“Gazetecileri gözaltına alın”/“Mahkeme kararlarını çöpe atın”
İBRAHİM Ö. KABOĞLU İBRAHİM Ö. KABOĞLU

İlk talimat, Urfa valisine ait. “IŞİD’liler tehdit oluşturuyor mu?” sorusu nedeniyle. İkincisi ise, Artvin Valisine. Cerattepe’de maden işletmesine “dur” diyen mahkeme kararlarını gündeme getiren sivil toplum temsilcilerine, “o mahkeme kararlarını çöpe atın” diyor.

IŞİD sorusu nedeniyle gazeteciler için gözaltı talimatı verme cüretini gösteren Vali, IŞİD’in Anadolu topraklarındaki en büyük ve en canice katliamını önleyemiyor.

Urfa-Artvin hattındaki asimetrik ilişkiler, Ankara’da kotarılan çelişkili ve yanlış politikaların ürünü.

ANKARA - ARTVİN - URFA ÜÇGENİ

Şu üç hatırlatma fikir verici:

-MİT TIR’ları, gıda mı, silâh mı? Önce, “Türkmenlere yardım” dendi; silâhlar günışığına çıkınca,“… Türkmenlerine askeri malzeme” dendi. Bu çelişki, “yoksa bu da mı yalan?” sorusunu meşru kılmıyor mu?

-Saray, hangi makam için? İlk resmi açıklama, Başbakanlık için olduğu yönünde; Cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçlanınca, CB için dendi. “Ak/kaç-ak saray” tartışması, tahsis amacını gölgede bıraktı. Bu tartışmayı aşmak için ise, cami eşliğinde “külliye” adıyla ramazan ayında kutsanmaya çalışıldı. Dünyevȋ nitelikte başlıca gerekçe: Devletin büyüklük simgesi! Bu haklılaştırma çabasına göre Osmanlı, mütevazı Topkapı Sarayı ile hiç bir zaman büyük devlet olamadı.

-Terör çelişkisi: Çevre ve doğayı savunanlardan “terörist yaratılma”ya çalışıldı. Ne var ki, din adına “terör devleti” kuranlara terörist muamelesi edilmedi. Bu çelişki şöyle de okunabilir: Yeryüzü yeşilini koruyanlara devlet terörü uygulandı; tam tersine, mutasavver yeşil adına “terör devleti” kuranlara, terörist muamelesi yapılamadı..

“Ankara-Artvin ve Urfa üçgeni” ekseninde değinilen üç çelişki, yürütme organı anlamında AKP hükümetlerinin dışa dönük, halka ve ülkeye yönelik politika ve uygulamalarındaki çelişkiler yumağından bir demet sadece.

DIŞ İLİŞKİLER İÇİN KOALİSYON ZORUNLU

AKP hükümetlerinin Güney komşularımızla ve özellikle Müslüman Arap devletlerle, “din ve mezhep” temeline dayanan çelişkili ilişkileri, ülke ve toplumumuza ağır bedeller ödetmeye başladı...

Karşılıklı çıkar esasına dayanan iyi komşuluk ilişkileri için “mezhep ve tarikat” yerine “dünyevi” bakış açısına yeniden dönüş, ancak koalisyon hükümeti sağlanabilir. AKP’nin söylem ve eylem çelişkisini azaltıcı adımlar, Türkiye ve Ortadoğu halkları için bir umut ışığı yakabilir.

KATLİAMLARI DURDURMAK İÇİN...

Urfa Valisinin çifte standardı, ülke genelinde yönetici konumda olanların halka karşı tavır ve uygulamaları üzerine fikir veriyor. Anayasal görev ve yetkiler yerine, siyasal iktidar (ve İslâm) yanlılığı veya karşıtlığı belirleyici oluyor genellikle. Yandaş ve karşıt ayrımı, uygulamaya “hukuk yerine keyfilik” şeklinde yansıyor.

Hal böyle olunca, 32 gencecik bedenin yok edilişi bile, “görev+yetki ve sorumluluk” halkasını harekete geçirmesi bir yana, “ulusal yas” için yeterli görülmeyebiliyor.

Evet, can güvenliği için koalisyon gerekli: Yöneticilerin, parti ve mezhebin değil, halkın güvenlik içinde yaşama hakkının bekçisi olduklarını, MİT’in öncelikli görevinin yurttaşların can güvenliğine ilişkin istihbarȋ bilgi temini olduğunu anlaması için.

ÜLKEYİ KURTARMAK İÇİN...

Artvin Valisi, “flora-fauna ve insan” için yaşamsal olan Cerattepe ormanı yerine, holding çıkarını savunarak, konuyla ilgili Anayasal hükümler bütününü askıya alabiliyor.

Cerattepe, ülke bütününün giderek nasıl tahrip edildiğinin güncel bir yansıması.

Kısacası, Türkiye ülkesini katleden bu Anayasa, hukuk ve akıl dışı uygulamaları frenlemek için de koalisyon (güçbirliği) yönetimi demek gerekiyor.

VE ASIL GÜÇ BİRLİĞİ İÇİN...

Cerattepe’de saha incelemesi sırasında geliyor Suruç katliamı haberi. Büyüleyici doğal ortamın “flora-fauna ve insan yaşamı”nı zehirleyici bir ortama dönüşmemesi için verilen mücadele ile farklı coğrafyalarda onurlu bir yaşam ereğinde gençlerin seferber olması arasında ortak amaç ve hedef açık...

Bu nedenle, yönetimde koalisyon, esasen halkın güç birliği ile anlamlı olabilir. Ülke ve insanın uyumlu birlikteliği için toplumsal ve verili siyasal güçler ötesi işbirliği temel alınmalı.

Yeşil Artvin Derneği öncülüğünde yürütülen ve partiler ötesi bir nitelik taşıyan Cerattepe direnişi, Türkiye toplumu için örnek oluşturabilir. Unutmamak gerekir: Türkiye ülkesi ile Türkiye toplumu, ortak iradelerin birleştirilmesiyle korunabilir.

Devletin ülke katliamına araç olmaması ve toplum üyelerini katleden oluşumlara seyirci kalmaması için, Türkiye genelinde sivil girişim ağı, güncel olduğu kadar yaşamsal.