Gazeteciliği bırakmanın dört kolay yolu
ÜMİT ALAN ÜMİT ALAN

Gece hayatım bitti / kadehi yere attım / beni kutlamalısın / sigarayı bıraktım.” Ferdi Tayfur; sigara, içki ve tüm bunları yeniden üretmekten sorumlu “gece hayatından” kurtuluşunu bu kamu spotu tadında şarkıyla müjdeler. Şarkının, hayatında sigara içmemişlere sigara yaktıracak tatta, sürekli sigara içilen bir klibi vardır ama olsun. Şarkının niyeti temizdir. Gece hayatı bırakılmış, içki kadehi parçalanmış ve sigara bırakılmıştır. Yorumcumuz bu hayati kombo karşılığında “kutlanmayı” beklemektedir. Geçen pazartesi gelen bir kutlama haberi de ben de aynı etkiyi uyandırdı. Gazeteciliğe yaptığı başlangıcı ve katkıları nasıl olduysa ıskaladığım bir “gazeteci”, “gazeteciliği bıraktığını” açıklıyordu. “Şimdi gazetecilik düşünsün” dedirtecek bu eylem, bir de “gazeteciliği bırakma kutlaması” diye bir fotoğrafla sunuluyordu. O “gazeteciyi” kutluyor ve bu haftaki Köşe Vuruşu’nda geride kalanlar için bir gazeteciliği bırakma reçetesi sunmak istiyorum.

Hipnoz yöntemi

Sigarayı bırakmakta çok sık kullanılan hipnoz yöntemi, bilinçaltına yerleşmiş güçlü bağımlılığı hipnoz yoluyla yok etme üzerine kurulu. Bence bu yöntem gazeteciliği bırakmak için de kullanılabilir. Öyle hipnozculara filan para vermenize de gerek yok. Sabah akşam “iktidar medyası” izleyerek hipnoz olmak mümkün. İlk günler “bu muymuş gazetecilik, olmaz olsun böyle gazetecilik” diye öfkelenecek ama daha sonraki günlerde yavaş yavaş uyuşarak, “aslında gazeteciliğe hiç gerek yok, her şey çok güzel, büyüklerimiz konuşsun bunlar aynen yazılsın” duygusuna gireceksiniz. Dolayısıyla otomatikman gazeteciliği bırakacak ve hafifleyeceksiniz.

Yavaş yavaş azaltmak

Nasıl sigarayı birden bırakmak mümkün değilse, gazeteciliği de birden bırakmak mümkün olmayabilir. O nedenle gazeteciliği de yavaş yavaş bırakmakta fayda var. İlkin gerçeklere ilişkinizi asgariye indirmekte fayda var. Bu süreçte gerçekleri bilmenin ve başkalarına iletmenin pek mutluluk getirmediğini şaşırtıcı bir şekilde fark edebilirsiniz. Fark etmediyseniz de yılmayın. “Merak kediyi öldürür” filan gibi atasözlerinin de yardımıyla içinizdeki “merak” duygusunu ağır ağır ezin. Yakınlarınızda “amaaan sana mı kaldı dünyanın derdi” genişliğinde insanlar da varsa, bu süreçte size çok yardımcı olacaktır.

Nikotin bandı niyetine…

Gazeteci, sezgileriyle, duyumlarıyla ve gördükleriyle hareket eder. Sezgileri susturmak zor ama tıpkı sigarayı bırakanların kullandığı “nikotin bantları” gibi kulak tıkacı veya göz bandı yardımıyla gazetecilikten uzaklaşmanız mümkün. Ana-akımda yapılan gazeteciliği düşününce, bunun en sık kullanılan yöntem olduğunu söyleyebilirim.

Ödediğiniz bedeli düşünün

Sigarayı bırakanların en büyük motivasyonlarından biri, karşılığında ödenen bedelleri hatırlamaları. Maddi ve manevi. Gerçek gazetecilik de öyle. Bir defa gerçeklerde fazla ısrar ederseniz, iyi maaşlarla çalıştığınız kazanacağınız kuruluşlardan kovulabilirsiniz. Bir uzlaşma sağladığınız diyelim ama yapmanıza izin verilenle de tutuklanmanız, tehditler almanız, saldırıya uğramanız mümkün. Tüm bunlar yıldırmıyorsa sizin için yapılacak bir şey yok.

Gazetecilik bırakılan bir şey mi?

Kimi her şeyi denemesine rağmen bırakamaz. Gazeteciliği bıraktığını neşeli kutlama fotoğraflarıyla ilan eden “gazeteci” hangi yöntemi kullandı bilinmez ama sadece gazetecilik yaptıkları ve bunda ısrar ettikleri için aylardır tutuklu bulunan gazetecilere bakıp utanmayan var mı peki? 24 Temmuz 2017 yani önümüzdeki pazartesi, Cumhuriyet Davası duruşmalarının ilk günü. Hani Fethullah Gülen tehlikesine dikkat çekmek için kitap yazarken tutuklanıp hapis yatan ve çıkarken “Cemaatçi hakim ve savcılar yargılanacak” diyen Ahmet Şık’ın da yargılandığı ve tutuklu bulunduğu Cumhuriyet Davası’nın… Peki Ahmet Şık’a dava açan hakim ve savcılardan 30’unun tutuklu, 8’inin firari olduğunu biliyor muydunuz? Daha ötesi, Cumhuriyet gazetesine “FETÖ Operasyonu yapan ve gazetecileri tutuklatan savcının FETÖ sanığı olması” gibi de bir gerçek var önümüzde. Kaldı ki “o savcı görevde kalsın” diyen HSYK üyeleri de “FETÖ sanığı” olarak tutuklandı. Buna rağmen gazeteciler tutuklu. O gazeteciler ve onların özgürlüğü için mücadele edenler hâlâ “gazetecilik” diyebiliyorken birileri de bıraktığı için kutlama fotoğrafları atabilir. Onların gazeteciliği de öyle bir şeydir zaten…