Fabrika kızları
KAMURAN KIZLAK KAMURAN KIZLAK

Artık doksanlı yaşlarını süren bu eski Kızıl Ordu neferi, torununa (Lijuan), “Bu beyaz adamla mı evleneceksin” diye sordu. Sözleri ve yüz ifadesi sanki “Bir Çinli bulamadın mı” der gibiydi. Lijuan, “Büyükbaba o beyaz adam dilimizi biliyor. Buraya seninle tanışmak için geldi. O bir komünist. Senden devrimi ve Mao’yu dinlemek istiyor” deyince, yaşlı yoldaş biraz duruldu. Çok uzaklardan bir yoldaşla karşılaşmaktan duyduğu mutluluk görülmeye değerdi. Yıllardır tanıdığı bir sıkı dostuyla konuşur gibi “Bahçeye çıkalım” dedi ve ara verdiği fidan dikme işine birlikte devam ettik. Bu altı fidan iki yıl sonra meyve verirmiş. Meyvelerini yemeğe gideceğime dair de söz aldı.

Bir taraftan fidan dikip diğer taraftan savaş-devrim anılarını anlatırken, bir ara verdi ve “Onun için üzülüyorum. Artık evlenecek bir erkek bulması zor. Otuz yaşını bile geçti. O çok iyi ve güzel bir kız, onunla evlen. O bir erkeğin kalbini kazanır ve mutlu eder” dedi. Gülmemek için kendimi zor tuttum. Daha iki saat önce adeta “Bu beyaz adama mı kaldın, bir Çinli bulamadın mı” diyen yaşlı yoldaş şimdi torunuyla evlenmemi salık veriyordu. “Onun bir sevgilisi var. Yakında evlenecekler. Onun için üzülme. Devlet sevgilisini bir yıllığına yurtdışına gönderdi. O yüzden gelemedi. O önemli bir adam” dedim. Bunu Lijuan’dan duysa belki kuşku duyardı ama bir yoldaşından duyduğu için olsa gerek inandı. Bu yaşta bir dostun yüzüne yansıyan o mutluluk ifadesini görmek çok güzel…

Oturduğu yerden sanki sayıklar gibi, “Fabrika kızları” dedi. Ben lafın gerisini beklerken, o eliyle sırtımın dönük olduğu tarafı işaret etti. Bahçe kapısından giren üç genç kadından söz ediyordu. “Lijuan’ın arkadaşları” dedi.

Bu genç kadınlar (daha sonra başkaları da geldi) Lijuan’ın köyde birlikte büyüdüğü, çocukluk arkadaşları. Nice profesörü kıskandıracak kadar düzgün ve güzel ifadelerle konuşan bir genç kadın “Hepimiz yoksulduk. Eğitime devam etmemiz çok zordu. Okulu (Lise) bırakıp fabrika kızı olduk” diye özetledi. İkinci kez duyduğum “Fabrika kızı” ifadesi aklıma Alpay’ın aynı adlı şarkısını getirdi (Aralarında tütün fabrikasında çalışan yokmuş). Laf dönüp dolaşıp bir şekilde Lijuan’ın halen evlenmemiş olmasına geliyor. Bir iki arkadaşı Lijuan adına üzülse bile, çoğunluğu takdir ediyor. Konuşmasına ve bakış açısına hayran olduğum o genç kadın, “Büyüklerin ona bulduğu bir erkekle değil kendi bulduğu/sevdiği bir erkekle evlenecek. Ben on yedi yaşımda anne oldum. Bir gün büyükler, evlenmem için birini bulduklarını söylediler. Ne diyeceğimi bile bilmiyordum. Başıma geleni anlayamadım. Şimdi kızım benim evlendiğim yaşta. O, fabrika kızı olmayacak ve kendi bulduğu bir erkekle istediği zaman/yaşta evlenecek” dedi.

Bu hikâye “Çin Yeni Yılı” tatilinde geçiyor. Her yıl bir arkadaşımın davetiyle aile buluşmasına misafir olurum. Bir gün bütün aile, aile büyüklerinin evinde toplanır. Günün öğleden sonrası neredeyse gece yarısına kadar yemek ve çay masasında geçer. Konuşulmadık bir şey kalmaz. Konuşmaların başlıca konusu, iş-kazanç ve ailenin gençleri (yani evlilik) olur. Anlaşıldığı üzere, bu yıl Lijuan’ın ailesine konuk oldum.

Bu aile buluşmalarında, evlilik çağına gelmiş gençlerden evlenecekleri erkek/kadını aile ile tanıştırmaları beklenir. Yaşlı yoldaşın beni müstakbel damat sanması da bu yüzden. Gençlerinin evlenecek birini bulmuş olması aile büyükleri için de gurur vesilesidir. Çevreye, eşe-dosta gurur duyarak anlatabilecekleri bir şeydir. Yirmi beş yaşında bir bekâr genç kadın ve otuz yaşında bir erkek için aileleri ciddi endişe duyar. Bu yaşlar evde kalma yaşı sayılır.

Kapitalist dönüşüm süreci ve kentleşme-kente göçün getirdiği sosyo-kültürel değişimden bu gelenek de payına düşeni almış ve epeyce tavsamış. Eğitimli, kentli gençlerin bu gelenekle bağlarının gevşediği bir gerçek olmakla birlikte, geleneksel aile rolleri öyle yirmi otuz yılda kolayca değişmez, malum. Yani bekâr çocuklar üstünde bir şekilde evlilik baskısı hissettirirler. Geleneksel Çin toplumunda evlilik yaşında bir gencin bekâr olması aile için gurur kırıcıdır. Hele evlilik yaşını aşmış bir erkek/kadın aile bir utanç sayılır. Bazı kentlerde büyüklerin çocukları hakkında tanıtıcı bilgiler (bir nevi CV) içeren duyurular astıkları yerler var. Buralarda çocukları için uygun eş adayı arıyorlar.