Fransa’da (yeniden) seçim heyecanı
DEFNE GÜRSOY DEFNE GÜRSOY

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin üzerinden henüz bir ay geçmişken, Fransa’da bu Pazar günü genel seçimlerin ilk turu düzenlenecek. İkinci tur ise 17 Haziran Pazar günü yapılacak. Cumhurbaşkanlığını 1988’den beri ilk kez kazanan sol için bu seçimler önemli. Zira sağ partiler çoğunluğu kazanırsa, François Hollande ülke yönetimini “birlikte yönetim” (cohabitation) ile yürütmek zorunda kalabilir.

Neyse ki, seçimlere birkaç gün kala kamuoyu araştırmalar “sol kasırgası” öngörmese de, sol partilerin favori olduklarını bildiriyordu. Eski Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy bile partisi UMP’nin başarısından kuşkulu. Öyle ki “genel mantık uyarınca Fransızların parlamentoda çoğunluğu cumhurbaşkanı tarafına vermeleri gerekir” diyor. Mayıs ayı başında Fransızların yüzde 61’i “Cumhurbaşkanına yakın bir meclis görmek istediklerini bildirmişti. Haziran başında ise rakamlar biraz daha netleşiyordu. Le Monde gazetesinde hafta sonu yayınlanan araştırma uyarınca, toplam sol oylar yüzde 47’ye yükselirken, parlamenter sağa oy vereceklerin oranı yüzde 32,5’ta, aşırı sağcı Milli Cephe’nin oy potansiyeli ise yüzde 16’da kalıyor. Sol oyların açılımı ise Sosyalist Parti için yüzde 33, Sol Cephe için yüzde 9, Avrupa Ekoloji-Yeşiller için ise yüzde 4-5’i işaret ediyor.

Bu seçimlerin yeniliği, birinci tur sonunda büyük ihtimalle Milli Cephe’nin seçime katıldığı yaklaşık elli seçim bölgesinde çıkacak üç ayaklı sonuç olacak. Yani seçmenler ikinci turda bir sol, bir parlamenter sağ, bir de aşırı sağ aday arasından vekillerini seçecek. Marine Le Pen’in parlamenter sağı desteklemeyeceği kararı sola yarayacak.

Bir diğer tartışma, siyasette kadın temsilinde yaşanıyor. Hollande seçildikten sonra kurulan Jean-Marc Ayrault kabinesindeki 34 bakanın tam yarısı kadınlardan oluşturulsa da, bakalım seçimlerde bu eşitliğin yarısına bile yaklaşılabilecek mi. Ne de olsa 2007 genel seçimlerinden sonra Fransız meclisindeki kadın vekillerin oranı yüzde 18,5’i geçememişti.

Bir diğer sorun katılım oranında yaşanabilir. Şimdilik solun iyimserliği elden bırakmasını gerektiren bir şey olmasa da, Fransız seçmenlerin geleneksel alışkanlıkları sonuçlara gölge düşürebilir. Daha birkaç hafta öncesine kadar süren yoğun cumhurbaşkanlığı kampanyalarından sıkılan Fransızların genel seçimlere ilgi göstermemesi büyük olasılık. Katılımın düşük olması, aşırı sağa ve sağa yarayacaktır. Yeni bir araştırmaya göre, Fransızların yüzde 57’si “genel seçimleri ilginç bulmuyor”. Birinci turda katılımın yüzde 60’ı geçmeyeceği öngörülüyor. Eğer bir iki puan daha düşerse, birinci turda sola yarayacak üç ayaklı sonuçların sayısı da azalacaktır.

Kısacası, Fransız halkı geçen sonbahardaki Sosyalist Partisinin cumhurbaşkanlığı adayını belirleme seçimlerinden beri aralıksız süren siyasi tartışmalardan, kampanyalardan biraz sıkıldı. Üstelik aynı seçmenler, bir yandan solun kazanmasını dilediklerini belirtirken, bir yandan “ben oy vermesem de nasılsa kazanırlar” mantığında. Böylece sola verilecek oyların sayısı azalıyor. Yani halk istiyor, ama gidip oy vermek niyetinde değiller. Umarız Pazar’a kadar silkinip yurttaşlık görevlerini yerine getirirler. En azından Sosyalistler tek başına mecliste çoğunluğu (577 koltuğun 289’unu) elde edemeseler de, sol müttefiklerinin desteğiyle parlamentoyu yönlendirebilirler. Bu güçleri olmazsa ne yasalar geçer, ne kararlar alınır, ne de ülkenin beklediği değişim gerçekleşir...