Futbolun doğduğu şehrin sarı siyahı, Cambridge United FC
ZİYA ADNAN ZİYA ADNAN

Uzaklardan…

Cambridge… Başkent Londra’nın 80 kilometre kuzeyinde, Cambridgeshire bölgesinde Cam nehrinin kıyısına kurulmuş 123 bin nüfuslu ülkenin en görülesi şehirlerinden. Nüfusunun beşte birini (yaklaşık 25 bin) öğrencilerin oluşturduğu şehrin 1209 senesinde kurulmuş, adını şehrinden alan üniversitesi dünyanın en eski beş üniversitesinden biri, aynı zamanda dünyanın en iyi üniversiteleri sıralamasında 4. sırada. Ülke tarihinde başbakanlık yapmış 14 siyasetçinin o görkemli üniversitenin mezunu olması kayda değer. Futbola gelince, tarihte ilk resmi futbol maçı, 1848 senesinde şehrin merkezinde yer alan “Parker’s Piece” parkında oynanmış, 1863 senesinde Futbol Federasyonunun kurulduğu zamana kadar oyunun kuralları da “Cambridge kuralları” olarak bilinirmiş…

İşte o ilim, irfan yuvası şehrin sarı siyahlı takımı Cambridge United F.C, nam-I diğer “United”. 1912 senesinde “Abbey United” adıyla kurulup, 1951 senesinde günümüzdeki adlarını almışlar. 1970-2005 seneleri arasında profesyonel liglerde mücadele ettikten sonra, 2005 senesinde Ada futbolunda “Conference” olarak bilinen amatör kümeye düşmüşler. Dokuz sene almış geri dönmeleri, 2014 senesinde geri döndüklerinde şehri sarı siyahla donatmış sevdalıları. Bu vesileyle artık hiç dönmeyecek olmasalar da ilk takımım sarı siyah PTT’ye de selam olsun, unutulmasınlar. United’a dönersek, 1978-1984 arasında ve sonrasında 90’lı senelerin başında 2. Lig’de mücadele etmişler. Kulüp tarihinin en başarılı derecesi 1991-1992 sezonunda. O sezon 2. Lig’i 5. sırada bitirip Premier Lig’e yükselmek için play-off oynamışlar ama başaramamışlar. Federasyon Kupasında iki kez çeyrek final oynayan takım şimdilerde 24 takımlı League Two’da (4. Lig), bu yazının yazıldığı saatlerde 12. sırada…

Maçlarını oynadıkları 8.127 kapasiteli Abbey Stadı 1932 senesinden beri takıma ev sahipliği yapıyor. 2015-2016 sezonunda evlerinde oynadıkları 23 lig maçını 121.021 taraftar izlemiş, maç başına ortalamaları 5.262... Uzaklarda, adının başına “Süper” eklenmiş ligimizde Anadolu takımlarının o ortalamayı yakalayamamış olmaları marka değeri yaratmaktan ne kadar uzak olduğumuzu gösteriyor görmesini bilenlere…

Efsane teknik direktörleri John Beck (1990-1992) maçlarda saha içi taktikleri kadar, maçtan önce futbolcularını buzlu suyla ıslatma, sahanın çimenlerini mümkün olduğu kadar uzun tutarak iyi pas yapan takımları durdurma, rakip takım kulübesini sahadan biraz daha uzak tutma ve hatta rakip takımın çayına kahvesine fazladan şeker atma gibi kendine özgü taktiklerle bilinirmiş. Böylesine sportmen futbol adamı! Yabana atılmasın, onun döneminde takımda forma giymiş Dion Dublin, Steve Claridge, Liam Daish ve Alan Kimble ilerleyen zamanlarda Premier Lig’de adlarını duyurmuştu. 2015 senesinden beri takımın teknik direktörlüğünü yapan Shaun Derry 39 yaşında. 1995 senesinde Notts County’de başlayan futbol kariyerinde on takımın formasını giydi. Crystal Palace’ın formasını giydiği 2003-2004 sezonunda, Championship’in en istikrarlı orta saha oyuncularından biriydi. Güney Londra takımı o sezon play-off maçları sonunda Premier Lig’e terfi ederken onun da bu başarıda katkısı büyüktü…

2016-2017 sezonunda 27 kişilik takımın yaş ortalaması 24,7 ve takımın toplam değeri 2,6 milyon Sterlin. Takımın en değerlisi 1985 doğumlu forveti Barry Corr’un transfer piyasındaki değeri 235 bin Sterlin civarında. 2002 senesinde Leeds United’da başlayan kariyerinde, üç sezon ilk 11 için beklemiş ve 2005 senesinde Sheffield Wednesday’e transfer olmuş. Takımın en göze batanı 24 yaşındaki orta saha oyuncusu Luke Berry, bu sezon 17 golü var 8 numaranın...

Milli maçlar nedeniyle verilen aradan yararlanıp ziyaret ettiğimiz Abbey Stadında Cambridge United FC’nin konuğu ligin zirvesini zorlayan 4. sıradaki Stevenage, 84 bin nüfuslu küçük kasabanın kırmızı beyazlı takımı. 1976 senesinde kurulmuşlar, 1994 senesinde amatör kümelerin en üst ligine, “Conference”a yükselmişler. İlk sezonlarını şampiyon olarak bitirmişler ama statlarının yetersizliği nedeniyle Federasyon profesyonel lig vizesini vermemiş. Profesyonel statüsünü kazanmak için 2009-2010 sezonuna kadar beklemek zorunda kalmışlar…

Londra’da gerçekleşen terör eyleminde hayatını kaybedenler için bir dakikalık saygı duruşu ile sonrası başlıyor zorlu maç. Cambridge United 4-4-2 dizilişinde uzun toplarla gol arıyor. Alt liglerin klasik görüntüsü, topçuların alan ve zaman yaratmakta zorlanması. İki takımın da bolca top kaybı yaptığı ilk yarıda iki takım da gol yollarında kısır. Ev sahibinin topa yüzde 41 sahip olduğu ilk 45 dakikada sahanın en iyisi takımın dinamosu Berry, 24. dakikada topa vurmakta geç kalmasa golü bulması işten değil. United’ın beş kez rakip kaleyi uzaklardan yokladığı ilk yarı golsüz kapanıyor…

İkinci yarıda iki takımın da umudu duran toplarda. 72’de Stevenage forveti Godden maçın en uygun pozisyonunda ceza sahası içinden kaleyi bulamıyor. Son 15 dakikada top iki kalede mekik dokurken iki takım da son vuruşlarda etkisiz, kaleyi bulan toplam şut sayısı 5... Velhasıl 5.520 taraftarın izlediği maç golsüz kapanırken, uzaklarda adının başına “Süper” eklenmiş ligimizde Anadolu takımlarının çoğunun bu kadar taraftarı tribünlerine çekmeyi başaramaması ülke futbolunun özeti. Tam da bu yüzden marka değeri masalını bir tarafa bırakın derim, zira ülke futbolunun en büyük sorunu ilgisizliktir kanımca…