Anasayfa BİRGÜN KİTAP Eylemek ya da eylememek

Eylemek ya da eylememek

Eylemeyen, edimde bulunmayan ya da yegâne eylemi gerçeklikten, kaçmak olan, yani öznelik vasfını yitirmiş bir insan geleneksel roman kahramanı niteliklerine elbette sahip değildir. Kahraman yoksa, epik de yoktur. Bu nedenle modern epiğin/romanın kahramanı bundan böyle bir anti-kahramandır

A.ÖMER TÜRKEŞ

Epiğini yitirmiş bir dünyada roman -Hegel’in deyişiyle- ‘modern burjuva destanı’dır; modern bir sınıf olarak burjuvazinin kendini edebi alanda ifade edebilmesinin en uygun aracı ‘inmiştir’ yeryüzüne. Roman sanatının ilk örneklerindeki kahramanları özgüveni yüksek, eylemeye hazır, kendilerini ve dünyayı değiştirmeye inançlı öznelerdi. Kapitalizm de dünyayı değiştiriyordu ama geride büyük bir enkaz bırakarak. 20. yüzyıla girildiğinde, kendisini enkazın altında kalmış hissedenlerin hikâyeleri katıldı romanlara. Walser, Kafka, Musil, Joyce ve daha birçok yazar modern burjuva bireyin kahramanlıklarına değil bunalımına odaklanmıştı.

Cumhuriyet dönemi Türk romanında benzer değişim çok daha kısa bir zaman aralığında yaşanmıştır. 50’li yıllara kadar Türk edebiyatına hâkim eğilim toplumsal sorunların dile getirilmesiydi. ’50 Kuşağı’ olarak adlandırılan bir kısım yazarsa sorunların bireydeki yansımalarını gösterebilmek için farklı anlatım arayışlarına girdiler. Modernist estetiğin ve varoluşçuluğun edebiyata etkisi ilk kez bu dönemde ortaya çıktı. Bireyin iç dünyasına ağırlık veren, ‘bilinç akışı’ ya da iç monolog teknikleriyle yazılan hikâye ve romanlar kimilerince ‘bunalım edebiyatı’ olarak nitelenmiştir. Ne var ki ’50 Kuşağı’ hikâye ve romanlarında görülen insan tipleri dış çevreden ne tamamiyle yalıtılmış ne de dünyaları kişisel duygularla sınırlanmıştır; tersine, toplumsal gerçekler ve toplumsal eleştiri apaçık ortadadır.

Mesela kuşağın en karakteristik isimlerinden Leyla Erbil’in romanlarındaki insanlar tıpkı içinde yaşadıkları toplum gibi yaralıdırlar. Erbil, yaralılık tespitini yapar ama onları mazur görmez ve göstermez. Henüz öznelik konumunu yitirmemiş ama bu konumu sürdürmekte zorlanan roman kahramanları hâlâ kendi kaderlerini kendileri tayin edebilirler.

Yaralı, bocalayan, kendi eyleminin yükünü taşımakta zorlanan, kısacası öznelik konumu sarsıntıya uğramış bu insan tipi Oğuz Atay’ın romanlarında belki de en çarpıcı halleriyle yeniden karşımıza çıkar. 70’li yılların tarihsel, toplumsal koşullarına uygun olarak, artık hayatta bir yeri yoktur bu insan tipinin. Eylemek için yola çıkmış ama başaramamış, dışlanmış, topluma yabancılaşmış roman kahramanlarının kendisine, başkalarına, inandıkları değerlere faydaları kalmamıştır.

50 kuşağının ya da Atay’n roman kahramanları bir faaliyetin taşıyıcısı olamamanın sıkıntılarını yaşıyorlardı. Başarıp başarmamaları önemli değil, kendi tarihlerini yapmaya soyunmuşlar, Erbil’inkiler yaralanmış, Atay’ınkiler tutunamamışlardı. 80’lerden bu yana, daha belirgin olarak 2000’lerden sonra yeni bir insan tipi hüküm sürüyor edebiyatımızda. Arzularıyla gerçekliği arasındaki uçurumun farkında olmayan, edilgin, nesne konumunu sessizce kabullenmiş roman kahramanlarının yegâne eylemlilik hali mutsuzluk oluyor. Birey içinde bulunduğu tarihsel-toplumsal koşulların bir ürünüyse eğer, elbette bu ‘kahramanlar’ da günümüzün siyasi, ekonomik ve ideolojik konjonktürü karşısında bocalayan bir kuşağın temsilcileri.

Roman kahramanı demek sözün gelişi. Zira sadece eyleme anı kahramanca olabilir. Eylemeyen, edimde bulunmayan ya da yegâne eylemi gerçeklikten, kaçmak olan, yani öznelik vasfını yitirmiş bir insan geleneksel roman kahramanı niteliklerine elbette sahip değildir. Kahraman yoksa, epik de yoktur. Bu nedenle modern epiğin/romanın kahramanı bundan böyle bir anti-kahramandır.

‘Maddenin cürüm hali’

İnsanın özne niteliğini yitirip nesneleşmesine direnmeye çalışan, direnemediği ölçüde parçalanan insan tiplerini anlatan romanlarıyla Hüseyin Kıran’a ayrı bir yer açmak istiyorum.
2004 yılında ‘Madde Kara’ adlı şiir kitabı ile başladığı edebiyat yaşamını ‘Resul’ (2006), ‘Gecedegiden’ (2011), ‘Benim Adım Meleklerin Hizasına Yazılır’ (2013), ‘Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor’ (2016) romanları, ‘Küstah’ (2014) adlı şiir kitabı ve anlatı türündeki ‘Yaşamak-Bir Çaba’ (2018) ile sürdürdü.

İlk romanı ‘Resul’de (2006) siyaset çarkından geçmiş, ağır bedeller ödemiş ama hayatla kavgası bitmemiş bir adamın dünyasını şizofrenik algılar eşliğinde -karanlık, parçalanmış, dağılmış bir dille- didiklemişti Kıran. Kendisini çevreleyen her şeyle; toplumla, insanlarla, kelimelerle, eşyalarla ilişki kurmakta güçlük çeken kahramanı varlığını korumak için kendi benliğine çekilmiş ‘bir insan olarak hayvan’a dönüşmüştü. ‘Gecedegiden’in (2011) kahramanı insanla hayvan arasında sıkışmış bir adamdı. ‘Sadelik ve keşmekeşle dolu, vahşi, edepsiz, dip­siz, akrobat tabiatlı bir cins. Kendi başına bir melek. Kendini tutamayan bir çekiç’ti o. ‘Benim Adım Meleklerin Hizasına Yazılıdır’da (2013), bir akıl hastahanesinde uyanan, ‘Kendisinden ibaret bir vaha’ yaratması gerektiğine inanan Ruhi Bey’in felsefi, dini ve siyasi dogmalarla yoğrulmuş, toplumla çatışmalı bilincini yansıtmıştı. ‘Dağ Yolunda Karanlık Birikiyor’un (2016) Yakup’u efendileri tarafından elçilik göreviyle dağ halkına gönderilen bir adamdı. Yakup’un kendi ülkesinde bellediği hayat tarzıyla, kendisine öğretilen üstünlük inancıyla ‘çadır halkı’ üzerinde kurmak istediği iktidar Kıran’ın ironik anlatımıyla traji komik bir tutkuya dönüşmüştü.

Özellikle ‘Gecedegiden’, özne ve nesne karşıtlığını ortaya koyması açısından önemli bir roman. Kıran, insanın insanlık tarihi kadar eski bir arzusundan, kendisi için bir insan yaratmak idealinden, yani insanın insanı nesneleştirmesinden yola çıkarak karanlık bir kurmaca dünyası yaratıyor. Bu toplumun allegorisi olarak okunması gereken romanlarında, kahramanların toplumla çatışmalı bilincini, böyle bir bilinci dolduran korku ve şiddeti, kelimelerin kavramların çarpılışını, anlamların farklılaşmasını yakalamak istiyor.

Tacizciler, kendisi gibi olmayanlardan nefret eden ‘normal’ler, birbirlerine düşmanlaşmış yoksullar, taşlaşan duygular, sağırlaşan yürekler ve kentteki herkesi saran bir şiddet. Ve bütün bunların ortasında kalmış roman kahramanları. Bu dil ve tema Kıran’ın bütün metinlerinin ve şiirlerinin karakteristiğidir. Mesela ‘Madde Kara’da yer alan ‘karanlıkta, …haykırarak’ şiirinin dizelerine bakalım;
‘şehirde…ben maddenin cürüm hali// alın şimdi bu vahşeti gülle donatın/zafer tâkları istiyorum ve şenlik ateşi//küfür hayata en kısa yoldur//dillerini bildiğim insanlar/bana berrak bir hayat yaşatmadılar.’

Kıran’ın roman kahramanları dillerini bildiği ama iletişim kuramadığı bir topluma karşı maddenin cürüm halini almış, ancak cürüm haliyle özne konumuna yerleşen insanlar. Parçalanmış bilinçleri gibi öznelik halleri de parçalanmış durumda. İşte böyle bir parçalanmışlık halindeki insana ilişkin hakikati yakalamaya çalışıyor Kıran. İçinde yaşadığımız hayatın hakikatini…

- Reklam -

SON HABERLER

Muhalefete karşı medya

Ya da tersi; medyaya karşı muhalefet! Bu seçimde ilk...

Ağar’lar ve Başkaya’lar

Memleket ikinci sınıf bir korku filmi gibi, kötü karakterleri hiç yok olmuyor....

Yeni Zelandalı spikerler başını örterken

Yeni Zelanda’yı konuş konuş bitiremedik. Saldırının üzerine ayrıca, saldırıdan sonra Yeni Zelanda’nın...

Kütüphanecilik Haftamız kutlu olsun!

Bir önceki yıldı galiba, Kütüphanecilik Haftası için bir etkinliğe katılmıştık. Benim bildiğim,...

Seçim günü resmi tatil midir?

SORU: Ben bir otelde çalışıyorum, seçim günü de...

Denizli Acıpayam’da eğitime 2 gün ara verildi

Denizli'nin Acıpayam ilçesinde 20 Mart'ta meydana gelen 5,5 büyüklüğündeki depremin ardından artçı...

Türkiye 4-0 Moldova

Türkiye 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2020) Elemeleri H Grubu ikinci maçında Moldova'yı ağırladı.

Füsun Demirel’den Alper Taş’a destek

İsmi Beyoğlu Belediye Başkan adaylığına açıklandığı günden bu yana toplumun büyük ilgisiyle...

BM, AB ve birçok ülkeden ‘Golan Tepeleri’ tepkisi

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, ''GolanTepeleri'nin statüsü değişmedi ve BM'nin...

İsrail’den Gazze’ye hava saldırısı

İsrail güçleri Gazze Şeridi'nden atılan bir roketin bu sabah Tel Aviv'in kuzeyindeki...