Galip Usta ve İşsizlik Fonu
SERKAN ÖNGEL SERKAN ÖNGEL

Galip Usta, Nazım Hikmet’in Memleketimden İnsan Manzaraları adlı eserinin ilk kahramanıdır. Tuhaf şeyler düşünmekle meşguldür. En çok işsizliği düşünür. Ömrü zaman zaman işsiz kalarak, zaman zaman da işsiz kalırsam diye düşünerek geçmiştir. Galip Usta’nın yaşı 52’dir ve işsizdir. Yıl 1941’dir. Savaş yıllarıdır.

Bugün garın merdivenlerinde, denize karşı oturan birini bulma şansımız kalmadı ama kalabalık caddelerde bir kenara oturmuş, kahvehaneleri doldurmuş “tuhaf şeyler düşünen” çok sayıda Galip Usta görmek mümkündür. Galip Usta işsizdir işsiz olmasına da acaba devlet onu işsiz saymakta mıdır? Mesela ben gidip bir Galip Usta’ya sordum:

“Yahu Galip Usta, sen son bir hafta içinde 1 saatliğine bile olsun herhangi bir işte çalışmadın mı?”

“Çalıştım yeğenim. Bizim bir akraba var. ‘Bir gün gel, 1-2 saat için benim dükkâna bak’ dedi. Gittim. En azından karnımı doyurdum.”

“İyi de usta sen işsiz değilsin.”

“Nasıl değilim, işim var da ben mi bilmiyorum?”

“Ama devlet seni işsiz saymıyor.”

“Hadi yürü yeğen!”

Galip Usta bana kızdı, ama devlet gerçekten Galip Usta’yı işsiz saymıyor. Referans haftasında en az bir saat bir iktisadi faaliyette bulunan kişi işbaşında kabul ediliyor.

Herhangi bir işte son bir hafta içinde bir saat bile çalışmamış bir Galip Usta buldum bu sefer. Yine sordum:

“Yahu Galip Usta, hiç iş aramıyor musun?”

“Aramaz olur muyum yeğenim? Arıyorum da iş veren mi var?”

“En son ne zaman iş başvurusunda bulundun?”

“İŞKUR’a 1,5 ay oldu başvuralı. Bekliyorum. Bir iki eşe dosta da haber saldım o esnada. Bekle haber veririz dediler. Kısmet artık.”

“İyi de usta, sen işsiz değilsin.”

“Nasıl değilim, işim var da ben mi bilmiyorum?”

“Ama devlet seni işsiz saymıyor.”

“Hadi yürü yeğen!”

Bu Galip Usta da kızdı bana, ama devlet gerçekten bu Galip Usta’yı da işsiz saymıyor.

TÜİK’e göre işsiz sayılmak için “iş aramak için son dört hafta içinde iş arama kanallarından en az birini kullanmış ve 2 hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda” olmak lazım. Galip Usta devlete göre ne istihdamda, ne işsiz.

“Galip Usta, işsizlik maaşı alıyor musun? Biliyorsun İşsizlik Sigortası Kanunu 1999 yılında yasalaştı. Fonda biriken paranın haddi hesabı yok.”

“Almıyorum.”

“İŞKUR’a müracaat ettin mi?”

“Ettim yeğenim, ancak son 3 yılda ödenen primim 500 gün. 600 gün ödeme yapmış olmam lazımmış. Bizim işler sürekli değil ki, bir var bir yok. Bu primim bile nasıl ödenmiş bilmiyorum. Ancak zaten 600 gün primim yatsa da olmuyormuş benim iş.”

“Neden Galip Usta?”

“Son 120 günde primimin kesintisiz yatması lazımmış. Ben en fazla üç aylık işler bulabiliyorum. Fazlası olsa bile girdi çıktı yapanı mı ararsın, kayıtdışı çalıştıranı mı? İŞKUR’un kapısına gittim. İki kişiden biri çaresiz evine döndü. İşsizler arasında bile ayrım var.”

İşsizlik Fonu Galip Usta’ya yaramıyor ama; prim gelirleri, işverenlere teşvik, bankalara ucuz kaynak, işverenlere, belediyelere ücretsiz işçi temini için, mesleki eğitim adı altında yürütülen faaliyetler için kullanılıyor.

Fon gelirleri yüksek enflasyon ortamında, bilinçli yatırım kararları ile hızla eritiliyor. Ocak-Ekim 2018 döneminde fonun getirisi yüzde 8, yurt içi ÜFE yüzde 40. 2016-2017 yıllarındaki kayıplar bir yana sadece 2018 yılında fonun reel kaybı yüzde 23.

İşverene yılın 10 ayında yapılan teşvik ve destek miktarı işsize ödenenin yaklaşık 2 katı.

Sonuç olarak Galip Usta işsizim dese de çare yok. Çünkü kimin işsiz sayılacağına, kimin işsizlik ödeneğine hak kazanacağına karar verenler öyle düşünmüyor. Siyaset işverenlerin önünü açmaya deniyor.

İşsizlik Fonu ile ilgili önemli bir rapor: http://www.birlesikmetalis.org/index.php/tr/guncel/basin-aciklamasi/880-dokuz-baslikta-issizlik-sigortasi-fonu-nasil-talan-edildi