Fırat savrulması…
L. DOĞAN TILIÇ L. DOĞAN TILIÇ

15 Temmuz’da darbeyi önlemedeki rolü nedeniyle “demokrasi kahramanı” ilan edilip ödüller verilen gazetecinin, şimdi o ödülleri veren çevreler tarafından hedef alınması saçma bir durum.

Düne kadar darbeye darbe indiren yayını nedeniyle ödüle boğulan gazetecinin yaptığı haber, bir öğretim üyesinin şikayetine konu oldu ve savcılık da “Karargah rahatsız” başlıklı o haber için soruşturma başlattı.

Ne çıkar bilemem; ancak “Karargah rahatsız” başlığına, yazarı için büyük sorun olan “Genç subaylar rahatsız” manşeti muamelesi yapıldığı ortada. Başbakan’dan bakanlara ve medyadaki AKP sözcülerine kadar çok geniş bir çevre, bu haber nedeniyle Hürriyet’i yaylım ateşine tuttular.

İktidar saldırı ve baskılarını hep kurbanlar vererek savuşturmaya çalışan Hürriyet, daha yeni “Hayırcı” çalışanlarını kovduktan sonra, en “dokunulmaz” ismi üzerinden gelen bu saldırıya şaşırmış olmalı. Şimdilik, saldırıyı açıklamalar ve AKP’li bakan ziyaretlerinin fotoğraflarıyla savuşturmaya çalışıyor.

Ana akım medyanın en önemli, hatta artık tek temsilcisi diyebileceğimiz Hürriyet’in başına gelenlerde çok da şaşılacak bir şey yok. Düzenle sorunu olmak bir yana, işlevi düzeni pekiştirmek olan “ana akım medya” ABD’de de Trump tarafından topun ağzına konuldu.

Son olarak, ana akım medyanın önemli törensel etkinliklerinden sayılabilecek Beyaz Saray Muhabirleri Derneği’nin geleneksel yemeğine katılmayacağını açıkladı Trump. 1924’ten bu yana her ABD başkanının en az bir kez katıldığı yemeğe karşı “eylemini” de twitter hesabından “… harika bir akşam geçirin” diye tiye alarak duyurdu.

Öncesinde ülkenin ileri gelen ana akım medya kuruluşlarını Beyaz Saray basın brifingine almaması, aldığında onları yalancı, “SAHTE HABER” medyası ilan edip ağzına geleni söylemesi, “Amerikan halkının düşmanı” olarak tanımlaması var.

Bir politikacının ana akım medyasını böylesine karşısına alması 10 yıl kadar önce pek düşünülebilecek bir şey değildi. Ama işte bizde oluyor, ABD’de oluyor!

1960’ların büyük iletişim kuramcısı Marshall McLuhan; “III. Dünya Savaşı” demişti, “askerler ve sivillerin katılımı açısından bir fark olmayacak bir gerilla enformasyon savaşı olacak.”

Şimdi olan biraz da bu aslında! Dünyanın artık iyice sağcılaşmış liderleri, ana akım medyanın savunduğu düzenle de yetinmiyor ve yaratılmasında onların da payı olan kültürü yeniden ele geçirip daha sağda kurma savaşı veriyorlar. Binlerce, on binlerce trol desteğiyle…

İlk bakışta zor anlaşılan ana akım medya karşıtı bu savaşların gerisinde milyonlarca dolarlık yatırımlar ve araştırmalar var. Vatandaşların twitter, facebook gibi mecralardaki kişisel verileri toplanıp analiz ediliyor ve oradan nabzı tutulan kitlelere ana akım medyanınkilerden çok daha kolay nüfuz eden mesajlar verilebiliyor.

Trump, CNN ve BBC gibi medya devlerine “köpek muamelesi” çekip onları yalancı ilan ederken, ana akım medyada buna tepki olsa da, twitter gibi mecralarda “Bastır Donald”, “Ver ağızlarının payını” gibi destekler zirve yapıyor.

Trump’ın bize saçma görünen çıkışlarının ardında, milyonlarca ABD vatandaşının kendilerine dair paylaştıkları verileri toplayıp analiz eden dev bir propaganda makinesi var. Aynı sistem Rusya’da Putin için işliyor.

Dünyanın yeni sağ muhafazakar, totaliter liderleri, ana akım medyayı da, tıpkı dilediklerini yazabildikleri twitter gibi, sadece söylediklerini yayan araçlar olarak görmek, öyle kılmak istiyorlar. O hale getirene kadar da bastıracaklar.

Bizde olup bitenleri de görüyorsunuz. “Darbe-savarlıktan” “Darbe-severliğe” bir Hande Fırat savrulması yaratılabiliyor. Bizim “ana akım” olarak algılanmaktan çoktan çıkmış ve “hükümet yanlısı” diye tanımlanan gazete ve televizyonların çoğu, onlarla bütünüyle aynı çizgiye gelmemiş bir yayın organı olduğu sürece açığa düşüp etkisizleşiyor.

Öncelikle ana akım medyanın da iktidarların twitter hesabı gibi kullanılmasına HAYIR demek gerekiyor. Ve de onların alternatifini yaratmak!