Freelonya’ya başk(an)ayasa
İBRAHİM SİRKECİ İBRAHİM SİRKECİ

Eğri oturup doğru konuşalım. Freelonya’da işler yolunda değil. Ekonomi patladı patlayacak. Sanki biz yıllarca yalvarıp ülkeye getirmemişiz gibi döviz ve yabancı yatırım lobileri döviz silahlarıyla üzerimize çullanıyorlar ve adeta darbe yapıyorlar. Ana muhalefet lideri darbeyi siz yaptınız manasına da çekilebilir şekilde biliyordunuz diyor. Freelonya meclisinde yeni anayasa tartışılırken vekiller birbirini ısırıyor ve böylece ülkeye istikrar geliyor.

Ortada bir tiyatro dönüyor ve 300 dolayında dalkavuk da kenarda durup buna alkış tutuyor ve yalakalık yapıyor. Bunların her birinin bugün yere göğe sığdıramadıkları şeyler aleyhine bir ton laf etmişliği vardır. Ama bizi yormayın şimdi; bunların fişlerini de herhalde bir cemaat detaylı bir biçimde tutmuştur.

Anayasa değişikliği paketi, eskiden ‘bilgi kirliliği’ şimdilerde ‘post-gerçek’ dediğimiz, ama güzel Türkçemizle sadece ‘yalan’ dememiz gereken bir eksende görüşülüyor. 300 dalkavuk göstere göstere oy veriyorlar. Bunların millet vekili olduğunu söylemek çok zor. Çünkü oy verdikleri ve değiştirmek istedikleri kendi varlıklarına aykırı.
Bu yalan çağında başkanlık istikrar getirir, başkanlık olmazsa facia olur veya üzerimize döviz silahıyla geliyorlar gibi saçmalıklar sadece insan zekâsına hakaret. Bu yeniliklerle ABD ve Fransa ile demokrasimizi eşitleyeceğiz gibi iddialar ise komik bile değil.

Acı olan mecliste siyaset bilimi okumuş bir sürü zevat varken başkan partisinin tek ses halinde bu önerileri desteklemesi. Önerilerin bir kısmı, ya da çok az kısmı, kimsenin itiraz edeceği şeyler değil. Örneğin seçilme yaşının 18 olması. Gençlerin siyasete girmesi önemli, gerekli ve hakkaniyetli.

Vekil sayısının 600’e çıkarılması da kendi başına fena bir fikir değil. Sonuçta bir ülkenin nüfusu 60 milyondan 83 milyona çıkmışken 750 vekil de olabilir. Hatta Suriyelilerin de temsilini sağlamak için, ülkedeki mülteci nüfusuna oranlı 20-30 tane misafir vekil de seçilebilir. Göçmen uyumu açısından muazzam bir örnek adım atılmış olur.

Vekillik süresini artırmak da kabul edilebilir; zaten eskiden beş yıldı, dörde indirilmişti diyebilirsiniz.

Varolan anayasada gereksiz yere birlikte kullanılan olağanüstü hal ve sıkıyönetim gibi kelimelerin elenmesine de itiraz edilmez. Yargının bağımsızlığının yanına tarafsızlığın konulmasına da, gereksiz olmakla birlikte, çok itiraz edilmeyebilir.

Bu yazıdaki kişi ve kurumların gerçekle alakası yoktur, ısırın gibi öneriler ise metafor olarak kullanılmıştır; evde tek başınızayken denemeyiN

Ama bunun ötesindeki değişikliklerin demokrasiyle uzaktan yakından bir alakası olduğunu söyleyemeyiz. Önerilen meclis içinden seçilen başbakan ve bakanlar kurulunun yerine ‘cumhurbaşkanı’ adı verilen süper yetkilerle donatılmış bir kişiyi getirmek.

Benim naçiz kanaatim muhalefetin yukarıda bahsettiğim basit maddeleri mecliste kabul etmesi yönünde. Bu sayede referandumun asıl konuya, yani diktatörlük ile parlamenter demokrasi arasında bir tercih, odaklanmasını sağlamak olurdu.

Meclisteki dalkavuklara bakmaksızın, seçmenlerin diktatörlük mü demokrasi mi istediğini referandumda göreceğiz.

Referandumda bu değişiklikler geçmezse ne olacak sorusunun ise yanıtı henüz belli değil. İktidar partisinin ve yancı grubun bundan sonra tavrını değiştirip meclisi feshedeceğini beklemiyoruz. Sonuçta burası Japonya değil ki bakanlar birer birer harakiri yapsın.

Asıl tehlike hırslı ve kaprisli adamın o hal bu hal diyerek bu işi uzattıkça uzatması. Erken seçim ne zaman yapılırdan ziyade genel seçimler ertelenebilir mi sorusu daha önemli.

Çünkü var olan Freelonya anayasası, savaş halinde iken sultana zaten sınırsız yetkiler tanıyor. Freelonya’nın ordularının komşu ülkelere girmiş ve kısaca LEŞ denilen ‘dindar teröristlerle’ savaştığını dikkate alırsak her şey bir anda boyut değiştirebilir. Ey Freelonyalılar, siz parlamenter demokrasinize sahip çıkmazsanız, birileri döviz silahlarıyla gelir elinizden alır. Doları bozdurup berbere kavgaya gitmeyin, vekillerinize sahip çıkın, gerektiğinde kulağını çekin ve hatta ‘ısırın’.

Bu yazıdaki kişi ve kurumların gerçekle alakası yoktur, ısırın gibi öneriler ise metafor olarak kullanılmıştır; evde tek başınızayken denemeyin.

İyi haftalar ve bol şanslar.