Flatliners: Yeniden çekim kâbusu!
TUĞÇE MADAYANTİ DİZİCİ TUĞÇE MADAYANTİ DİZİCİ
Remake/yeniden çekim filmlere baktığımızda Hollywood’un orijinal fikir bulma konusundaki çaresizliğini görüyoruz

Orijinal Flatliners filmini 1990’da Joel Schumacher yönetmiş ve başrollerinde Julia Roberts, KieferSutherland ve Kevin Bacon rol almıştı. Belki sinema tarihinde kaliteli film açısından pek iz bırakmamıştı ancak seyirci filmi çok sevmiş ve unutulmazları arasına eklemişti. Aranızda bu filmi zamanında sinemada izlemiş olanlar varsa söylediğimi daha iyi anlayacaklardır. Ne yazık ki bu film de remake yani yeniden çekim filmler kâbusunun içine dahil oldu. Filmin yeniden çekimi orijinalindeki fikri kullanırken tembel davranılmış ve film her açıdan ucuz vizyonuyla sıradan bir tv dizisi tadında sonuçlanmış.

Saçma ve klişe
Beş tıp öğrencisinin kendilerini öldürüp, öteki dünyada bir müddet geçirdikten sonra tekrar hayata getirilmelerini konu alan film orijinalinin aksine PG-13 yaş sınırı ile vizyona girince zaten baştan kaybetmiş. Açıkça söyleyeyim filmi izlerken sıkıldım ve salondan ayrılmamak için kendimi zorladım. Film çekmek elbette zor iştir ve çok fazla kişinin işin içine girmiş olmasıyla da kötü filmler ortaya çıkabilir. Ancak bu filmin içine düştüğü durum bundan da beter. Yönetmen, yazar, stüdyo ve oyuncular arasında büyük bir anlaşma eksikliği varmış ve her biri her bir ünite farklı bir filmdeymiş gibi davranmış. Bu yüzden filmin ana hikayesi halihazırda iyi olmasına rağmen bu tekrar çekimin yani yeni oluşturulan ürünün ne olduğunu anlamak imkansızlaşmış. Karakterlerin dramları o kadar klişe ki suçluluk ve seçimlerle ilgili verdikleri mücadele saçma kalmış. Zaten film bu karakter dramlarından hızla ucuz bir korku filmine dönüşünce film toparlanamaz olmuş.

Yeniden çekmeyin
Peki nedir bu remake meselesi? Hep vardı aslında ve hatta bazı remakeler orijinalinden daha iyi filmlerle sonuçlanabiliyordu. İşin bir de anlamı gittikçe muğlaklaşan reboot (en son iyi örneği Mad Max) yani yeniden başlatma meselesi var ki aslında remake ile anlam olarak gittikçe iç içe geçmiş durumda ama bu ayrı bir konu. 2000’li yılların remake filmlerine baktığımızda bu filmleri sinemanın vebası olarak görüyorum. Orijinal fikir sıkıntısı içindeki muhtemelen genç nesil Hollywood yapımcılarının çoğu ikonlaşmış olan filmleri yeni jenerasyona göre adapte ederek yeniden çekim furyasını adeta bir fabrika üretimine çevirdiler. Giderek daha az kaliteli ve orijinalinin yanından geçemeyecek pek çok film çekildi; mesela Carrie gibi kültleşmiş bir film 2013 yılında tabiri caizse katledildi. Aynı şekilde Straw Dogs gibi enfes bir film çok kötü ve gereksiz bir yeniden çekim filmle bana kalırsa rezil oldu. Peki stüdyolar neden ısrarla bu başarısızlığı tekrarlıyorlar?

Hollywood’un fikir sıkıntısı
Hollywood’un orijinal fikir sıkıntısı çekiyor olması yeni bir haber değil veya orijinal fikirlere para harcamaktan korkuyor olması da. Şunu anlayabiliyorum; hazır bir konsepti uygulamak her şeyi daha hızlandırıyor ve kolaylaştırıyor, proje daha kolaylıkla anlatılıyor ve sinema sistemindeki her kapı daha çabuk yeşil ışık yakıyor. Kısacası daha önceden tutmuş bir proje ile oyun hızlıca başlayabiliyor. Ama aslında bu hız, bu kolaylıklar sadece kağıt üstünde ve sadece teorik olarak avantaj sağlıyor yani avantaj kısa sürede dezavantaja dönüyor ve ikonik değerdeki filmlerin tekrar çekimleri teker teker hezimete uğruyor hem gişede hem seyirci gözünde.

***

İyi ve kötü örnekler

Orijinaline hakaret sayılabilecek en kötü 10 remake film:
»Fame
»Point Break
»Psycho
»Carrie
»Straw Dogs
»SweptAway
»Ghostbusters
»The Karate Kid
»The Pink Panther
»Taxi
Az sayıda da olsa başarılı remake filmlerden bazı örnekler:
»True Grit
»Ocean’s Eleven
»Scarface
»Cape Fear
»Heat
»The Departed