Futbolculuk zor meslektir
MÜSLÜM GÜLHAN MÜSLÜM GÜLHAN

“Brezilya futbol takımlarından Chapecoense kafilesinin de bulunduğu uçak Kolombiya’nın Medellin şehri yakınlarında düştü. Uçak, 72 yolcu ve 9 mürettebat taşıyordu. Kolombiya polisinin verdiği bilgiye göre, uçaktaki 76 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi ise kurtuldu. Kurtulanlar 3 futbolcu, 1 malzemeci ve 1 hostes.”

Yukarıdaki haber, hemen hemen tüm dünya basın kuruluşlarının paylaştığı bir acının detaylarını belirtiyor.

Ama aynı zamanda canları yanan yüzlerce insanın gizli bir haber bültenidir. Bu insanların ölmesinin yansıması, sevenlerinin acıya bürünmesinin tarifsiz ıstıraplarıdır.

Gerçek olan insanlar öldü… Tıpkı Adana’da karanlık bir zihniyetin mahzeninde ölen evlatlar gibi.

Bir toplumu veya bir topluluğu temsil eden ve onların sevinçleri için var gücünü ortaya koyarak mücadele eden insanların, o amaç uğrunda ölmesinin anlam yükü farklı oluyor.

Futbolculuk mesleği bu anlam içinde varlığını sürdürür. Sadece temsil gücünün olması değil, bu gücün içeriğinin duygusal yoğunluğu ve iki uç sevinç-üzüntü arasında, sürekli gidip gelmesi bakımından farklı tepkilere maruz kalıyor.

Başarı ve başarısızlığın etkisi, futbolcuya mesleki bir farklılık verir. Bu fark idol olma gibi büyük payenin yanında, varlığını zar zor sürdürmenin zorluğu da yaşanır.

Futbolculuk mesleği beden gücüne dayanan bir uygulama içeriğine sahip olsa da, evrensel bir kültürel dayanağı vardır. Onu evrensel kılan değer budur.

Her zaman iyi olmak zorundadır futbolcu. Maçlar onun uygulama alanıdır ve mesleğinin kalibresinin tahlil edildiği alandır. Bir istikrar çizgisi içinde oynamanın gereği için, iyi çalışmak zorundadır.

Bu çalışma sürecinin zaman mefhumu yoktur.

Bayramı, seyranı yoktur.

Hafta sonu yoktur, aile ile bir kahvaltı özlemi anlatılmaz derecede hasretlik içirir.

Hep kamplarda ve yollardadır.

Eşine, çocuğuna, annesine, babasına sarılmak ve sevmek için zaman sıkıntısı içinde kıvranır.

Hasretlik içinde yaşar.

Hele hele farklı şehirlere transfer olmuşsa.

Her ne kadar popüler kültürün kullanma aracı haline getirilse de, futbolculuk meslek olarak yaratılan popüler algıdan çok farklıdır.

Bu pazarlanan hayatlar ve kazanılan büyük paralar, futbolculuk mesleğinin yüzde onunu temsil eder-etmez. Gerçek olan yüzde doksanının hangi zor koşullarda mesleğini sürdürmeye çalıştığıdır.

Hayatı yollarda geçen futbolcuların, risk altındaki yaşamında başına gelebilecek en ufak kaza, yaşamını yeniden değerlendirmesine neden oluyor. Ya da yaşamın sonuna.

İşte bir dağın eteklerine düşen uçakta olan futbolcular, antrenörler ve çalışanlar… Adana, Samsun, İzmir yollarında bir hendeğe yuvarlanan, bir kamyonun altına giren ya da kamyonun çarptığı kafile otobüslerindeki insanlar…

Ölüm yanı başında… Yaşanacak o kadar güzel günler varken ve söylenecek o kadar güzel söz varken…

Diğer yandan, mesleğini uygulama alanlarında verdiği mücadelelerde de, içinde bulunduğu risk faktörü onun sakat kalmasına ve sistemin dışında kalmasına neden olabiliyor.

Kaç futbolcu sakatlanıp, mesleğinden uzaklaşarak yeni hayat kurmakta zorlanıp çaresizlik yaşadı?

Ve hiçbir sosyal güvenceye sahip olmayan, kaç futbolcu öğretilmiş çaresizlikler sayesinde, uğradığı haksızlık karşısında, olmaması gereken kendi kaderlerini yaşamak zorunda kaldı?

Bu sorular inanın bitmez.

Bütün bu süreçleri yaşayan biri olarak işin vahametini anlatmaya çalışıyorum.

Çünkü futbolcular, yöneticilerin ve menajerlerin sömürü mekanizması haline getirildiler. Hiçbir güvencesi olmayan, hatta özellikle güvencesiz bırakılan futbolcular, mesleki donanımları bakımından son derece yetersiz ve siyasi ilişkiler ile güç sahibi olan her dönemin insanları elinde yok ediliyor.

Futbolu çevrelemiş olan TFF ve Futbol Direktörlüğü, Kulüpler Birliği dahil, bu yetersiz zihniyetin yönettiği futbol, artık seyir zevki olan bir oyun olmaktan çıkartıldı, ne olduğu bilinmeyen anlamsız bir kurgu haline getirildi.

Ama yaratılan algı farklı.

Her sorunun karşılığına futbolcu oturtularak, kurban gösterildi.

Ne hukuk,

Ne sendika,

Ne yasalar bir güvence olarak var oldu ve koruyucu olarak mesleki onuru korumayı başardı.

Araçsallaştırılan futbol, bir rant haline dönüştürülerek, futbolcu bu mekanizmanın dişlisi haline getirildi. Tıpkı antrenörlerin büyük bir kısmı gibi…

Fakat kişisel çıkarları uğruna, bu sürecin parçası olmayı kabul eden futbolcu ve antrenörler de var!

Uçak kazası bütün bunların film şeridi gibi gözümün önünden geçmesine neden oldu. Üzüntünün derinliği aslında mahcubiyetin yansımasıdır. Ölen her futbolcu o kulüp taraftarının duygusal tepkisinin bilincidir.

Ve her futbolcu, kulübün sembolü olan armasının hikâyesinin bir parçasıdır.