Fado, Fiesta, Futbol!
FİKRİ SAĞLAR FİKRİ SAĞLAR

Bizim diktatör heveslileri, ya İspanya’yı incelememiş, Franco’yu iyi anlamamış, ya da ondan daha faşist bir yönetim kurma hayaline kendilerini kaptırmış!.. Yapılanlardan başkaca bir sonuç çıkmıyor! Avrupa diktatörlerinden biri olan Franco’dan başlangıçta epey esinlendiklerini düşünüyorum. Ama zamanla görüyorum ki narsist duygular onu, “Franco’ya da Sen kimsin be ?!.” deme noktasına taşımış!.. Oysa, Franco’dan  biraz ders alsalardı durum kendileri için daha farklı olurdu!.. Ama Heyhat!.. Bunlar bodoslamadan gidiyor!..

Franco akıllı ve bilgili bir faşistti. Bizimki kindar ve yarı cahil!..

Franco; Hitler ve Mussoli yenilmesinden sonra “parlamenter demokrasi” düşmanlığı nedeniyle uluslararası dünyadan dışlanmamak için Vatikan’ca desteklenen “Opus Dei” tarikatına bağlı “teknokratlardan” kurulu hükümetler kurmuştu. Bizimki; Cemaatlere teslim olmuştu...

Franco; anayasayı kaldırmıştı. Bizimki; Anayasayı askıya aldı!..

Franco; toplumun bölünmesine neden oluyor diye siyasi partileri kapatmış ve iktidarı tek elde toplamıştı... Bizimki; Henüz partileri kaldıramadı ama iktidarı tek başına gasp etme çabasında... Zaten onu kızdıran da bu demokrasi oyunu...

Franco; Basın üzerinde mutlak kontrol sağlamış,toplumsal düzenin kurulmasını orduya bırakmıştı.. Polisin yetkilerini alarak kendi dini ideolojisine uygun taban örgütlenmesine karışılmasını engellemiş,sınıfsız bir toplum kurduğunu dile getirerek sermayenin çalışanları sömürmesini kolaylaştırmıştı... Bizimki; askerden korktuğu için polise yüklendi. Ama onun da çoğunluğu Cemaatçi çıktı. Şimdi polis içinde temizlik yaparken, askeri daha etkin kullanma yollarını arıyor..

Franco’nun en önemsediği koşul toplantı ve örgütlenme yasağıydı. Yirmi kişiden fazla topluluklar ancak sivil idareden onay aldıktan sonra bir araya gelebilirdi... Örgütlenme çabalarını ve toplantıları aşırı şiddetle dağıtmaya çalışırdı. Bizimki bu yöntemi ama daha şiddetle uyguluyor!..

Franco bu kadar baskıyı hazmedebilmesi için yıllarca toplumu Fado, Fiesta ve Futbolla eğledi... İşte tam burada bizimki Franco’dan ayrıldı!.. Aşırıya kaçtı,halkın üzerine bütün ağırlığı ile çöktü!.. Baskı, korkutma,tutuklama, hapis ve öldürmeden geri durmadı...
Oysa; Fado;Derin acıların, hüzünlerin, özlemin, nostaljinin, mutluluğun ve aşkın ifade edildiği bir müzik türüdür. Kısaca yaşama sevincidir.. Baskıdan kaçma,ölümü düşünmemenin yoludur. Bir yerde sanattır. Franco’nun bıraktığını,bizimki yasaklıyor... Sanat kurumlarını kapatıyor... Devleti kültür ve sanattan soyutluyor.  Sanatçılara ateş püskürüyor... Onlara soytarı muamelesi yapıyor...

Fiesta; Şölen, şenlik,bayram ve festivallerdir... İnsanların değerlerine sahip çıktıkları, mutlu oldukları gündür. Franco’nu tersine bizimki Ulusal bayramları yok saydı!... şenlikleri kaldırdı.Festivallere kulp buldu. Yılbaşına taktı...Hıristiyan geleneğidir diye bağnazları kışkırttı! Kaçak Saraya milyarlarca lira harcanırken yılbaşı kutlamalarını, sokak ışıklandırmalarını diline doladı...

Bugün futbol dünyanın en büyük endüstrilerinden biri... İnsanların tutkuyla bağladığı bir gösteri sporu... Futbol, ülke ekonomilerini,sosyal yaşamlarını ve dünya üzerindeki itibarlarını doğrudan etkiliyor... Franco bunu görmüş, teşvik ediyor. Bizimki futbolu yasaklayamıyor ama, seyircisiz oynanması için akla gelmedik şeyler planlıyor... Bir yandan yandaşı zengin etmek, ama aynı zamanda seyirciyi de fişlemek için Passoligi uyduruyor...Bir yandan da takımları ele geçirmenin hesabını yapıyor... Biliyor ki taraftarlar, her vesileyle spor salonlarında ya da statlarda onu yuhalıyor.. Sporseverler demokrasi dışı uygulamaları için alabildiğince tepki gösteriyor!... Bizimki maça gidemiyor...

Taraftarsız maç istiyor!...

Dünyada yaşanmayan bir ilk, ülkemizde gerçekleşti. Beşiktaş taraftarları yargılanıyor... Gezi Parkı Direnişi’nde “hükümeti yıkmaya teşebbüs ettikleri” gerekçesiyle ÇARŞI grubunun duruşmasına başlandı... Türkiye için yüz karası bir olay.. Sadece dikta rejimlerinde görülen kara bir leke!..

Bizimki Franco’dan da beter!.. Ey millet! Artık uyanın! Bilin ki, ülkeyi ele geçiren bu kindar anlayış, bir günde 150 çocuğu okulda  öldüren Taliban’ın ve kafa kesen IŞID’ın anlayışıyla aynıdır!