alpertasbeyoglu

Gazeteciler Meclisi: Tam zamanı şimdi

Ekonomik kriz yeniden çalışanların kabusu oluverdi. Patronlar açısından henüz tablo tam olarak netleşmedi ama çalışanlar makus talihlerine geri döndü.

Çalışanlar için ekonomik kriz öncelikle sosyal hakların budanması, maaşlarda indirim ve nihayet işsizlik anlamına geliyor. Patronlar yıl sonunda hedefledikleri kar oranını tutturmak için önceliği çalışanlara veriyor. Sonunda krizin faturasını hep emekçiler ödüyor.

Gazetecilik mesleğinde de bu kural değişmiyor. 2001 ekonomik krizinde finans sektöründen sonra en büyük darbeyi yiyenler meslektaşlarımızdı. BRT, CTV, Meydan gibi bugün adını bile unuttuğumuz yayınlar o dönemde yayın hayatına son verdi. Sektördeki işsizlik oranı yüzde 25’e çıktı. Bankacı-Medyacı-Ticaret/Sanayici üçlemesinin bedelini çalışanlar ödedi. Bankasını yitiren patronlar medya yatırımlarını da boşlayınca ortaya devasa bir işsiz ordusu çıktı.

Gazeteciler Meclisi Girişi’nin ikinci dönemi işte bu işsizlik günlerine tekabül eder. Gazeteciler Meclisi sendikasızlaşmanın ve örgütlenmenin son derece güç olduğu medya sektöründe alternatif ve liberter bir örgütlenme biçimiydi. Lideri yoktu. Seçimle gelen “Kolaylaştırıcılar Kurulu” tarafından üç ay süreyle yürütme gerçekleştirilir, sonra yeniden seçim yapılırdı. Seçilenler çalışmazlarsa “geri çağırma” müessesesi devreye girer ve yenisi atanırdı. Her medya kuruluşunda “İş Yeri Meclisi” vardı. O mecliste alınan kararlarla iş yerlerinde hem örgütlenme hem de faaliyet sürdürülürdü.

Refleksif bir hareketti. Nerede bir haksızlık varsa orada doğar, müdahale eder ve önderlik ederdi. Her görüşten, eğilimden meslektaşları içinde barındırırdı. İslamcısı da vardı solcusu da, liberali de vardı sağcısı da…

Gazeteciler Meclisi Girişimi meslek tarihinin belki de en hızlı gelişen ve etki alanı yaratan örgütlenmesi oldu. Kısa sürede 600-700 kişilik toplantılar yapmaya başladı. Kararlar son derece demokratik bir biçimde tartışılarak alınıyor, gazeteciler adeta adı konulmamış bir sendikal hareketi geliştiriyordu.

Bu dönemde yapılan Babiali Şenliği ile bütün meslek örgütlerinin katılımı sağlandı. Meclis kendisini varolan meslek örgütlerinin alternatifi olarak görmüyor, tersine bu örgütlerin güçlendirilmesi ve katılımın geliştirilmesi için bir araç olduğunu savunuyordu. Ancak patronlar ücretlere çok düşük zam yaptığında karşılarında İş Yeri Meclislerini buldular. Gerçekleştirilen yemek boykotları ve pasif direnişle maaşlara yüzde 3 zam daha yapmak zorunda kaldılar. Yani Meclis gerektiğinde inisiyatif alıyor ve uyguluyordu.

1997’de başlayan ve 1999 yıl başına kadar Babıali’de herkesi kucaklayan bir şemsiye işlevi gören Gazeteciler meclisi Girişimi sonraki aylarda iç çekişmeler ve patronların bu hareketi sendikal bir tehlike olarak görmesiyle sönümlendi.

2001 yılında ise ekonomik krizle yeniden hortladı. Yeniden aynı canlılıkla gazeteci çıkaran banka hortumcusu patronlara karşı ciddi eylemler gerçekleştirdi. 28 Şubat sürecinin mesleğimiz üzerinde oynadığı oyunlar teşhir edildi.

Bugün “o hayalete” yeniden ihtiyaç duyduğumuz ve belki de daha da duyacağımız günlerden geçiyoruz. Yeniden bir araya gelmek ve yeniden keyfi uygulamalara, sendikasızlaştırma çabalarına ve işsizliğe karşı topyekün bir tavır almak zorundayız.

Gazeteciler Meclisi’nin bir sloganı vardı:

Çağrı metinleri –sonraları çokça taklit edilecek olan- “sen yoksan bir eksiğiz” diye biterdi.

Bugün hepimiz tekiz ve hepimiz çoook ama çok eksiğiz.

BİZİ TAKİP EDİN

359,880BeğenilerBeğen
55,851TakipçiTakip Et
1,086,590TakipçiTakip Et
7,812AbonelerAbone

BİRGÜN ÖZEL