Filistin’in değil ABD’nin barışı
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI

Adeta Gayya Kuyusu’nu andıran Ortadoğu’da İsrail ile Filistin arasında üç yıl aradan sonra doğrudan barış görüşmeleri yeniden başladı. ABD’nin sponsorluğunda Washington’ da bir araya getirilen taraflar
arasındaki görüşmeler, 2010 Eylül’ünde, uluslararası hukuka göre yasadışı olan İsrail yerleşimleri yüzünden kesilmişti.

Görüşmeler aşama aşama yürütülecek. İlk aşamada taraflar , ilerleme sağlamak için yerine getirilecek prosedürler üzerinde pazarlıklar yürütüyor . Sonrasında bir yol haritası çıkarılmaya çalışılacak. Ancak yol haritası zorlu engellerle dolu. İsrail işgali altındaki topraklardaki Yahudi yerleşimlerinin geleceği, Kudüs'ün statüsü ve Filistinli mültecilerin geri dönüş hakkı görüşmeleri tıkayan temel unsurlar olarak ön plana çıkıyor.

Londra’ da yayımlanan Kudsu’l Arabi gazetesinin haberine göre, ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve Filistin lideri Mahmud Abbas arasındaki anlaşmaya göre barış görüflmeleri, kapsamlı ve ayrıntılı bir şekilde 6 ila 9 ay sürecek ve görüşmeler açık bir çerçevede yürütülecek ve herhangi bir ön şart ileri sürülmeyecek.

ABD, müzakerelerin yeniden başlaması konusunda Abbas'a baskı yapıyordu uzun zamandır . Kerry bu nedenle bakanlık koltuğuna oturduğu 5 aylık süre zarfında 6 kez bölgeye gitti, tarafları yakın markaja aldı.

• • •

Kerry'nin Washington-Tel Aviv-Ramallah arasında mekik dokuması ABD'nin barış sevdasından değil elbetteki. Ortadoğu'yu kan gölüne çeviren ABD’nin Filistin'de kalıcı bir barış istediğini söylemek safdillik olur. Hatta
barış ABD’nin emperyalist varlık koşuluna aykırı. Ancak Washington da farkındaki ABD'nin bölgesel dizaynın önündeki en büyük engellerden birisi Filistin ve bölgesel gelişmeler bu adımı atmasını zorunlu kılıyordu.

Filistin Ortadoğu’ daki tüm sorunların ana kaynağı niteliğinde. Bu sorun çözülmeden Ortadoğu’ya kalıcı bir barışın gelmesi mümkün değil. Kerry’nin koşuşturması bundan. Ortadoğu ‘Arap Baharı’ adı verilen süreçle birlikte yeni bir iklimin etkisinde. Yarım yüzyıl önce yapay dengeler üzerine inşa edilen sistem çökmek üzere. Emperyalist güçler küresel çıkarları doğrultusunda bölgede yeni tasavvurlar peşinde. Bölge bu kapsamda yeni sınırlar, iktidarlar ve devletçiklere gebe.

Emrivakiyle gelen görüşmeler, masanın her iki yakasında oturan tarafları da tatmin etmiş değil. Öncellikle Filistin kanadında kandırılmışlık hissi hâkim. Filistinli örgütler ABD oldu bittisine karşı sokağa çıkarak tepkilerini ilk günden dile getirdiler. Örneğin Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) görüşmelerin Filistin'in vazgeçilmez değerlerini
terk etme ve geri dönüş hakkından vazgeçme anlamı taşıdığını savunuyor.

• • •

Tarafların sorunun özü diye adlandırılan meselelerdeki tutumları sorunun çözümünün temelini oluşturuyor . Tel Aviv Kudüs'ün bölünmesini istemiyor ve kentin Yahudi halkının siyasi ve dini merkezi olmasını istiyor. Bu konuda geri adım atmaya niyetli değil. Filistinliler ise İsrail'in ilhak ettiği Doğu Kudüs'ün Filistin devletinin başkenti olmasını
istiyor. İsrail 1967'de ele geçirdiği Batı Şeria'nın bazı kesimlerinden çekilmeyi kabul ediyor. Ancak Batı Şeria ve Kudüs'teki büyük yerleşimlerin sınırları içinde kalmasını istiyor. Filistinliler İsrail'in ele geçirdiği toprakların kendilerine ait olduğunu kabul etmesini istiyor.

İsrail geçmişteki savaşlar nedeniyle mülteci durumuna düşen Filistinliler’in eski evlerine 'dönüş hakkını' reddediyor . Filistinliler resmen 'dönüş hakkını' savunuyor ve bu olmadan bölgeye barışın gelmesinin mümkün olmadığını dile getiriyor.

Ortadoğu’ da kalıcı bir barışın yolu Filistin’den geçiyor . Kendi ülkelerinde mülteci konumuna düşen Filistinliler özgürlüklerine ve ülkelerine kavuşmadan ne emperyalist güçler ne de İsrail rahata erecek. Ancak görünen o ki pazarlıklar ve emperyalist dayatmalarla gelen “ABD’nin barışı” da Filistinlilerin gözyaşlarını dindiremeyecek.