Fişlenmekten korkarken çipleniyoruz
EVRİM COŞAR BİLGİN EVRİM COŞAR BİLGİN
Planlıyorsun her şeyi. İstiyorsun, seçim yapıyorsun, takvim çıkartıyorsun. Bir kursa mı katılacaksın, aylar öncesinden başvuru formlarını göndermen lazım. Önümüzdeki hafta çamaşır...

Planlıyorsun her şeyi. İstiyorsun, seçim yapıyorsun, takvim çıkartıyorsun. Bir kursa mı katılacaksın, aylar öncesinden başvuru formlarını göndermen lazım. Önümüzdeki hafta çamaşır yıkamak için, bu haftadan çamaşır günü alman, sana ayrılan saatte çamaşırhanede olman gerekiyor. Buzdolabındaki süt bittiyse onu bile takip ediyorsun, çünkü belli bir saatten sonra açık dükkân bulamıyorsun. Senin olan hayatı mı yaşıyorsun, yoksa akıp giden bir rutin var da onu mu takip ediyorsun, algılamak zor. Ama kesin olarak söylenebilecek şey şu; kurallar var, hakların var ve güvencedesin. İsveç’te böyle planlı  planlı ilerlemek için sana verilen numarayı kullanıyorsun. Okula gitmen, doktora gitmen, hatta hakkını araman bile bu numaraya bağlı. Yine de bu ‘kolay‘ hayat, sokakta gördüğün herkes için geçerli değil.

Kağıtsızlar. Sayılarının tüm Avrupa’da 4.5 ile 8 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor. Doğdukları topraklarda yaşayamayanlar. Daha iyi hayat koşulları ya da sadece hayatta kalabilmek için evlerini, geçmişlerini bırakıp gelenler.

İsveç’te numara almak için bekleyen 50 bin kağıtsız var. Oturma ve çalışma izinleri yok. Kimlik bilgilerin olmasa da iltica ettikten sonra senin hakkında karar çıkana kadar İsveç’te yasal olarak kalabiliyorsun. Reddedilirsen yasadışı oluyorsun.

İsveç’te kağıtsız olarak çalışanlar, en rahat kafeteryalarda iş bulabiliyor. Saati 20 ila 30 krona yani en fazla 5 YTL’ye emek satıyorlar. Sisteme dahil olmadıkları için ‘kolay’ hayatı yaşayamıyorlar. Yine de onların haklarını aramayı kendine görev edinmiş kişiler var. Üyesi olamasalar da, onlar için kurulmuş bir dernek var Stockholm’da. Kağıtsızlar Derneği, düşük maaşlar için rekabet eden, kötü davranıldığında karşı koyacak hiçbir şeyleri olmayan bu insanlara destek oluyor. Dernek çalışanlarından Yacine Asmani, “Restoran ve kafeteryalarda çalışan, temizlik işçiliği yapan, inşaatlarda ter döken kağıtsızlar, bir günlüğüne greve gitse Stockholm felç olur” diyor.

Aylarca çalıştığı halde maaşını alamayan kaçak işçilerle, işverenlerin arasında arabuluculuk yapmaya çalışan bu dernek, el attığı olaylarda çoğu zaman başarılı oluyor. Çünkü kaçak işçi çalıştıran işverenler 2 yıl hapis ve para cezası alıyor. Çok ciddi bir vergi suçu da bulunursa hapis cezası 6 yıla kadar çıkıyor. Gerekli izinleri olmadan çalışanlar, yakalandıklarında sınır dışı ediliyor ve para cezası ödüyor.

Kağıtsızlar Derneği, kaçak çalışmaya mahkûm olan bu insanların bir an önce sistemin içine alınmasını ve diğer insanlar gibi haklara sahip olmalarını istiyor. Dernek, kaçak işçilerin “1 günlük iş bırakma eylemi” yapmasını planladıklarını duyurdu. En kötü şartlarda çalışmak zorunda bırakılan kağıtsızların gücünün küçümsenmemesini istemeyen dernek yöneticileri “Okullar ve kamu binaları biter. Restoranlarda uzun kuyruklar oluşur, inşaatlarda işler yavaşlar” açıklamasını yaptı. Pasaportları, kimlikleri olmayan bu 50 bin insanın, gidip üye olamasalar da eylem hazırlığında olan bir dernekleri var.

Geçen hafta, Türkiye’de pilot bölge olarak seçilen Bolu’da, çipli kimlik uygulamasına geçildi. Nüfus cüzdanı, sağlık karnesi hatta ehliyet yerine bile geçecek olan bu yeni kimlik kartının 2010 yılı ortalarında tüm Türkiye’de uygulamaya sokulması için ihale açılması planlanıyor. Ülke olarak ‘kolay’ hayata hazırlanıyoruz.

Bütün toplumun içine üç ihtilalle sokulan korkular da bu çiple geçecek mi? Birileri çipli ya da çipsiz, eylem yapalım ve haklarımızı arayalım diyecek mi? Biz toplum olarak itirazlarımızı, saygı duyduğumuz kişiler cinayetlere kurban gittikten sonra gösterir olduk. Tabutlarının arkasına saklanıyoruz. “Bugün acımız büyük, bağıracağız, kızacağız, sakın dokunmayın” diyoruz. Ya da hiç evden çıkmadan lambaları yakıp söndürüyoruz. Sonra “Bu da bir şey, kitlesel bir eylem” diyoruz. Bu kadar korkmakta haksız mıyız? Annem, babama çok kızdığında “Bak Sadullah, bir yolunu bulur, seni Ergenekon’dan gözaltına aldırırım” diyor. Fişlenmekten korkarken çipleniyoruz. Hayırlı olsun.