizim bir avukat tutabilecek bile paramız yok. Temel Bulut tutuklu ama adalet onlardan yana çalışıyor. Yarın öbür gün müteahhit de çıkarsa, hiç şaşmam.”

***

Memduha Kayacan, engelli oğlu için, “Çocuğum bu yaşta eylem ne onu biliyor” diyor.

ÇOCUĞUMUN KUMBARASINI BOZDURDUM

Esenyurt mağdurlarından Menduha Kayacan’ın yaşadıkları da çarpıcı… Kayacan bir çikolata fabrikasında işçi, yüzde 99 oranında engelli bir çocuğu var. Bulut İnşaat’ın ‘engellilere özel indirim’ diye sunduğu projeden ev almak için 7 yıl önce tüm birikimini kullandı. O günlerde 3 aylık olan çocuğu, şimdi 7 yaşını dolduruyor. Kayacan, “Çıkmazdayım, ne yapacağını bilmiyorum. Çocuğum bu yaşta eylem ne onu biliyor” diyor ve ekliyor: “Reklamlardan gördük, engelli projesi diye sundular ve indirim vardı. 100 bin 800 TL… O parayı toplamak için çok uğraştım. Benim sadece 34 bin TL’m vardı, tüm birikimimdi. Yengemden kız kardeşime ailem kredi çekti, kız kardeşimden borç aldım, ustamdan 10 bin tl borç aldım. Çocuğumun kumbarasında 700 TL vardı, onu bile bozdurdum. Çok zorluk çektik, sürekli borç ödemekten yoruldum.”

Kayacan, firmanın sürekli kendilerini oyaladığını söylüyor ve mağduriyetinin giderilmediğine dikkat çekiyor: “Bize yapılacak demişlerdi, katalog verdiler, resimlerden ev seçtik. Çocuğum 3 aylıktı 7 yaşını dolduracak şimdi. Yargıda da hiçbir ilerleme yok. Artık davalarda haykırıyorum… Çocuğumu da getiriyorum davalara. Son olarak tapumun başkasına verildiğini öğrendim. Hasta çocuğumla neler yaşadım krediyi de borçları da ödeyebilmek için…”

ADALET YOK BU ÜLKEDE

Memduha Kayacan, sözlerini şöyle noktalıyor: “Umudumu kestim diyorum ama ufak da olsa içimde bir umut var. Fakat adalet yok bu ülkede. Her şeyden önce adaletin gelmesi gerek.”

***

GELİNLERİM BİLEZİKLERİNİ SATTI

Mağdurlardan Mustafa İyi, 2012 yılında tüm birikimini çocuklarıyla aynı apartmanda oturmak için Bulut İnşaat’a yatırdı. “Evlatlarıma bir ev bırakmak, onlarla aynı apartmanda olmak istedim. Bu yüzden 3 daire almayı düşündüm ama bu bir oyunmuş” diyerek başlıyor sözlerine İyi. Sözlerine de şöyle devam ediyor: “Memurdum, emekli oldum, evim vardı, sattım. Torunumum bileğinde künye vardı, küçüktü, onu bile sattım. Gelinlerimin bilezikleri vardı, onları da sattım verdim ben bunlara. Şimdi hepsi gitti.”