Gazeteciliğe yeni soluk: 5n1kayyum
ÜMİT ALAN ÜMİT ALAN

Bu hafta Köşe Vuruşu’nda sizlere yepyeni bir gazetecilik formundan söz etmek isterim. Gazeteciliğin geleceği bu formülde: 5n1kayyum. Şimdi gazeteciliğe dair eskiden bildiğiniz her şeyi unutun. Bu benzersiz formülü hep beraber inceleyelim:

1.N: No problem
İlk N’miz No Problem’in N’si. 5n1kayyum gazeteciliği dünya üzerindeki en problemsiz gazetecilik türü. Bakın eskiden gazeteler belli oranda tiraj almak için yırtınırdı. Sansasyon deyin, yeni dosyalar deyin, promosyon deyin hepsi tiraj içindi. 5n1kayyum gazeteciliğinde bunların hiçbiri problem değil. Bir gazete bir haftada on binlerce tiraj kaybedebilir. Bu da kendi içinde bir başarıdır. Sonuçta kayyum gazetenin daha iyi yönetilmesi için vardır ve tiraj her şey değildir. 5n1kayyum varsa, maaş garantisi var ama tiraj derdi yok. Herkesin hayali bu değil mi?

2.N: Nemalanmak
Bu gazetecilik formunda gazete çıkarmanın birincil amacı, birilerinin nemalanıyor olmasıdır. Kimin nemalandığının önemi yok. Yani gazeteciymiş, değilmiş, bu işi yönetme ehliyeti varmış, yokmuş dert değil. 5n1kayyum gazeteciliğinde önemli olan gazetenin toplumun seçilmiş bireylerine böyle faydalar sunuyor olması.

3.N: Nağme yapma.
Biliyorsunuz, nağme yapmanın sözlük anlamı “bildiği bir şeyi bilmez görünmek” şeklinde. Bakın bu da bir sanattır. 5n1Kayyum gazeteciliği nağme yapmanın sanatının inceliklerini çok iyi bilir. Gazetecilik yapmayı herkes bilir. Önemli olan bilmez görünmek, nağme yapmaktır.

4.N: Normalleştirme
5n1Kayyum gazeteciliğinin 5 temel amacından biri “normalleştirme.” İyi de “normal ne?” derseniz cevabı çok basit: Varolan iktidarın devamı. O yüzden bu formülde haber yazımının kurallarından biri her türlü derdi normalleştirmek olmalı. Türkiye normalleşiyor azizim. Hani Bülent Ortaçgil’in meşhur “Normal” şarkısı var ya, o minval düşünelim: Peki dedim Türkiye? Dedi ki normal!

5.N: Nalıncı keseri
5n1kayyum gazeteciliğinin son N’si de Nalıncı Keseri’nin N’si. Çünkü bu tarz gazetecilik gündemdeki tüm gelişmeleri Nalıncı Keseri gibi savunulan davaya yontmayı gerektirir. Örneğin; dolar mı düştü? İşte bu başarılı ekonomi politikalarının ve istikrarın sonucu. Dolar mı çıktı? İşte bu ülkemiz üzerine oynanan oyunların ve ekonomik darbe girişiminin bir göstergesi. Seçimle deviremeyenler, dolarla devirecek . Beri durun kardeşler.

***

Küçük bir manipülasyon hikâyesi
Cumhuriyet gazetesinden Murat Sabuncu Açık Toplum Vakfı Kurucusu George Soros’a soruyor: Sizin adınız Gezi Direnişi sırasında eylemcileri destekleyenler arasında anılmıştı. Neydi o günkü durum? Soros’un yanıtı kısa oluyor: Vakfın yaptığı aktif olarak protestocuları desteklemek veya tahrik etmek değildi. Ama Vakıf bu olayların mağdurlarına hukuki ve tıbbi destek sağladı. İşte buncacık diyalog, havuz medyasına “Soros Gezi’de parmağı olduğunu itiraf etti” şeklinde yansıyor. Soros “Malumu ilam etti” diyen mi istersiniz? “Baş aktörü olduğunu itiraf etti” diyen mi? Havuzda her gün karşılaştığımız türden basit bir manipülasyon hikâyesi. Hani insan yazmaya bile gerek duymuyor artık ama kayıt düşmek şart.

Etyen Mahçupyan ile an’e’liz sanatı
Yıllar önce Ekşi Sözlük’te “Fenerbahçe kırmak üzereyken tanımlanan rekorlar” diye bir başlık açılmıştı. Başlığı açan “rrr” nickli yazar, “İşbu rekorların ortak özellikleri o güne kadar esamesi okunmayan bir rekor kategorisi olması, ve Fenerbahçe’nin rekoru kırmasına 1-2 maç kala sanki yıllardır kırılmaya çalışılan bir rekormuş gibi lanse edilmesidir” diye tanımlamıştı. Ekşi Sözlük’ten örneklerine bakabilirsiniz. İşte Mahçupyan’ın an’e’lizciliğini tam buna benzetiyorum. AKP bir şey yaptıktan sonra onu teori halini getirme görevi onda. Kendisine hangi başlığı verirseniz verin, sanki bilimsel bir gerçekmiş gibi AKP lehine teori haline getirebiliyor. Kıyak iş.