Filmler, senaryolar
HANDE DEMİRCİOĞLU HANDE DEMİRCİOĞLU
“Film Yönetmek Üzerine” adlı kitap David Mamet’in 1987 yılında Columbia Üniversitesi Sinema Okulu’nda verdiği derslerin dökümünden oluşmaktadır...
“Film Yönetmek Üzerine” adlı kitap David Mamet’in 1987 yılında Columbia Üniversitesi Sinema Okulu’nda verdiği derslerin dökümünden oluşmaktadır. Mamet kitabına, Türkiye piyasasının kat be kat büyüklüğündeki ama benzer karmaşıklıktaki Holywood sektörüne getirdiği eleştiri ile başlar.  Senaryo yazmanın yazma kariyeri için yanlış bir başlangıç olacağını savunan Holywood ve çevresindekilere, yanıldıklarını mantık çerçevesinde anlatır ve Holywood’a kendi kariyerini sorgulatmaktadır. 1984 yılında Pulitzer ödülünü kazanan David Mamet’ın ders notları dikkatli ve meraklı yaklaşımı hak etmekte. Film yönetmenliğini, senaryo yazımının keyifli bir uzantısı olarak gördüğünü belirtir. Kitabı oluşturan beş makalenin dördü senaryo, senaryonun birimleri ve gelişimi üzerinedir; diğeri de kısa film senaryosunun yazıldığı uygulamalı dersin notlarını barındırmakta ve senaristi sonuca götürmektedir.

‘Müdahale edilmemiş görüntüler’ bölümün hatta kitabın omurgasıdır. Amerikan senaryolarının, gündelik hayatta olup biteni kayıt altına almakla uğraştığını “aktör etrafında dolaşarak” yaratıcılıktan yoksun filmler ortaya çıkarttıklarını bulgular. Sanat yapıtının çoğaltılması olgusu, Walter Benjamin’den, günümüze tartışılmakta ve disiplinler arası kuramların ana problematiğini oluşturmaktadır. Kamera bir çoğaltama aracı olarak kullanıldığında, yaratıcılıktan yoksun, tekdüze ve etkisiz yapıtlarla karşılaşılacaktır. Yazar, kamerayı çoğaltma aracı olarak kullanmak yerine yaratma aracı olarak kullanmanın sırrını vermektedir.

Bu kitabı, David Mamet’ın senaryolarını yazdığı ve zaman zaman yönettiği filmleri de düşünerek okumak, yazarın kuramını kavramamızda ufuk açıcı olacaktır. 1997’de yazdığı Wag the Dog (Başkanın Adamları) Mamet’i anlamamıza iyi bir örnek oluşturur. Filmde ABD hükumeti sıkışır. Holywood’a başvurarak sahte bir savaş yaratma isteminde bulunur ve bu senaryo uygulanır. Komplo teorisyeni ile birlikte ülkenin en ünlü yönetmeni sonuçtan zaferle çıkarlar. Hükümet halkı maniple ederek amacına ulaşır, adamlarımız paraya kavuşur. Yapılan kurgunun tek farkı olayların beyaz perde yerine gündelik hayatta geçmesidir. Mamet’ın kitapta net olarak altını çizdiği “tüm filmler kurmacadır; mesele öykünün ne kadar iyi kurulmuş olduğudur” cümleleri bu filmde vücut bulmaktadır. 1987 yılında, yazıp yönettiği House of Games (Oyunlar Evi) adlı filmde, olaylar hiç bitmez. Mamet her sahne ile izleyiciyi şaşırtır. Hiçbir diyalog didaktik değildir ve gereksiz tek sözcük geçmemektedir.  Senaryonun tüm hızına rağmen, tercih edilen dil enformatik değildir. Ki bu durum film kuramı üzerine söylediği temel cümlelerdendir. Mamet, üçüncü bölümde, post modern kültüre eleştirisini temellendirmektedir. Modern tiyatro, modern sinema, performans gibi yeni başlıkları inceler. Durumu, nevrozdan psikoza geçişin süreçleri olarak tanımlayarak yeni dili hastalıklı bulmaktadır.