Anasayfa KÜLTÜR SANAT Fazladan bir olay gerçekleşir ve hayat…

Fazladan bir olay gerçekleşir ve hayat…

Hayatı bir kurmaca olarak alımlarız, başka türlü baş edemeyiz çünkü. Fakat hayat kurmacadan daha fazladır ve kurmaca hayatı bir kalıba sokmaksa, hayat bu kalıptan taşandır. Witold Gombrowics ‘Kosmos’ adlı romanına dair güncesine düştüğü notlarda kurmacayı tanımlıyor önce: “Nedir polisiye roman? Kaos halinde olanı düzene sokma, düzenli hale getirme denemesi.” Bir yıl sonra şu notları düşmüş güncesine: “Fazladan gerçekleşen bir olay yüzünden gerçekliğin bir anda kabından taşıvermesi. Her yana uzanan duyargalar… karanlık oyuklar… sapmalar… anaforlar… bütün bunların yaratılması” (Kosmos, çev. Aykut Derman, Can). Gombrowics’in edebiyatı hayat gibidir, kalıbından taşar ve Deleuze’ün de belirttiği gibi “Daha ziyade biçimsizden ya da tamamlanmamışlıktan yanadır.”

Kurmaca sadece edebiyatın ya da sanatların işi değil, gündelik hayattaki sıradan insan da hayatın her yöne dağılmasına tahammül edemediğinden, hayatını derleyip toparlamak, kurgulamak zorunda. Çünkü “kurmacanın birliği var, biçimi var”diyor Aldous Huxley. Yatay ilişkiler ağı olarak düşünüldüğünde toplum, bireysel kurmacalarımızın birbirine dokunarak durmadan yapılıp bozulduğu, konturları bulanık, devasa bir kurmacadır. Bizler kendi hayatlarımızı kurgulayarak anlamlı hale getirsek de en berbat zamanlar, başkalarının kurmacalarına katlanmak zorunda kaldığımız zamanlar. Ve başkalarının kurmacaları üzerinden hayatı olumsuzlamak ve başkalarının kurmacalarında hayatımızın bir hiçe dönüşmesi. Ve düşünsenize, bu başkalarının iktidar olduklarını ve kendi kurmacalarını bize dayattıklarını.

Hayatlarımıza el koydular

Evet, korkulan hep oluyor ve başkalarının kurmacası iktidar oluyor ve hayatı kendi kurmacalarımız üzerinden alımlamak yerine başkalarının kurmacası üzerinden olumsuzlamak zorunda kalıyoruz. Bir kitabın kurmacasını beğenmediğinizde elinizden bırakabilirsiniz; ama dayatılan bu kurmacayı elinizden bırakmak ne mümkün? Hayatlarımıza el koydular çünkü ve hayatlarımız kurmacalarının malzemesine dönüşüyor. Kâbus gibi.

Ve bu kurmaca yasalarıyla, medyasıyla bizi bağlıyor, elimizi kolumuzu değil sadece, zihnimizi de. Çok sıkıntılı bir durum. Biz en iyisi yine Gombrowics’e dönelim: “Fazladan gerçekleşen bir olay yüzünden gerçekliğin bir anda kabından taşıvermesi.” İktidar bu “fazladan olay”ın farkında, nasıl kurgularsa kurgulasın, hayat taşacak ve kurmacayı dağıtacaktır. Kafamıza kurmacanın çuvalını geçirenler, hayatın taşkınlığından, olay olmasından korkuyorlar en çok. Korkmakta haklılar, hayat hiç çuvala sığar mı? Her an her yöne dağılarak yeni olaylar hazırlıyor.

Doğa hiç anlatılan gibi değil


Hayatı kalıba sokmak için önce doğayı kalıba sokmak gerekecek, biliyorlar. O yüzden varlıklara sabit doğalar yüklüyorlar. Her canlının kendine özgü doğası vardır, kadının doğası erkeğinkinden farklıdır ya da insan, doğası gereği kötü veya iyidir. Ve sabitlenen bu doğalar üzerinden iktidar kendi despotik kurmacasını dayatacaktır topluma. Ama hayat, dayatılan bu doğalara sığmaz. Despotizmin estetikçileri ve tetikçileri, doğanın merkeze yöneldiğinde ideal formlar yarattığını ve iktidarın da kendini merkeze yerleştirerek ideal ve mükemmel bir form olarak zuhur ettiğini savunucaklar. Ama doğa hiç de anlattıkları gibi değil; ne sabit doğalar vardır ne de merkezde ideal bir form. Aksine doğa sürekli taşarak her yöne yayılacak ve farklılıklar üretecektir. Doğa: En büyük yaratıcı; durmaksızın farklar ve bireysel nüanslar yaratır, ideal formlar değil. Darwin de hiyerarşik bir ilerlemeyi, yükselmeyi vurgulayan “evrim” sözcüğünü kullanmamıştı, onun yerine “değişikliklerle türeyiş” deyimini yeğlemişti, farklılaşmayı vurgulamak için. Ve Darwin bu farklılaşmanın hiyerarşik bir üst ya da alt yaratmadığını, aksine her organizmanın yatay bir düzlemde farklı bir örgütlenme biçimi, bir bireyleşme olduğunu söylüyor (bkz. S. J. Gould, Darwin ve Sonrası, TÜBİTAK).

Her canlı kalıbından taştıkça farklılaşır ve hayat bizim kurmacalarımıza sığmaz, taşar ve farklılaşır. İktidar hayatı kendi imgesine göre topyekûn kurgulamaya kalkışır ama kurguladığını sandığı an, çoktan taşmıştır. Ve hayat topyekûn direniştir artık.

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

11,384AbonelerABONE OL
- Reklam -

SON HABERLER

Adana’da metil alkol zehirlenmesi: Bir kişi daha yaşamını yitirdi

Adana'da rahatsızlanarak Yüreğir Devlet Hastanesi’ne kaldırılan V.Y. burada "metil alkol zehirlenmesi" şüphesiyle...

AKP belediyeyi kaybetti, borcun boyutu ortaya çıktı

AKP'li Hüseyin Boz'un Belediye başkanı olduğu Çankırı’da, yerel seçimleri MHP'li aday İsmail...

Kılıçdaroğlu’ndan ’15 Temmuz’ paylaşımı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Darbeleri ve darbe girişimlerini tarihin çöp sepetine...

Almanya’da camiye saldırı

Almanya'nın Köln kentinde Diyanet İşleri Türk İslam Birliğine bağlı Chorweiler Camisi'ne giren...

Washington Post’ta ’15 Temmuz’ ilanı

ABD'nin önemli gazetelerinden Washington Post'ta 15 Temmuz sebebiyle "Fetullah Gülen ve Kültünün Suçları...

Soylu: Bu yıl FETÖ’ye dönük 9 bin 903 operasyon yaptık

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, darbe girişimi sırasından saldırıya uğrayan Özel Harekat Başkanlığı’nda...

AB Türkiye’ye yaptırımlara onay verdi

Avrupa Birliği Dışişleri Bakanları toplantısında, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki doğal gaz sondaj çalışmaları...

Erdoğan 15 Temmuz töreninde: Ekonomi battı, bitti diyorlar, bunlarda insaf yok

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Twitter hesabından 3 yıl önce darbe girişimi gecesinde yaptığı...

Mamak Belediyesi: Şerife Boz anıtı revize edilecek

15 Temmuz darbe girişimine karşı hafriyat kamyonuyla darbeye direndiği iddia edilen fakat...

DEÜ GSF öğretim elemanları ve öğrencilerinden kamusal sağduyu ve müzakere çağrısı

İzmir Büyükşehir Belediye başkanı Tunç Soyer'in, Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Güzel Sanatlar Fakültesi ile...

Sonraki haber