‘Evet’le eğitim…‘Evet’çileri bekleyen tehlike
ÜNAL ÖZMEN ÜNAL ÖZMEN

Erdoğan ve partisinin önceki seçimlerde propaganda malzemesi eğitimdi. Erdoğan, 7 Haziran seçimine kadar muasır medeniyet sembolü olarak elinden düşürmediği tableti bir yere bıraktı ve o günden sonra bir daha da elini sürmedi.

Tablet, Erdoğan için medeniyetten ziyade “Almanya’daki Hans, Amerika’daki Maria ile bizim Mehmet’le Ayşe’yi” aynı dünyanın insanları olarak küresel pazarda buluşturan ekonomik bir terimdi. ‘Fatma’nın, Maria’dan eksiği ne? Hazine bu hazine!’ diyerek elinde salladığı günlerde tabletle ülke gençliğine ekonomik hedefin yolunu gösteriyordu!

2012 yılında eğitim kademelerini üçe bölüp dörder yıl olarak belirleyen ve müfredat içeriğini dine dayandıran köklü değişiklikler, sembolü tablet olan modern eğitim anlayışından tümüyle kopuşun işaretleriydi. Nitekim 7 Haziran 2015 seçiminde tabletin yerini Kuran aldı. 12 Haziran 2015 tarihli yazımda ”Tabletle Kuran arasındaki fark, birinin dijital, öbürünün basılı kitap olması gibi biçimsel bir fark değil. Bu iki nesneye Erdoğan’ın yüklediği anlam, onun ve partisinin 13 yıl sonra geldiği nokta ile bundan sonraki yönelişini anlatıyor” demiştim.

Başkanlık seçimi havasında yürüyen referandum kampanyasında eğitim, türban ve imam bağlamında ele alındı. Gittikleri her ilde iktidarları döneminde açılan üniversitelerle derslik sayıları dışında eğitime dair bir plan sunmayıp türbanla imam hatiplere odaklandılar. Kanser tedavisinde kullanılan tüm ilaçların devlet tarafından karşılanacağı sözünü veren Erdoğan, kangren halindeki eğitimin sorununu dinle çözeceğini söylüyor!

Problem olmaktan çıkarmakla övündüğü türbanla imam hatipler konusunun Erdoğan tarafından tamamlanmamış proje gibi gündemde tutulmasının bir amacı olmalı. Diline bakarak, “evet” çıkması ve başkan olması durumunda Erdoğan’ın sadece eğitimi değil, eğitim üzerinden gündelik hayatı tanzim etmeye ağırlık vereceğini anlayabiliriz. Onun, konuşmalarında türbanlılaşma ve imam hatiplileşmeye özellikle yer vermesi, referandumdan “evet” çıkması durumunda başkan olacağı varsayımına dayanıyor. Erdoğan’ın size vaat ettiği eğitim Suudi modeli, bu sizin eğitimden beklentinizi karşılıyorsa “evet” diyebilirsiniz.

Referandumun sonucu özellikle eğitim açısından önemli: Yukarıda kısaca özetlediğim kronoloji, referandumdan çıkacak "evet" sonucunun, eğitimde daha çok din daha az bilim anlamına geleceğini gösteriyor. “Hayır” ise eğitimdeki krizden çıkış yolu bulacağımız anlamına gelir. Bugün, en azından el yazısını tartışıyoruz; kazanan Erdoğan olduğunda yarın, kendimizi Latin harfleri kalsın mı, kalksın mı tartışması içinde bulacağız. Bundan emin olabilirsiniz. Çünkü bir süre sonra Müslümansan İslam’ın dilini (alfabesini) kullanmak durumundasın denecek ve ayrıca Suudi Arabistan’la Katar bunun için bastırıyor.

Eğitimi, insana kazandıracağı nitelikle; ekonomiyle, yatırımla, teknolojiyle, iş olanaklarıyla ilişkilendiren toplumların ihtiyacı daha fazla dini eğitim değildir. Dinsel bilgi, davranış ve becerilerin teşvik edicisi olan devletten başka yerde karşılığı yoktur. Ne yazık ki ekonomik faaliyetin yönlendiricisi artık devlet değil. Özellikle, iktisadi düşündüğünü bildiğimiz evetçilerin bu noktada bir kez daha düşünmesinde yarar var.

Yaş ortalamasının yüksek olduğunu bildiğimiz evetçiler, sandığa giderken kendi duygularını tatmin edecek karar vermemeli; aklı başında yetişkin biri ‘onaylayacağım anayasa maddeleri, sınırsız yetki vereceği kişi çocuğumun/torunumun geleceğini ne yönde etkiler’ diye sorar. Evetçilere son uyarı; kazanan tarafta olmanın birkaç gün hazzını yaşayacağım diye çocuğunuzun geleceğini tehlikeye atamazsınız...