Fanilik üzerine Andrey Tarkovski
ZAHİT ATAM ZAHİT ATAM

“Diyelim ki planlanan her şey gerçekleşti. Şimdilik inanalım onlara. Ve kendi tutkularına bırakalım gülsünler. Çünkü onların tutku dedikleri şey gerçekte birtakım duygusal enerjiler değildir, aksine kendi ruhları ile dışsal dünya arasındaki çatışmadır sadece. Ve en önemlisi, bırakalım onları, dediklerine inansınlar, kendilerinden hoşnut olsunlar. Çocuklar gibi bırakalım biçare olsunlar, çünkü zayıflık büyük bir şeydir ve dayanıklılık da hiçbir şey. Bir insan tam da doğduğu zaman, zayıf ve esnektir. Öldüğü zaman ise sert ve duyarsızdır. Bir ağaç büyüdüğü zaman narin ve esnektir. Ama kuruduğu ve sert olduğu zaman, ağaç ölür. Sertlik ve dayanıklılık ölümün yoldaşlarıdır. Esneklik ve zayıflık varlığın taze ve canlılığının ifadeleridir. Çünkü katılaşanlar asla kazanamayacaktır.

Belirli türdeki bazı baskılar olmak zorundadır; sanatçı vardır, çünkü dünya mükemmel değildir. Dünya mükemmel olsaydı, sanat faydasız ve işe yaramaz olurdu, tam da insanın dünyada uyum aramayıp da sadece ve en yalın haliyle o dünyada yaşamasında olduğu gibi. Sanat bir hastalıktan doğmuştur -tasarlanmış bir dünya.

İster şiirsel isterse tasvir edici araçlarla olsun, bizi çevreleyen dünya hakkındaki hislerimizi dışa vurabiliriz. Ben şahsen kendimi metaforik olarak ifade etmeye tercih ediyorum. Biraz daha vurgulayayım: metaforik olarak, yoksa sembolik olarak değil. Bir sembol kendi içinde tanımlı net bir anlamı içerir, belirli entelektüel formüllere dayanır, oysaki metafor bir imgedir. Bir imge tam da dünyanın kendini temsil ettiği gibi aynı ayırt edici özelliklere sahiptir. Bir imge -bir sembole zıt biçimde- anlam bakımından belirsizdir, tanım için zorlanamaz. İnsan tanımlı ve sonlu araçlara başvurarak sonsuz dünyadan konuşamaz. Bir sembolü inşa eden formülleri analiz edebiliriz, oysaki metafor kendi-içinde bir varlıktır, o bir tek terimlidir. Ona temas etmek isteyen her çabadan ayrılır, farklılığını korur.

Ben yalnızca bir şey biliyorum. Uyuduğum zaman, korkum yoktur, hem de hiç, derdim yoktur, mutlu değilim. Uykuyu icat edene şükredelim. Bütün şeyleri satın alabilen kolay elde edilen bir paradır, çobanları ve kralları, aptalları ve akıllı insanları aynı hizaya getiren bir dengedir. Horultulu uyuma hakkında sadece bir kötü şey var. Diyorlar ki ölüme çok benziyormuş. (Solaris’ten)

İnsan işkence edildiği için yazar, çünkü şüphe eder. Sürekli olarak kendisine ve diğerlerine kendisinin kıymetli bir şey olduğunu ispat etmeye ihtiyaç duyar. Ve Ben bir dehayım, bunu kesin olarak biliyor muyum, emin miyim bundan? O zaman niçin yazarız? Bütün bu belalı işi niye yapıyoruz?

Bin tane farklı insan tarafından okunan bir kitap, bin tane farklı kitaptır.

Modern kitle kültürü, ‘tüketiciye’ seslenmeyi amaçlar, yani protezin uygarlığına, insanların ruhlarını sakatlayan uygarlığa kısaca, insanın varlığına dair hayati sorunlar, yani ruhsal bir varlık olarak insanın kendi bilinciyle insan arasında aşılmaz engeller kurar bu uygarlık.

Sanatın hiç kimseye bir şey öğretemeyeceği çok açıktır, çünkü dört bin yılda insanlık hiçbir şey öğrenemedi.”