Filistin: 70 yıllık insanlık utancı
20.05.2018 08:55 BİRGÜN PAZAR
Özgürlüğü, haysiyeti için mücadele iradesine ve kararlılığına sahip bir halkı öldürebilirsiniz, katledebilirsiniz, aç ve susuz bırakabilirsiniz ama asla yenemezsiniz. Filistin halkı geride kalan 70 yılda öyle olduğunu gösterdi

Fikret Başkaya - Özgür Üniversite Kurucusu

Bu dünyada yaşayan 'ortalama insan' Filistin'e dair gerçeği bilmez. Her şey bilmemesi için kurgulanmıştır çünkü...
Siyonist İsrail Devleti, birincisi, 'normal bir devlet değildir ve ikincisi, bir Ortadoğu devleti de değildir. Siyonist İsrail demek, Ortadoğu denilen bölgeye taşmış Batı, emperyalizm, ABD, İngiltere, Fransa, vb. demektir... Bir tür 'doku transplantasyonu' söz konusudur. Velhasıl doku uyuşmazlığı var. Yani Siyonist devlet Ortadoğu'daki emperyalizmdir. Dolayısıyla, neden söz ettiğini bilmek önemlidir.

Siyonist devlet 1948 yılında Birleşmiş Milletler (BM) hilesiyle kuruldu. O kadar ayıp BM'ye yeter de artardı bile. Zira, öyle bir devletin kurulması, bizzat Birleşmiş Milletler örgütü 'şartına' mugayirdi. Filistin toprağı Yahudi yerleşimciler tarafından işgal edildi, Filistin halkının önemli bölümü sürgün edildi, toprağından koparıldı. Siyonist devletin kuruluşunu izleyen 60 yılda İsrail 65 BM kararına uymadı.

Donald Trump'ın Kudüs’ü Siyonist devletin başkenti saymasının ve Tel- Aviv'deki büyükelçiliğini Kudüs'e taşıyacağını ilan etmesinin ardından öbek öbek "uzmanlar" televizyonlarda boy gösterdiler. Hiç birinin ağzından kapitalizm, emperyalizm, kolonyalizm, kelimelerinin çıktığını duydunuz mu? Bu efendiler o tartışmayı hangi dünyada yapıyorlardı?
Siyonist devlet neden başka yerde değil de Filistin toprağında kuruldu? Daha 1840'lı yıllarda İngiliz dergilerinde Ortadoğu’da bir Avrupa devleti kurma gereğinden söz ediliyordu ve yaklaşık 100 yıl sonra muratlarına erdiler. Filistin tercih edildi zira Ortadoğu dünyanın merkezidir. Modern zamanlardan önce de, Kristof Kolomb'un macerasından önce de orası dünyanın merkeziydi.

Tarih boyunca emperyal emelleri olan tüm devletlerin gözünü oraya dikmesi boşuna değildir. Jeopolitik, jeostratejik, jeo-ekonomik ve ticari önemi son derecede büyük bir coğrafyadır orası. Ticaret yollarının, su yollarının kesişme noktasıdır. Kıtaların kavuştuğu yerdir. Şimdilerde de emperyalist kapitalizmin damarlarında dolaşan kan olan petrolün, doğalgazın da çoğu oradadır.

Esasen Filistin'in başına gelen bir kolonizasyondu ama iki bakımdan özellik arz ediyordu: Birincisi, bilinen klasik kolonyalizmde (sömürgecilikte), bir ülke emeğini sömürmek, emeğinin ürününe el koymak, doğal kaynaklarını yağmalamak için işgal edilir, sömürgeleştirilir. Filistin'de fazlası vardı. Orada söz konusu olan Filistin toprağını insansızlaştırmaktı. Bu bakımdan Filistin halkının başına gelen, genel bir çerçevede Ermeni halkının başına gelene benziyor.

Ve ikincisi de tarihin bir ironisi, bir cilvesi olarak, sömürgelerin bağımsızlıklarını kazandığı, halkların kendi kaderlerini tayin etmek üzere tarih sahnesine çıktıkları self-determinasyon'a kavuştukları bir dönemde, Filistin kolonize edilmişti. (Aslında self determinasyon hiç bir yerde tam olarak gerçekleşmedi ama onu tartışmanın yeri burası değil).

Esasen Siyonizm politik bir ideolojidir ve bir tabu mertebesine yükseltilmiş durumdadır. Bilindiği gibi tabu, yasaklanarak korunandır. Dokunan eli yakar... Her kim ki, Siyonizm’i tartışmak isterse, hemen antisemit (Yahudi düşmanı) damgasını yer ve sesi kısılır. Mesela Batı üniversitelerinde Siyonizm’e dair bir etkinlik, bir konferans düzenlemeye cüret edenler, anında tehdit edilirler. Afişleri indirilir, bildiriler tahrip edilir, konferansı düzenleyenler tehdit edilir ve bir terör havası estirilir. 'Ayıbı açık etmek daha büyük ayıp' sayıldığına göre...

Siyonizm ve Filistin'e dair bir dizi yalan, bir dizi tevatür üretilmiş durumdadır: İşte, halkı olmayan toprak, toprağı olmayan halk gibi... Bir yer, bir toprak, bir ülke var ki, orada yaşayan bir halk yok. Bir de, bir halk var, onun da toprağı yok! Ve orada Siyonist devletin kurulması, bu ikisinin kavuşması demeye geliyor. Oh ne güzel! Ve ikincisi, Siyonist İsrail'in bölgedeki tek demokrasi olduğu yalanı. Tam bir Apartheid rejimi nasıl oluyor da demokrasinin timsali sayılabiliyor? Üçüncüsü, İsrail'in dünyanın dördüncü askeri gücü olması gerekir, zira bir düşman çemberi tarafından sarılmış durumdadır. Eğer öyleyse, olabildiğince güçlü bir orduya sahip olmalıdır. Dördüncüsü de, Filistin’de İsrail devletinin kurulmasıyla Holokost’un [Yahudi kırımı) sonuçları hafifletilecek, kısmen de olsa ödünlenecekti. Nazi kırımında Filistinlilerin bir dahli mi vardı?

Oysa, Siyonist devletin asıl misyonu ve varlık nedeni bölge halklarının ve devletlerinin kendi ayakları üstünde durmalarını engellemektir. Bölgeyi sürekli bir çatışma-didişme, savaş, terör ve kaos ortamında tutmaktır. İstikrarsızlığı sürekli kılmaktır.

Geride kalan yaklaşık yüzyıl, Filistin halkı için kan ve gözyaşı, ölüm ve yıkım demekti. Filistin'in kahraman halkı bütün bu zaman zarfında direnmeyi hiç elden bırakmadı. İnanılmaz bedeller ödedi ve ödemeye devam ediyor. ABD Büyükelçiliği’nin Kudüs'e taşıma törenini protesto eden, silahsız, savunmasız 60’tan fazla kişi katledildi, 2700 aşkın kişi de yaralandı. Bu son katliam 70 yıllık katliamlar serisinin sonuncusuydu ve "Uygar Dünya" katliamı sözde kınamanın ötesine hiç geçmedi. Kınamakla eğer şeylerin seyri değişseydi, her şey ne kadar da kolay olurdu. Orada tam bir insanlık ayıbı, insanlık utancı var.

Türkiye, Siyonist devleti ilk tanıyan Müslüman ülkeydi. Her zaman Siyonist rejimin safında oldu. Gerçek durum öyle olsa da, retorik hep farklıydı. Güya suret-i haktan görünmeye çalışarak, kitleleri aldatmaktan da geri kalmadılar. Bir NATO üyesi, bir ABD uydusu olan Türkiye, Filistin'e dair düzgün bir tavır alabilir, Filistin halkını haklı davasında destekleyebilir miydi? Türkiye, NATO üyesi olduğu anda bölgeye dair bağımsız dış politika uygulama yeteneğini kaybetmişti. Siz söylenene değil, yapılana bakın. Sadece Filistin sorunuyla ilgili değil, ne zaman başta bölge halkları olmak üzere, ezilen, sömürülen halklar emperyalizme karşı karşıya gelse, Türkiye hep emperyalistlerin/kolonyalistlerin safını tuttu.

Hükümet 3 günlük yas ilan etmiş. Bir ay yas ilan etseler bir şeyler değişir mi? Yapılması gereken, kınamak, lânetlemek, yas tutmak mı? Bir gün gelecek Filistin halkı mutlaka kazanacak, kimsenin kuşkusu olmasın. Özgürlüğü, haysiyeti için mücadele iradesine ve kararlılığına sahip bir halkı öldürebilirsiniz, katledebilirsiniz, aç ve susuz bırakabilirsiniz ama asla yenemezsiniz. Filistin halkı geride kalan 70 yılda öyle olduğunu gösterdi. Ve tabii insanlığın ayıbını/utancını da açık ederek...