Federasyon Kupası vesilesiyle: Millwall FC…
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Arsenal’in amatör Lincoln City’i elediği maçın ertesi günü, yakın geçmişte Green Street Hooligans (2005) filmine konu olan Ada futbolunun uslanmaz çocuğu Millwall, nam-ı diğer “Lions” (Arslanlar) Federasyon Kupası çeyrek finalinde Tottenham deplasmanında. O maç vesilesiyle Güney Londra’nın eskiyi özleyen kulübüne bir bakış…

Bir zamanlar tersaneleri ile ün yapmış, şimdilerde eski ve yeninin birbirine karıştığı, Thames nehrinin hemen kıyısında yer alan tarihi Bermondsey semtinde yer alan mavi beyazlılar bu maçtan önce League One’da (3. Lig) 6. sırada, iki takım arasında 47 basamak var. En son 2001 senesinde sezonun başlamasına yakın hazırlık maçında karşılaşmış iki takım, ancak Güney Londra takımının 20.146 kapasiteli The Den Stadı 80’li yılları hatırlatan olaylara sahne olmuş. Bakmayın alt liglerde maziye ağıt yaktıklarına, 2000’li senelerin başlarında Premier Lig’de mücadele ederken 2004–2005 sezonunda UEFA Kupasında boy göstermişler. Bu sezon Federasyon Kupasında doludizgin gidiyorlar, bu maça gelene kadar Premier Lig temsilcileri Bournemouth, Watford ve geçen sezonun şampiyonu Leicester City’i elemişler.

Ev sahibi Tottenham sahasında rakibine hiç kaybetmemiş, 14 kez karşılaşmışlar ve Tottenham 12 maçı kazanmış. Beyazlı takım bu sezon evinde oynadığı 17 maçta mağlubiyet görmemiş, son 11 maçı kazanmış, evinde kral anlayacağınız. Her ne kadar Federasyon Kupasında çok başarılı olmasalar da (son beş sezonda ilk kez çeyrek finale kaldılar) 1975 senesinden beri kupada alt lig takımları karşısında elendikleri olmamış. 1975 senesinde, o dönem 2. Lig’de mücadele eden Nottingham Forest elemiş Londra takımını.

Arsenal deplasmanına 9 bin taraftarıyla gelen amatör takım Lincoln City’den sonra, 3. Lig temsilcisi Millwall yaklaşık 5 bin taraftarıyla White Hart Lane Stadı’nda. Marka değeri dediğin dolu tribünler ve rekabetle yaratılıyor, ah bu gerçeği bizim coğrafyanın fakir futbolunu yönetenler bir anlasa!

Son 17 maçını kaybetmemiş 3. Lig ekibi 4-4-2 dizilişinde başlıyor maça. Gol umutları 9 numaralı Lee Gregory 1988 senesinde Sheffield’de dünyaya gelmiş, 2008-2009 sezonunda madencilerin yerel amatör takımı Staveley Miners Welfare’de 43 gol kaydettikten sonra profesyonel liglere adım atmış. Halifax Town formasını giydiği 2013-2014 sezonunda, 3.Lig’i 29 golle gol kralı olarak bitirmiş. Hikâyesi tüm yetenekli amatör topçulara ilham olsun diyerek Tottenham’a dönelim. Son sezonlarda yıldızı parlayan Kane sahaya kaptan olarak çıkarken Euro 2016’da Fransa Milli Takımı’nda göze batmış, Newcastle’dan Tottenham’a yabana atılmayacak 30 milyon Sterlin karşılığında transfer olmuş Moussa Sissoko’nun ilk 11’de yer bulamayışı kayda değer. Bu sezon dozer misali Pochettino’nun takımı, bilhassa kendi evinde ezip geçiyor.

Maçın başında top rakipteyken dörderli iki blok halinde karşılayan Millwall 10. dakikada Kane’nin sakatlanıp çıkmasıyla cesaretleniyor. Savunma arkasına yaptığı koşularda çok etkili olan 10 numaranın yokluğunda Tottenham’ın gol bulmakta zorlandığı aşikâr. Kaptıkları topları uzun oynayarak gol bulmaya çalışan Millwall’da 27. dakikada Morison ilk tehlikeyi yaratıyor. 31’de golü buluyor Tottenham, Eriksen ceza sahası içinden köşeye sert vuruyor. 40’da Son, sezonun güzel gollerinden birini ceza sahasının dışından kaydediyor. 7 numaralı 24 yaşındaki Güney Koreli 2008 senesinde FC Seoul’un genç takımlarında başlayan futbol kariyerinde 2010–2013 sezonunda Bundesliga’da Hamburger SV, 2013–2015 arasında Bayer Leverkusen’de forma giydi. 22 milyon Sterlin karşılığında Tottenham’a transfer olduğunda tarihin en pahalı Asyalı futbolcusu olarak futbol âleminde yerini aldı. Bu sezon golcülüğü ve çalışkanlığıyla dikkati çekiyor. Tottenham’ın yüzde 75 oranında topa sahip olduğu ve 13 kez rakip kaleyi yokladığı ilk yarı 2-0 kapanıyor.

Millwall’da 2. yarıda Thompson’ın yerine Butcher sahada. 53’de Trippier’in pasını gole çeviren Son takımının 3. golünü atarken, Millwall taraftarları skora aldırmaksızın kulakları tırmalayan tezahüratlarına devam ediyor. Kane’in yokluğunda Son’un savunma arkasına yaptığı koşular ve bitirici vuruşları görülmeye değer. Maçın koptuğu dakikalarda Tottenham tribünlerinden ezeli rakipleri Arsenal’e gönderme geliyor, “Arsene Wenger, we want you to stay!” (Wenger kalmanı istiyoruz). Arsenal taraftarı da aynı temennide midir bilinmez ama Tottenham’ın gösterisi devam ediyor. 71’de Alli yakın mesafeden 4. golü kaydediyor. Tottenham’ın oynayıp Millwall’un çaresizlikle izlediği dakikalarda Alli’nin yerine Janssen giriyor oyuna. 9 numara, 80’de nicedir hasret kaldığı golü Son’un asistiyle kaydediyor ve skoru 5-0 yapıyor, sevinci görülmeye değer…

Velhasıl farklı yenildikleri maçta Güney Londra takımı Millwall Federasyon Kupasına veda ederken Tottenham da yarı finalde Wembley’de karşılaşacağı rakibini bekliyor. Madem Millwall’la başladık, yine onlarla bitirelim sözü, gelecek sezon Championship’te yer alırlar mı bilinmez ama görülen o ki gittikleri her stada renk getirdikleri kesin. “No One Likes Us, We Don’t Care...” (Kimse bizi sevmez, çok da umurumuzda değil) sloganları muhtemel onları en iyi anlatan. Bir de maç esnasında Güney Koreli Son’a “sokak satıcısı” anlamında “DVD” diyerek buram buram ırkçılık kokan, bu güzel oyunun ruhuna aykırı ve futbolu öldüren tezahüratları olmasa!