FransAlmanya: Ne senle, ne sensiz
DEFNE GÜRSOY DEFNE GÜRSOY
Fransa ve Almanya Avrupa liderliğini yıllardır paylaşamıyor. Ancak aralarındaki yarış bir yana, diğer 25 üye ülkeyi etkileyecek önemli

Fransa ve Almanya Avrupa liderliğini yıllardır paylaşamıyor. Ancak aralarındaki yarış bir yana, diğer 25 üye ülkeyi etkileyecek önemli kararların gündemini önceden birlikte belirlemekten de geri kalmıyorlar. Örneğin, Angela Merkel ile Nicolas Sarkozy, Avro bölgesinin denetimine ilişkin hayati kararlar almak üzere 7 Haziran’da Berlin’de bir akşam yemeğinde bir araya geleceklerdi. Bu görüşmenin son anda iptal edilerek 14 Haziran’a ertelenmesi, izleyebildiğimiz kadarıyla Türk basınında pek fazla yankı görmese de, burada ve Almanya’da “FransAlmanya çiftinin yeni kavgası” olarak algılandı.
Bu kritik yemeğin ertelenmesi hakkında her kafadan bir ses çıktı. Fransız makamlarının yemeği Şansölye Merkel’in ertelediğini açıklamasıyla, Fransız basını bu “çiftin” ilişkisi hakkında karamsar yorum yapmakta yarıştı adeta. Gündemde, ikilinin arasında anlaşmazlığın doruk noktada olduğunun altı çizilerek bir kez daha alarm zilleri çaldığı ve iptalin nedenleri vardı. Merkel’in programının çok dolu olması, bu doluluğun da Almanya’daki siyasi krizden ve koalisyon ortaklarıyla yaşadığı sorunlardan ileri geldiği ileri sürüldü. Bunun üzerine bir de 31 Mayıs’ta sürpriz bir şekilde istifa eden Cumhurbaşkanı’nın yenilenmesi eklenince, Merkel’in Sarkozy ile görüşmesine yeterince hazırlanamadığı fısıldandı.
Hafta ortasında ise Financial Times kaynaklı bir haber düştü: Yemekli toplantının iptalini aslında Sarkozy istemiş, zira Avrupa’da yakında uygulanacak kemer sıkma politikası dosyasını yeterince hazırlamamış. Bu açıklamayı yapan Şansölyelik sözcüsü “Fransa’nın olayı bu şekilde suiistimal etmesini gereksiz bulduklarını, ancak iki ülke arasında hiçbir görüş ayrılığı yaşanmadığını” belirtiyordu. Oysa birkaç gün önce Sarkozy, Alman kemer sıkma planı hakkındaki görüşlerini açık ifade ediyordu: “Kemer sıkmaya biraz daha devam edersek, ekonomik gerileme kaçınılmaz olacak.” Çünkü Sarkozy Almanya’nın tam tersine bir uygulamaya geçmesini, yani iç talebini yeniden canlandırarak Avro bölgesinde bozulan ticaret dengelerini düzeltmesini istiyor.
Sonuçta karar kimden çıkmış olursa olsun, 17 Haziran’daki AB zirvesinde görüşülecek Avrupa ekonomik eşgüdüm planı hakkında son ayarları yapmak için iki ülkenin sadece 3 günü kalacak. Bu arada aralarının bozuk olmadığını ispat etmek istercesine, Avrupa Komisyonu’na ortak bir mektup gönderen FransAlmanya, krizden çıkış için paylarına düşeni yapmaları için bankalara bir “Avrupa bankacılık vergisi” konmasını talep ediyorlardı. Bu vergi hakkında hemen tüm ülkeler hemfikir, ancak kesilecek verginin nereye gideceği konusunda ciddi görüş ayrılıkları var. FransAlmanya dışındaki ülkelerin bir kısmı ve Komisyonun kendisi bu paranın finans sektörüne bir sigorta fonu oluşturması taraftarı. FransAlmanya ise bu vergiden gelecek fonların doğrudan ulusal bütçelere paylaştırılmasını istiyor.
Avrupa’nın bir ekonomik denetime ihtiyacı olduğunu Merkel’e kabul ettiren Sarkozy ilk raundu kazanmış görünse de, sonuç olarak Merkel’in ağır basması kaçınılmaz. Zira bu yeni ekonomik politikanın ana hatlarına karar verilirken, sağlıklı bütçesi ve ekonomik gücü ile Almanya’nın görüşlerinin izlenmesi daha olası görünüyor. Birçok ülkeye göre, Merkel  “Avrupa’yı iyice Almanlaştırmaya çalışsa” ve bu başta Fransa’yı ve özellikle de her yerde ön planda olmaya bayılan Sarkozy’yi kızdırsa da, Almanya’nın Fransa’ya ihtiyacı var. Bu yüzden de FransAlmanya sürekli kavga etse bile, asla boşanmayacak ve Avrupa’ya her daim yön veren çiftini oluşturmaya devam edecek. Ve diğer ülkeler bu çifti izlemeye devam edecekler…