Anasayfa ARŞİV Felaketler Çağı

Felaketler Çağı

Bu felaket göz göre göre gelmişti. Savaş geliyorum demişti ve ateşkesin sona ereceği çoktan belliydi. Zira AKP “karşı tarafı” “din kardeşiyiz onlar Zerdüşt” hamlesi ile bölmeye, zayıflatmaya, tasfiye etmeye yeltenmiş, ancak bu hamlesi tutmamıştı. Seçim dönemi Blok adaylarına yapıp ettiklerini bile sayıp döksek “siyasete” ne nebze “siyasetle” karşılık verdiklerini bir kerede ve zorlanmadan anlarız herhalde. Sağa sola dayılanmak, Davos’ta “van minut” çekmek, elinden ödül aldıklarının iktidarı sallanmaya başlayınca arkasından atıp tutmak, ağabeylik tasladıkları katliamlarla iktidarlarına tutunurken alkışlamak ve gidişatları kötüye sarınca dümen bükmek gibi “ilkeli” dış politikadan başı dönen iktidar ve hempaları memleket dahilinde de burnu büyüklükle nedamet beklerken. “Karşı tarafın burnunun sürtülmesi” politikasına geri dönülürken. Tam bu esnada o haber geldi. Yirmi dört genç adam hayatını kaybetti. Ateşkes dönemini siyasetle ve müzakere ile değerlendirmekten yana olmayanlar, o çocukları oraya gönderenler, gönderilmelerine izin verenler, ne bekliyorlardı savaştan? Bomba altındaki “diğer tarafın” güller atmasını mı? Davulla zurnayla savaşa yollanan çocukların ruhen, bedenen sakatlanmadan yahut tabut içine girmeden evlerine dönmelerini mi? Savaştan bunu mu bekliyorlardı? Savaş çığlıkları atanları, savaş mevzu bahis olduğunda o sırıtık suratları ile ekranlarda belirenleri o sırtlanları coşkuyla alkışlayıp bekledikleri sonuç bu muydu? Savaştan bu beklenir mi? Bu aptallık yetmedi kara operasyonu başladı. 1983 den bu yana sayabildiğim on beş büyük kara ve hava harekatının aynısı. 1983 den bu yana aynı şeyi yapıp farklı sonuç bekleyenler bekleyedurdular o farklı sonuçları Sokaklara dökülen kalabalıklar “şehitler ölmez vatan bölünmez” diye höykürdüler. Yıllardır yaptıkları gibi. “terörü kınama” etkinlikleri organize ettiler birileri. Yeni ve tüketilmeye hazır yeni ölüler bulduklarına nerdeyse memnun. Bu ölümler üzerinden kendi “Türklük”lerinin coşkusu içinde. Ezildikleri ne varsa, ve artık öteki olan “Kürt”ten daha üstün olduklarını teyit ettiler. En bayağı lafları edip kendi aralarında en ilkel duygularını coşturdular karşılıklı. Sürgün, imha, soykırım gibi yepyeni(!) çözüm önerilerini yarıştırdılar sosyal medya üzerinden. Bu insanların arasında yaşamayı hazmedemeyen yanım bir mazaret aradı bu nebze düşmeye. Belki aralarından gerçekten kayıpları olanlar vardı? O kaybın acısı ve öfkesinden mi bu aptallık? Van Depremi üzerine yorum yapanlar bu son şüphe kırıntımı da alıp götürdüler. En bayağı düşünceleri ekrandan dillendirip, insanların en ufak bir mahremiyet ve güven duygusu yok olana kadar ruhlarını emenler, en ufak bir yeteneği, bilgisi, ve hatta emeği olmadan, senin benim yıllık kazancımızı bir günde katlayanlar. İşte onlar insanın düşünmeye zahmet etmeden ilk aklına geleni, öğretileni yumurtlayıp alkış toplama, parsayı kapma becerisini Van Depremi dolayısıyla da sergileyiverdiler. Az tuhaf kaçtı tabii. Keşke yalnız onların aptallığı olsaydı ağızlarından çıkan. Ama o büyük savaş korosu ile bu konuşan ağızlar arasında maalesef derin bir bağ var. Gençlerin ölümleri ile yetinmeyip deprem gibi bir olay karşısında, oradaki ölümlerden bile kendine pay çıkaran aşağılık olma hali onları birbirine bağlıyor. Kalpleri ruhları ve akılları çalınmış yahut başkalarını aşağılayıp kendilerini bir an yüceltmek için kalplerini trampa etmişler. Arkalarını en güçlüye dayadıkları anda onun davulunu çalmanın emniyeti içindeler. Nağme fark etmiyor. Şimdi de insanlar canlarının derdindeyken siyaset peşindeler. BDP’li belediyeleri nasıl devre dışı tutalım kaygısı güdüyorlar sevgili hükümetleri ile birlikte. Mağdur olan insanlara yardım etmek için zamanla yarışmanız yetmiyor bir de 1999 daki kadar kötü bir devlet organizasyonunun etkin engelleme çabası ile uğraşın. Bu durumda yapması gereken hiçbir şeyi becerememiş/becermemiş bir devlet yardımı nasıl yapmamamız gerektiğini bize söylüyor. Kayıpların acısına ortak, elinde avucunda olanı, yüreğini ve emeğini paylaşma derdindeki hepimize kolay gelsin.

 

- Reklam -

SON HABERLER

Afyonkarahisar’da işçileri taşıyan minibüs devrildi: 7 yaralı

Afyonkarahisar'da inşaat işçilerini taşıyan minibüsün devrilmesi sonucu 7 kişi yaralandı.

İmamoğlu: Meydan okuyorum, 39 ilçede seçim yenilensin

Ekrem İmamoğlu, CNN Türk'te Ahmet Hakan'ın sunduğu Tarafsız Bölge programında soruları yanıtladı....

Aydın’da kadın cinayeti: Eşini bıçaklayarak öldüren erkek tutuklandı

Aydın'ın Çine ilçesinde tartıştığı eşini bıçaklayarak öldüren kişi tutuklandı.

AB Komisyonu araştırması: Erasmus yapanların iş bulma şansı daha fazla

AB Komisyonu'nun Pazartesi günü Brüksel'de açıkladığı iki ayrı araştırmanın sonuçları, Erasmus programına...

Bahçeli, otomobiline klip çekti

MHP'nin sosyal medya hesaplarından, Bahçeli'nin kullandığı 1988 model Volvo marka 740 GL klasik...

MEB: YKS’de değişim en erken 2024’te ele alınabilir

Milli Eğitim Bakanlığından, Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nda (YKS) 2024'ten önce değişiklik olabileceği yönündeki...

BDDK’den 100 bin dolar üzeri döviz alımlarına ‘tarih farkı’ hamlesi

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tüm bankalara 100 bin dolar ve...

İBB, ‘Suriyelilere özel mezarlık’ iddiasını yalanladı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), "İstanbul'da Suriyelilere özel mezarlık alanı" başlıklı haberin gerçek...

CHP’de 23 Haziran seçimleri için vekillere görevlendirme

CHP, 23 Haziran İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi için çalışma düzeni oluşturdu;...

Soylu muhtarlarla buluştu: Siyasal ve ideolojik kavganın başlamasından endişe ediyorum

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Beykoz Necmettin Erbakan Kültür Merkezi'nde muhtarlarla bir araya...

Sonraki haber