Fransız solunun kaderi kadınlarda
DEFNE GÜRSOY DEFNE GÜRSOY
BirGün gazetesine Fransa’dan gönderdiğim haber/yazılarıma elimde olmayan nedenlerle bir süre ara vermek zorunda kalmıştım.

BirGün gazetesine Fransa’dan gönderdiğim haber/yazılarıma elimde olmayan nedenlerle bir süre ara vermek zorunda kalmıştım. Geçtiğimiz haftalarda geri dönmenin keyfini yaşarken, köşe yazısı teklifini alınca önce tereddüt ettim. Ülkemiz yazılı basınındaki köşe yazarları enflasyonunu buralardan düzenli eleştirirken, kendimi bu şekilde nitelemek biraz düşündürücüydü doğrusu... Taa ki genç meslektaşım Yeliz Kızılarslan’dan gelen mesajı okuyana kadar. Yeliz gönderdiğim son bir-iki yazıyı “buraya kör aynadan yansıyan olayların doğru anlaşılması için önemli bir kaynak” olarak niteliyordu. Ve bu cümleyle de beni zayıf noktamdan vuruyordu: Türkiye medyalarının yansıttığı Avrupa ve özellikle Fransa haberlerindeki eksiklikler, yanlışlar, saptırmalar ve atlamalar uzun süredir zihnimi kurcalıyor, hatta öfkelendiriyordu. Anlaşılan “iş başa düşüyor...”
Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy’nin ve diğer siyasi kişiliklerin özel hayatına ilişkin  haberleri her ne kadar Fransız basınından önce Türk medyasından öğrensek de, Fransız siyasetine içeriden baktığımızda gündem maddeleri oldukça farklı görünüyor. Aslında ‘gündem’ demişken, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın 6-7 Nisan’daki Fransa ziyareti sırasında burada yaşayan Türkiyelilere hitaben yaptığı konuşmada ısrarla altını çizdiği türden “herkes artık bize danışıyor, bizden yardım bekliyor, gündemi biz belirliyoruz” benzeri söylemlerine kısa bir gönderme yapmak farz oluyor. Afrika kıtasının en küçük ülkelerinin liderleri bile Sarkozy tarafından kabul edildiklerinde ulusal televizyon kanallarında anahaber bültenlerinin gündemine alınırken, Erdoğan’ın ziyareti bir saniyelik haber bile olamadı…
Fransız siyasetine gelince, sağda Le Pen’ci aşırı sağcılar, giderek iktidardaki UMP Partisini zorlarken, solda Sosyalist Parti’nin yanısıra, Sol Cephe ile birlikte artık Yeşiller ve ekolojistler de varlıklarını ispatladılar. Önce Haziran 2009’da düzenlenen Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Avrupa Ekoloji’nin Fransa düzeyinde sosyalistlere yakın bir sonuç elde etmiş; ardından geçtiğimiz Mart ayındaki Fransız bölgesel seçimlerde hemen hemen her bölgede sol adayları destekleme kararı alan Yeşil hareket, Fransız siyasetinde artık üçüncü güç olarak kendini ispatlamıştı. Bu nedenle, bölgesel seçimlerinde toplam 26 bölgenin 23’ünü solun kazanmasını yalnızca Sosyalist Parti’nin başarısı olarak değerlendirmek önemli bir hata sayılır. Yeşillerin yanında, Sol Parti, Fransız Komünist Partisi ve Birlikçi Sol’dan oluşan Sol Cephe de sosyalist listeleri desteklemeseydi, bu zafer biraz zor elde edilirdi.
Fransız Yeşillerine büyük bir ivme kazandıran Avrupa Ekoloji’nin sembolik lideri Daniel Cohn-Bendit, 68 Mayısı’nın nam-ı diğer “Kızıl Dany”si, haklı başarısını bölgesel seçimlerin ikinci turunun düzenlendiği 21 Mart akşamı reddetmiyordu. Ancak ekolojistler dahil tüm Fransız solunu uyarıyordu: “Rüzgâr doğru yönde esiyor, ipin ucunu bırakmadan yenilenmeye ve birleşmeye yönelin” diyordu. Hemen ertesi gün Libération gazetesinde kaleme aldığı makalede Cohn-Bendit, “22 Mart çağrısı” adlandırdığı projede, Yeşil hareketin ötesine giden bir “siyasi kooperatif” fikrini öne sürüyordu. “Siyasal ekoloji” kavramını tanımlayarak, toplumsal değişimi gerçekleştirmek ve siyasetle halkı barıştırmak için partiler üstü bir oluşum öneriyordu. Cohn-Bendit daha da ileri giderek, kalıplaşmış “siyasi parti” kavramını sorguluyor. Partilerin genelde toplumdan kopuk, salt iktidar mücadelesine odaklanmış bir mantıkla hareket ettiklerini hatırlatarak, bu haliyle partilerin toplumsal değişime bırakın katkıda bulunmayı, destek bile olamayacakları kanısında.
Kızıl Dany meydanı karıştıradursun, madem ki ekolojistler Fransa’da üçüncü güç olduklarını kanıtladılar, artık 2012 cumhurbaşkanlığı seçimlerine bu kanattan bir aday çıkıp çıkmayacağı tartışılıyor. Cohn-Bendit, Yeşillerin veya Avrupa Ekoloji’nin devlet başkanlığına aday çıkartmasına karşı idi. Ancak, her iki oluşumun da 2012’ye aday önermemesi halinde, oluşacak siyasi boşluğu ekoloji söylemine el koyan bir diğer sağ partinin kapatacağına inananlar var. Bu durumda, yeşil kanatta 35. baharına yeni giren Genel Sekreter Cécile Duflot ve Avrupa vekili Eva Joly’nin adı, yüzde 6’nın üstünde oy alan Sol Cephe hareketinin resmî bir numarası Marie-George Buffet ve Martine Aubry’ninki ile şimdiden birlikte anılıyor. Anlaşılan 2012’de Sarkozy’yi devirebilecek sol kroşe kadınlardan gelecek!