Futbolu öldüren tezahüratlar…
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN
Çok zaman önce, “düşler tiyatrosu” Old Trafford Stadı’nda oynanan bir Manchester United–Liverpool maçında duymuştum; insanın içini acıtan, futboldan soğutan...

Çok zaman önce, “düşler tiyatrosu” Old Trafford Stadı’nda oynanan bir Manchester United–Liverpool maçında duymuştum; insanın içini acıtan, futboldan soğutan o tezahüratı. Kale arkasında yer alan Liverpool taraftarları, kollarını iki yana açmış, bir uçağın havada yalpalayışını andıran hareketlerle hep bir ağızdan söylüyorlardı:

 

who's that lying on the runway?

who's that lying in the snow?

Its Matt Busby and his boys

making all the fucking noise

cause they can't get the aeroplane to go!

 

(Pistte yatan da kim?

Karda yatan da kim?

Matt Busby ve çocukları

Kahrolası gürültüyü yapan da onlar

Çünkü uçaklarını hareket ettiremiyorlar!)

 

6 Şubat 1958 tarihinde, “Kırmızı Şeytanlar”ın 44 kişilik kafilesini taşıyan uçak Münih’in buzla kaplı Munich-Riem havaalanında kalkış yaparken üçüncü denemesinde piste çakılmış; 23 yolcunun hayatını kaybettiği kaza, tarihe “Münih faciası” olarak geçmişti. O korkunç kazada ölenler arasında United’ın 8 futbolcusu, 3 kulüp çalışanı ve 8 gazeteci de bulunuyordu. İşte o karakış günü yaşanan korkunç kazayı hatırlatıyordu Liverpool taraftarları ev sahibi tribünlere. Futbolun dilinden çok savaşın dilini hatırlatan, “düşmanın” moralini bozmak için söylenen o berbat tezahürat yankılanırken tribünlerde, ne yazık ki futbolun görmek istemediğim yüzünü görmüştüm.

 

Küçük bir çocuk babasına soruyordu o tezahüratın ne anlama geldiğini. “Neden kollarını yana açıyor o adamlar?“ diye soruyordu. Israrla soruyordu. Susmuştu babası; kim bilir belki ne söyleyeceğini bilememişti. İmdadına United’ın golü yetişti tesadüf. Old Trafford tribünleri golün heyecanıyla takımlarını selamlarken, susma sırası deplasman takımı taraftarlarına gelmişti...

 

Sonra, başka bir Liverpool–Manchester United maçında, bu kez Anfield Road tribününde yer alan deplasman takımı taraftarlarının tezahüratına şahit olmuştum. Münih kazasını anlatan tezahürat kadar iç acıtan:

 

"Who's that standing at Hillsborough

Who's that turning fucking blue

It's a Scouser and his mate, getting crushed on Hillsborough's gates

And they won't be singing Munich anymore"

 

(Kim o ayakta Hillsborough’da

Kim o giderek moraran

Liverpoollu ve arkadaşı, Hillsborough’nun kapılarında eziliyorlar

Ve bir daha Münih tezahüratını söyleyemeyecekler)

 

1989 senesinin Nisan ayında, Sheffıeld Wednesday’ın Hillsborough Stadı’nda Liverpool–Nottingham Forest arasında oynanan Federasyon Kupası maçında ezilerek ölen 96 Liverpool taraftarını hatırlatıyordu United taraftarları.

 

Savaşın diliyle konuşma sırası onlara gelmişti...

 

***

Bilir misiniz, İskoç takımı Dunfermline Athletic’in 3 Mart 1961 doğumlu savunma oyuncusu Norrie McCathie, 8 Ocak 1996 tarihinde, evindeki gaz kaçağı nedeniyle uykusunda vefat etti. Ölümünden sonra, Dunfermline Athletic’in maçlarında rakip takım taraftarlarınca söylenen o çirkin tezahürat yankılandı tribünlerde;

"Where's you're Norrie gone, he's left his heater on!" (Norrie’niz nereye gitti, ocağı açık bırakmış!)

***

Manchester United–Leeds United maçlarında, Manchester tribünlerinde söylenen, ölümü hatırlatan o kötü tezahürat:

“And Mustapha said, would you like a kebab? / Two Leeds fans said yes / Then they got stabbed" (Kebap ister misiniz dedi Mustafa, Evet dedi iki Leeds United taraftarı, sonra ikisi de bıçaklandı!)

İstanbul’da iki Leeds United taraftarının ölümü ile sonuçlanan o karanlık günden geriye kalan, zaman zaman Leeds United takımından pek hoşlanmayan diğer takım taraftarlarının ortak tezahüratı... Hele de o maç Millwall maçı ise... Bir Türk olarak beni en çok üzen futbol katili tezahürat...

***

Diğerlerine göre biraz daha kabul edilebilir gibi olsa da bir şehri kalbinden vuran, o futbol şehrinin yoksulluğunu, çaresizliğini, yoksulluğun getirdiği suç artışını hatırlatan tezahürata çok zaman önce bir West Ham United–Liverpool maçında şahit olmuştum. West Ham United’ın müthiş forveti İtalyan Di Canio’nun Ada futbolunda adını duyurduğu günlerdi. Şöyle bağırıyordu hep bir ağızdan West Ham taraftarları:

“We've got Di Canio, you've got our stereos!” (Bizde Di Canio var, sizin ise bizden çaldığınız steryo!)

***

Geçenlerde, Londra’nın White Hart Lane Stadı’nda Tottenham Hotspurs–West Ham United maçında futboldan soğutan bir tezahürat daha yankılandı tribünlerde. Deplasman takımı taraftarları, “Yahudiler”in takımı Tottenham Hotspurs’e, “Adolf Hitler sizin için gelecek! “ diye bağırıyorlardı. Hafta içinde Roma’da oynadıkları UEFA Avrupa Ligi maçında Tottenham taraftarları saldırıya uğramış; biri ağır yaralanmıştı. “Viva Lazio!” (Yaşa Lazio!) diye bağırıyordu West Ham United taraftarları.

Maçın bitiminde, maçı 3-1 kazanan ev sahibi Tottenham tribünlerinde “Can we play you every week?” (Her hafta sizinle oynayabilir miyiz?) tezahüratı yankılanırken, West Ham United taraftarları bıraktıkları yerden şöyle devam ediyorlardı:

“Can we stab you every week!” (Sizi her hafta bıçaklayabilir miyiz!)

Maçtan sonra İngiltere Futbol Federasyonu inceleme başlatırken, West Ham United o çirkin tezahüratlara karışan taraftarlarını, maçlarından ömür boyu men edeceğini duyuruyordu...

***

Görünen o ki; birbirlerini düşman gibi gören takım taraftarlarının maçlarında, futboldan soğutan, o güzelim oyunun ruhunu öldüren tezahüratlar haykırılmaya devam edecek. Kimi zaman bir uçak kazası, kimi zaman bir kupa maçında ezilerek hayata veda etmiş taraftarların görüntüleri, kimi zaman da beklenmedik bir kaza sonrası aramızdan ayrılmış rakip futbolcu malzeme olacak insanlık sınavından sınıfta kalmışlara…

İşte o maçlarda, kötülüğün tribünleri esir aldığı zamanlarda, ne sahada oynanan oyunun, ne de maçın sonucunun önemi kalmayacak…