Anasayfa KÜLTÜR SANAT Florence: Doğruyu söyleyeni...

Florence: Doğruyu söyleyeni…

Bazen tuhaf bir şekilde aynı zamanda aynı kişi üzerine birkaç film birden yapılır. Mesela Coco Chanel üzerine aynı yıl iki film birden çıkmıştı birkaç yıl önce. Florence Foster Jenkins, New York’ta yaşamış ve 1940’larda ölmüş zengin bir dul kadın. Aslında Florence’in tarihe geçmesini sağlayacak bir özelliği yok. Ama gel gör ki Xavier Giannoli (“Şantör” ve “Süperstar” adlı filmleri bizde de vizyona girmişti) 2015’te Florence’in hayatına dayanan “Marguerite” adlı bir film yaptı. Bir yılı geçmeden de Stephen Frears’in aynı kişiyi konu alan biyografisi “Florence” vizyona girdi.


Florence’in konforlu hayatı
Florence’in tarihe geçecek bir özelliği olmadığı gibi Florence’in kendi yetenekleri hakkında bir fikri de yok. Fakat şarkıcı olmak için müthiş bir hevesi, değerini bilmeyecek miktarda çok parası ve kendisini hayal aleminde yaşatmak için elinden geleni yapan bir kocası var. Bütün bunlar bir araya gelince Florence bir şarkıcı olarak bir kariyer sahibi olabiliyor. Evet, nice yetenek parlamaya fırsat bulamadan yok olup giderken, biz, hak etmediği miktarda paraya ve hak etmediği miktarda şöhrete sahip olmuş yeteneksiz bir şarkıcının hayatı üzerine üst üste filmler seyrediyoruz. Bu dediklerimi, filmi seyrettikten sonra okursanız çok acımasız bulacaksınız. Ama ben de filmin kötü adamıyla aynı meslektenim. Eleştirmenim ve işimiz doğruyu söylemek (her zaman doğruyu söylediğimi iddia edemeyeceğim gerçi).

Yazdıklarımın acımasız gelecek olması şundan: Florence, sevimli biri. Acıklı bir öyküsü de var. Piyanist olma hevesinde bir genç kızken evlenip, kocasından frengi kapıyor. Hastalık Florence’in el sinirlerine zarar veriyor ve piyano çalması imkansız hale geliyor. Kocasının ölümünden sonra, aktörlükte şansını deneyip başarısız olmuş bir adamla evlenip, şarkıcılık kariyerine başlıyor.

Kocası, Florence’e kimsenin “kral çıplak” demeyeceği bir ortam sağlıyor ve Florence yeteneksizliğini yüzüne karşı söyleyecek kimsenin olmadığı ortamlarda konserler vererek mutlu mesut yaşıyor. Florence’in kocası gazetecileri de satın alıyor. Ta ki bir gazeteci satın alınmayı reddedene kadar.

Bu noktada seyirci çoktan Florence’in tarafına geçmiş durumda olduğu için, gazetecinin doğruyu söylemesi cinayetle eşdeğer bir hal alıyor. Ama Florence de müziği katletmiyor muydu? Hem filmin kendisi de Florence’in yeteneksizliğine gülmemizi istemiyor muydu? En azından bazen?

Önemli olan yaptığın işi ruhunla yapmak
Film, bir yandan da şunu söylüyor ki doğru: Önemli olan ruhunla söylemek, yaptığın işi ruhunla yapmak. Virtüözite çok da önemli değildir. Florence de bunu yapıyor ve yaptığı iş saygıya değer! Kalbini en azından bir dönem punk’a kaptırmış olanlara bu söylenen çok doğru gelecektir. Ama punk çirkinliğini güzellikmiş gibi satmıyordu ki. Çirkinlikten güzellik yaratıyordu.

Filmin gündeme getirebileceği şeyleri tartışmayı bırakırsak ki filmin de herhangi bir tartışma başlatmak gibi bir derdi yok, karşımızda nasıl bir film var? Seyredilebilir, hafif, hoş bir aile filmi var karşımızda. Meryl Streep, Florence rolünde yine başarılı, yine inandırıcı. Hugh Grant, aşırı mimikli klasik Hugh Grant olmadığı anlarda Florence’in kocası rolünde iyi. Fakat Florence’in piyanisti Cosme McMoon rolündeki Simon Helberg çekilir gibi değil. Özellikle filmin ilk bölümlerindeki performansı sinir zorlayıcı nitelikte.

Kendisine bir masal alemi yaratabilecek kadar zengin, sevimli ve şöhret olma heveslisi bir kadının acıklı hikayesinden çok fazla tartışılacak şey çıkarılabilir gibi geliyor. Ama film bunları yapmayıp, sığ sularda kalmayı tercih ediyor.

BİRGÜN TV'Yİ YOUTUBE'DA TAKİP EDİN

10,081AbonelerABONE OL
- Reklam -

SON HABERLER

Artvin’de Ensar Vakfı’nı protesto ettiği için yargılanan 12 kişi beraat etti

Dilan ŞahinbaşArtvin'de Ensar Vakfı'nın düzenlediği konferansı protesto...

Sabahattin Önkibar’a saldırı

Odatv yazarı Sabahattin Önkibar evinin önünde 3 kişilik grup tarafından saldırıya uğradı.

Öğrencileri darp eden okul müdürü görevden alındı

Çankırı’nın Yapraklı ilçesindeki bir ilkokulda İstiklal Marşı töreninde kürsüye çıkardığı öğrencilere şiddet...

Bursa’da işçileri taşıyan midibüs devrildi: Yaralılar var

Bursa'da, kontrolden çıkan servis midibüsü, refüjdeki direğe çarparak devrildi. Kazada, sürücünün de...

Halfeti’de gözaltına alınanların gözaltı süresi uzatıldı

Urfa Barosu İnsan Hakları Merkezi, Halfeti’de yaşanan çatışmanın ardından gözaltına alınan 20...

Tayland’da kimyasal madde taşıyan gemi yandı: 130 kişi hastanelik oldu

Tayland’ın Chonburi eyaletinde bulunan Bang Lamung bölgesindeki Laem Chabang limanında, kimyasal madde...

Genco Erkal: Hırsız, halkın verdiği mazbatayı seçilmiş başkanın elinden çalandır

Erdoğan'ın "Herhalde bu sandığın hakkını vereceğiz. İnşallah hırsızlara bu işi bırakmayacağız” sözlerine...

Elektronik YDS’de bilgisayarlar dondu

Türkiye’nin her yerinden adayların katılımıyla yüz tanıma sistemiyle katıldığı, İstanbul, Ankara ve...

Ankara’nın ilk çizgi roman festivali başladı

Ankara Comics and Art Festivali, başkentli çizgi roman tutkunlarına kapılarını açtı. 

Kedi Tombi’den sınıf arkadaşlarına veda

İzmir”de öğrencilerin sınıfta baktığı kedi Tombi, okulların tatile girmesinin ardından yurt dışına...

Sonraki haber