Futbol düşünürü
ALİ MURAT HAMARAT ALİ MURAT HAMARAT

Senelerdir şampiyonluğa hasret Arsenal, yeni yıla lider girdi. Arsene Wenger 12 sezon ipi göğüsleyecek mi merak ediledursun, onu müjdeleyen futbol adamını anımsatmalı, 82. ölüm yıldönümünde futbolun abecesini değiştiren o hocayı anmalı...

1878’de İngiltere’de doğdu Herbert Chapman. Gençliğinde göçmen kuş misali birçok takımda top oynadıysa da, nâmı yürümedi Ada’da. Formasını giyeceği takımları iş olanaklarına göre değerlendiriyor, önce mühendis olarak kendisine iş bakıyordu. İşi beğenirse, oranın takımında koşturuyordu.

İyi bir mühendisti de, iyi bir futbolcu olamamıştı. Kardeşi Harry ise Sheffield Wednesday ile iki şampiyonluk, bir Federasyon Kupası kazanmıştı. Kimbilir 37 yaşında son nefesini vermese, belki de abisinden çok daha önemli bir futbol adamı olabilirdi.

Birinci Dünya Savaşı’nda bir mühimmat fabrikasının başındaydı, hemen ardında kömür madeni işletmişti futbol düşünürü. Kardeşinin takım arkadaşı Ambrose Langley tarafından Huddersfield Town’a getirilen Chapman, tarih yazmıştı. Federasyon Kupası’nı iki şampiyonluk kovalamıştı. O, 1925’te Arsenal’in yolunu tutuyor, talebeleri üst üste üçüncü kere ipi en önde göğüslüyordu.

Londra’ya adımını attığı günlerde ofsayt kuralı değişmişti. Golcüsü Charlie Buchan ile sohbetleri efsanevi WM taktiğini doğurmuştu.



Takıma bir bir eklenen parçalarla yapboz tamamlanıyordu. Arada 1927 yılının Federasyon Kupası finali Galler temsilcisi Cardiff’e kaybedilse de hasat mevsimi yakındı.

1930’da eski takımı Huddersfield Town’u Wembley’de bir zeplinin gölgesinde deviren Arsenal taçlanmıştı. Evet, yanlış duymadınız...

İlk yarının sonlarıydı. Tribündekiler gözlerine, kulaklarına inanamıyordu. Kapkaranlık bir gölge futbolun mabedinin üstünü kaplıyor, sağır eden bir gürültü canları sıkıyordu. Stadın üstünden helyum dolu dev bir kuş geçiyordu.

İngiltere semalarında uçan mühendislik harikası, Federasyon Kupası finaline de selam etmişti. Topçular, tarihindeki ilk kupasını o gün kazanmıştı; tam da Londra’ya Birinci Dünya Savaşı’nda bomba yağdıran zeplinlerin dost olduğu 26 Nisan 1930’da...

Dur durak bilmiyordu. Aynı yıl yabancı bir takımla karşılaşmak istiyordu. Aslında oyuncularının dünyada olup biteni anlamasını istiyordu. Maç için Paris’i seçmişti. Kim bilir İngiliz kulübünün Fransa aşkı da böyle başlamıştı. Bir ömür sonra takımın başına geçecek Wenger sadece Fransız değildi, aynı zamanda mühendisti...

Ertesi yıl kulüp tarihinin ilk şampiyonluğu gelmişti. Atılan 127 gol de cabasıydı. 1933’te o zamanki yuvaları Highbury’yi dolduranlar yine aynı filmi izlemişti. Lakin vites düşmüş, “sadece” 118 defa rakip ağlar havalanmıştı.

Her rüyanın bir sonu vardı. 6 Ocak 1934’te Azrail’e aniden boyun eğmişti. Doktorların yat diye emrettikleri, rüzgârlı ve aşırı yağışlı bir günde genç bir oyuncuyu izlemeye gitmişti. Soğuk algınlığı zatürreeye dönmüş, onu mezara sokmuştu.

Öğrencileri sezonun sonunda ipi yine en önde göğüslemiş, 1935’te de aynı başarı tekrarlanmıştı.

O bir teknik direktörden çok daha fazlasıydı; bir futbol düşünürüydü. Arsenal’in kırmızı formasının da fikir babasıydı, formaların arkasında yazan numaraların da... Hayatını verdiği oyunun daha çok seyredilebilmesi için gece maçlarının önemini savunmuştu. Gücün, futbolda oldukça önemli olduğuna inandığından, ciddi bir antrenman programı uygulamış, fizyoterapistlerle ilk o çalışmıştı. Federasyon Kupası finallerine takımların yan yana çıkmasını da o sağlamıştı.

Lafı hiç uzatmaya gerek yok; Arsenal’i Arsenal yapan odur! O olmasa, dünya futbolunun bugünkü devi en fazla asansör olurdu. Büstü anında dikilmişti anısına. Aynı büstün bir replikası da 2008’de Huddersfield Town’ın 100. yılı şerefine bu minik takıma hediye edildi. Söylemeye gerek yok, Huddersfield asırlık çınar olmanın onuruyla 6 Ağustos 2008’de sahaya çıktığında karşısında yine Arsenal vardı.
Chapman, büstü dikilen Arsenal’in iki mühendis teknik direktöründen ilki. Wenger’in müjdecisi, futbola kattıklarıyla bugün bile konuşulmaya devam ediyor. Meşin yuvarlağa olan aşkı yüzünden belki de erken göçen hoca, bu oyunun alfabesini yazanlardan biri, belki de ilki…