Galatasaray bu ülkenin ruh ikizidir
MÜSLÜM GÜLHAN MÜSLÜM GÜLHAN

Şu Avrupa takımlarına bayılıyorum?
Bizim futbolu filtreledikleri için…
Sanırım maçı seyrederken toplumun çok büyük kesimi “kaybedecek hiçbir şeyi yok” ruh halindeydi.
Zaten her şeyi kaybetmiş durumdayız…
Oynanan futbol, kenardaki hocanın yapısı, kaybetmek için oluşmuş tamamen yöresel figür içermekte…
O dört yıldızın Avrupa’da kasabanın şerifi bile olamayacak kadar öneminin olmadığı da açık seçik filtrelenmiş oldu bu maçta.
O yıldızların ancak sınırlar içerisinde birbirimize karşı zıplayacak kadar değeri olur.
Yani, dört yıldızlı yalan hali vardı ortada…
Telefondaki kutsal abi bile artık telefona çıkmıyordur. Aslında bu onun eseriydi…
Ama, o hiç olmazsa “kaos” çıkartıp oradan beslenerek olayı örtbas etmesini biliyordu!
Abisi tarafından atanan çırak bunu beceremiyor…
Kulübün ruhunu ve kendilerini siyasetin emrine sunan anlayış, artık yapabilecek hiçbir şeye sahip olamazdı.
Kurulan seçim hükümeti gibi kadronun Atletico karşısında zerre şansı olamazdı.
Beş bilinmeyenli denklem olan kadroda kim nerede oynuyor diye çözene kadar maç bitti.
Tek dertleri; bir kör kurşun gibi hasbelkader gol bulup en azından “mış” gibi yapabilmeyi istediler ama nafile.
Avrupa takımlarına karşı bu tutmaz.
Tüm sistemleri başkaları tarafından ele geçirilmiş bir toplumun “esir” olma hali ve “esir” alınma hali Galatasaray’ın üstünde çok belirgin olarak sahaya yansıyordu.
“Esir” alınmış takım ancak bu kadar saçmalayabilirdi ve saçmaladı da…
Çıkış noktasının futbolun kendi dinamikleri ve doğrularından başka bir şeyin olmadığını anlamak sanırım çok zor gözüküyor.
Siyasi gücün yansımasını arkasına alan Abi’nin atayacağı bir antrenör, Galatasaray’a ancak Abi kadar yardımcı olur.
Doğru dürüst antrenman yaptıramayan biri, nasıl taktiksel bütünlüğü ve bunu uygulayacak disiplini sağlayabilir?
Futbolcu karşısındaki saygınlık; ancak yaptırılan antrenmanın kalitesi ve verilen taktiklerin başarıyı sağlamasıyla kazanılır.
Tüm yönetimlerin “Tek Adam” zihniyetiyle hareket ederek, gücü ellerinde tutmaya çalışmaları; hem siyasi erkle pazarlık gücünü kazanmasını, hem de kulübün kolaylıkla siyasi erkin emrine girmesine neden olan bir stratejidir.
Bu yapı maalesef futbolun canına ot tıkamakla kalmayıp, başka bir oyun (….) anlayışını ortaya çıkartmaktadır.
Esaret, ancak farklılıkları ortaya çıkaracak koşullar oluştuğu zaman kendini belli eder. Koşulların aynı olduğu yapı seni kendini iyi hissetmeni sağlayacak yalan aygıtlarına sahip olmasından dolayı esaretini anlamsız kılabilmektedir.
Dün saha dışı güçlerin emrindeki bir sistemin esiri olan Galatasaray’ı seyrederken; koltuk başında nasıl esir alındığımızın farkına varmak çok acı bir şeydi.
…Ve ne galibiyet, ne de mağlubiyete karşı hiçbir şey hissedememe çok daha acı bir şey.
Hiçbiri benim takımım değil.
Hepsi bizim esaretimizi araçsallaştıran kurumlardır.
Ve bu kadar harcanan para?
Ve takımlar;
Bizim için değerli olan her şeyimizin içinde kaybedildiği kara bir deliğe dönüştü.