-Reklam-
Anasayfa BİRGÜN PAZAR Feminist yazar Fawzia Afzal Khan: Kadın hareketleri
 birbirinden etkileniyor

Feminist yazar Fawzia Afzal Khan: Kadın hareketleri
 birbirinden etkileniyor

hande gazey

Fawzia Afzal Khan, şu an ABD’deki Montclair Eyalet Üniversitesi’nde Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları Programı’nın yürütücüsü olarak görev yapıyor; Counterpunch dergisinin de bir yazarı olan Khan ile dünyada yükselen kadın mücadelesi üzerine konuştuk.

► Siyasal İslamın iktidarda olduğu ülkelerdeki kadınların gündelik yaşamda karşılaştıkları sorunlar nelerdir ve kadınlar bunlarla nasıl mücadele ediyorlar?

Bu toplumların hepsi, dünyanın geri kalanı gibi, ataerkildir, erkeklerin sosyal hayata ve politikaya hükmettiği yerlerdir. Buna ek olarak, son yıllarda islamcı hareketlerin yükseldiği ülkelerde (sömürgecilik sonrası erken dönemden Soğuk Savaş yıllarının sonuna kadar sosyalist/laik projenin dağıtılması amacıyla Arap Dünyasında ve aynı zamanda İran, Türkiye ve Pakistan’da yükseltilen hareketler) modern şehirlerin sokaklarında din polislerinin ve gericilerin dayattığı normlara göre “kapanmayan” kadınlara yönelik kamusal tacizlerin artmasına neden oldu. Pakistan gibi ülkelerde “namus cinayeti” olarak adlandırılan cinayetler İslam adına haklı gösteriliyor; kadınlar, şeriata uygunluk gerekçesi ile aşk ve evlilikle ilgili seçim özgürlüğünden mahrum bırakılıyorlar. Pakistan’daki Svat vadisi gibi yerlerde, kız çocukları Taliban gibi islamcıların okulun dine aykırı olduğunu söyleyen vaazları yüzünden okullarından ayrılmaya zorlanıyorlar. Ve yine Pakistan’da olduğu gibi şeri yasaların uygulandığı ülkelerde, kendisine tecavüz eden bir erkeğe karşı yasal işlem yapılması için başvuran kadınlar genellikle sonunda “zina” ile suçlanıyor ve cezalandırılıyorlar.

Yahudilik ve Hristiyanlık gibi diğer tek tanrılı dinler gibi İslam da erkek merkezlidir. Erkekler, daha güçsüz olarak tariflenen kadınların “sahibi ve koruyucularıdırlar.” Kuran’daki Nisa (Kadınlar) adlı sure inananlara, bir kadının şahitliğinin değerinin bir erkeğinkinin yarısı olduğunu söyler – ya da iki kadının şahitliği bir erkeğinkine eşittir. Bu kadınların erkeklerden daha az önemli görülmesiyle birlikte toplumdaki değerlerini azaltır ve kadınlar şeriata dayalı ayrımcı yasalarla yüz yüze gelirler. Örneğin miras paylaşımından erkek kardeşler faydalanır.

Emperyalizmin etkisi var

► Bu ülkelerde kadınların hayatlarını, haklarını vs. etkileyen temel politikalar nedir peki? Nereden köken alıyorlar?

Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Pakistan, Afganistan, Ürdün, Endonezya, Malezya, Mağrip ülkeleri, İran, Türkiye, Irak, Suriye gibi ülkeler, sınıflar arası eşitsizliklerin yüksek olduğu toplumlar, soğuk savaşın ve soğuk savaş sonrasındaki neoliberal dünya düzeninin mağdurları. Neoliberal dünya düzeni, bu ülkelere, emperyalist güçlerin oyunlarında birer piyon olmayı dayatıyor. Bu da, ABD, İngiltere, Rusya, Fransa gibi emperyalistlerin bu ülkelerin iç politikalarında çok fazla kontrol sahibi olmaları anlamına geliyor ve genellikle bu ülkelerdeki asker-molla-CIA ittifakının güçlenmesiyle sonuçlanıyor. Sonuçta bu ülkelerin hükümetleri, kadın hakları meselelerini bir siyasi futbol aracına çeviriyor, zaman zaman gerici unsurları tatmin eden zaman zaman da batılı emperyalist ülkelerin tasarımlarına uygun olarak kadınları “koruyan” biçimleri kullanarak. Örneğin Pakistan’daki Gen Zia ul Haq of Pakistan, ülkedeki kadınların ve dini azınlıkların haklarını ciddi şekilde kısıtlayan İslamlaştırma kampanyasında hem Suudiler hem de ABD tarafından finanse edildi – bu finansmanın karşılığında, medreselerde eğitim görenler mücahit oldular ve daha sonra da, ülkeye ve kadınlara büyük zararlar veren Taliban’ı oluşturdular. Taliban, ABD adına Afganistan’a komşu olan Sovyetler Birliği’ne karşı savaş aracı oldu. Ayrıca, bu rejimler altında en çok acı çeken ve çekmekte olan kadınların, yoksul ve eğitimsiz olanlar oldukları, çünkü birçok hizmete erişim olanaklarının da olmadığı belirtilmeliyim. Bu ülkelerdeki derin sınıfsal eşitsizlikler, alt sınıflardaki kadınların radikalleşmesine, İslami parti ve ideolojilere kaymasına sebep oluyor.

► Sizin Pakistan’daki kadın hareketinin gelişimi üzerine de çalışmalarınız var, burada kadın hareketlerinin mücadelelerinde öncelik verdiği noktalar neler?

Pakistan’da ilk kadın hareketi, 1970’lerde Gen Zia ul Haq’n diktatörlüğü sırasında ortaya çıktı. Bu hareketin öncülüğünü Dünya Kadın Forum’u yapıyordu; şehir merkezlerine sınırlıydı ve özellikle laiklik mücadelesi veren bir hareketti. RAWA – ya da Afganistan Kadınları Devrimci Derneği, benzer şekilde laikti, toplantılar yaptı ve Taliban’ın aşırı İslamcı politikalarına karşı kızların eğitim sınıflarını gizlice düzenledi.

► Dünyada yükselen kadın hareketinin siyasal İslamın iktidarda olduğu ülkelerdeki kadın hareketiyle etkileşimi konusunda ne söyleyebiliriz?

Tek bir “kadın hareketi”nden söz edemeyiz. ABD’de, örneğin, 1960’larda büyük bir sıçrama yapan kadın hareketi olarak dış dünya tarafından anlaşılan şey, yalnızca veya büyük ölçüde beyaz orta sınıf kadın sorunlarına odaklandı. Ve özellikle şu an olduğu gibi, onlarca yıl boyunca, bu beyaz liberal feminizm anlayışına karşı, sosyalist-ilerici bir feminizm için mücadele edildi. Müslüman ülkeler adlandırabileceğimiz ülkelerden kadın haklarına laik yaklaşımı olan, birçok feminist akademisyen ve eylemci var. Bu ülkelerdeki kadınların sesleri ve mücadeleleri de yükselmeye ve duyulmaya başlandı. Bu nedenle, dünya genelinde birbirinden etkilenen kadınların kadın hareketleri olduğunu söyleyebiliriz.

Müslüman ülkelerde kadın hareketi başarılı oldu

► Bu yükselen ve sesini daha fazla duyurmaya mücadelelerden örnekler verecek olursak nelerden bahsedebiliriz?

Müslüman ülkelerdeki kadın hareketlerinin kamusal alanda etki yaratmak için mücadele içerisinde olduklarını düşünüyorum. İran’da, örneğin, Ortadoğu’daki pek çok ülkede olduğu gibi, seküler kadın hareketleri, kadınların eğitime erişimini arttırmada ve hatta doğum oranlarını önemli ölçüde düşürmede başarılı oldu, ancak kadınların kamudaki gücü ve mesleklere erişimi 1979’daki İslam Devrimi’nden bu yana hiç ilerlemedi. Boşanma ve mirasta kadınların hakları da, erkekleri destekleyen İslamcı şeriat yasalarıyla yok edilmiş durumda. Bununla birlikte, özellikle Fas ve Tunus gibi diğer Müslüman ülkelerdeki kadınların hareketleri, haklarında oldukça radikal iyileşmelere yol açtı – en son da, Müslüman kadınların, Müslüman olmayan erkeklerle evlenebilme hakkı yasaya dâhil edilmiştir.
Pakistan’da, seküler kadın hakları hareketi, kadınlara yönelik cinsel tacize ve hane içi şiddete karşı parlamentoda yasalar çıkarılmasında başarılı oldu.

► Peki bu ülkelerdeki hareketler örgütlenme konusunda nasıl zorluklar ile karşılaşıyorlar?

Seküler hareketlerin karşılaştığı asıl sorun, bunların, kırsal ve alt orta sınıf kentsel alanlarda yaşayan insanların çoğunluğunu tarafından, üst sınıf kadınlarca benimsenmiş batı saldırıları olarak görülmesidir.

İslamcı “dava” hareketleri kitlelere daha fazla hitap ederken, feministler, etkili bir seküler feminist hareket inşa etmek istiyorlarsa, kendi sınıf konumlarının ötesindeki kadınlarla nasıl daha etkin bir şekilde bağlantı kurabileceklerini ve daha etkili bir şekilde ulaşabileceklerini bulmaları gerekir.

- Reklam -

SON HABERLER

İşsizlik ve mahalledeki yangın

Türkiye’de toplumsal kutuplaşma ciddi boyutlara ulaşmış durumda. Bu kutuplaşma kendini en çok...

Tarımda 15 yılda yok olmanın eşiğine geldik

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), tarım ürünlerinde ithalat ve ihracat verilerini de içeren...

Giden her can için yalnızca 5 gün yattı!

Soma Katliamı davasında 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Soma Kömür İşletmeleri AŞ...

CHP’li Bakan’dan Sağlık Bakanı’na çağrı: Bu umuda sahip çıkın

İzmir’de yaşayan Eylem Şen Yazıcı ile Çağdaş Yazıcı’nın kızı Öykü Arin’e geçen yıl...

AKP ve kayyumlardan çıkan belediyeler borç batağında

POLİTİKA SERVİSİKayyum atanan ve AKP’nin kaybettiği belediyelerden...

Kılıçdaroğlu, gazetecilerle bir araya geldi: Erken seçim istemiyoruz

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, basın yayın organlarının Ankara temsilcileri ile kahvaltılı...

Sözcü davasında gazetecilere hapis istendi: ‘Pes etmeyeceğiz’

SELİN ASKERSözcü gazetesi yazarları ve çalışanlarının yargılandığı...

Hapis cezası onanan barış imzacısına destek

MERAL DANYILDIZBarış bildirisi imzacısı akademisyen Prof. Dr....

Üniversitenin sadece adı var kendi yok

Öğretim elemanı başına düşen makale sayısına ilişkin istatistikler akademideki olumsuz tabloyu bir...

Irak sınırında çatışma: 4 asker yaşamını yitirdi

Milli Savunma Bakanlığından (MSB), Türkiye-Irak sınır hattında devam eden operasyonlarda, PKK'lilerle çıkan...

Sonraki haber