Gazze’de elde var sıfır!
İBRAHİM VARLI İBRAHİM VARLI
Tel Aviv’in sağcı Başbakanı Netanyahu “Koruyucu Hat” operasyonuyla Gazze’yi kan denizine çevirse de savaşın asıl kaybedeni İsrail

Tel Aviv’in sağcı Başbakanı Netanyahu “Koruyucu Hat” operasyonuyla Gazze’yi kan denizine çevirse de savaşın asıl kaybedeni İsrail. 7 Temmuz’dan bu yana havadan 17 Temmuz’da ise karadan sürdürdüğü savaşta Filistinlilere diz çöktüremedi. Binden fazla ölü ve bir o kadar da yaralıya rağmen istediği şartlarda bir anlaşma dayatamadı. Filistinli örgütlerin ağır kayıplara rağmen Mısır’ın ateşkes planını reddederek adil bir anlaşma için öne sürdüğü şartlar, savaşın İsrail tarafından çoktan kaybedildiğini gösterdi.

Netanyahu başlattığı kanlı işgali muzaffer bir sonla bitirme arayışında. Esasında köşeye sıkıştı ve içine saplandığı Gazze bataklığından en az hasarla kurtulmanın peşinde. Gün geçtikçe daha fazla nefret topluyor. Saldırganlığı tüm dünya nezdinde tescillendi ve giderek yalnızlaştı. Uluslararası kamuoyunun tepkisi artıyor. Dünyanın dört bir tarafında İsrail karşıtı eylemler yapılıyor. ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, Katar ve Türkiye’nin Paris’teki buluşmasından da bir sonuç çıkmadı. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ve BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon’un Ortadoğu’da turu havada kaldı.

• • •

Taraflar ateşkes şartları üzerinde bir uzlaşı sağlayabilmiş değil. İsrail, füze saldırılarının durdurulmasını, Gazze’deki tünellerin kapatılmasını ve Filistin’deki silahlı grupların silahsızlandırılmasını istiyor. Hamas ise silahlarını teslim edemeyeceğini ve Gazze’ye yapılan ambargonun kabul edilemez olduğunu vurguluyor. Kapalı kapılar ardındaki ateşkes pazarlıklarında anlaşma sağlanabilmiş değil. On iki saatlik geçici ateşkesin süresi dolmadan saldırılar başladı.

Hamas ve diğer direniş örgütleri; Filistin Halk Kurtuluş Cephesi, Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi, Filistin Halk Direniş Komitesi ve İslami Cihad, İsrail’in askerlerini Gazze’den tamamen çekmesini, ambarguyu kaldırmasını, yerleşimcilerin geri dönmesini ve yaralıların tahliyesine izin vermeyi içermeyen hiçbir ateşkes girişimini kabul etmeyeceğini açıkladı. Dünyanın en büyük açık cezaevine çevrilen bu küçük “şehir devlet”in yaşaması için İsrail ablukasının kırılması yaşamsal önemde. Ambargonun kaldırılmasının direniş örgütleri tarafından ateşkes şartlarının olmazsa olmaz maddesi yapılması tam da bu nedenle.

• • •

İsrail ile Filistin direniş hareketleri arasında El Aksa İntifadası’nın gerçekleştiği 2000’den bu yana sekiz tane ateşkes anlaşması yapıldı. Anlaşmaların çoğu uluslararası örgütlerin arabuluculuğunda ve Mısır’ın gözetiminde gerçekleşti. Sonuncusu Kasım 2012’deki “Bulut Sütunu” operasyonu sonrasında yapıldı. Mısır’ın öncülüğünde varılan anlaşmaya göre “İsrail, Gazze’ye kara, hava ve denizden düzenlediği tüm operasyonlara son vermeyi, sınır kapılarını açmayı, insan ve mal geçişine izin vermeyi, Gazze sınırındaki tampon bölgeyi kapatmayı ve Gazzeli balıkçıların avlanma alanlarını genişletmeyi, direniş grupları da İsrail’e roket ve füzelerle düzenledikleri saldırılara son vermeyi taahhüt ediyordu.

Ancak anlaşma hükümleri daha öncekilerde olduğu gibi kısa sürede İsrail tarafından ihlal edildi. İsrail verdiği sözleri “sınırın diğer tarafından füze fırlatılıyor” bahanesiyle bozdu. İki yıl sonra bir kez daha benzer gerekçelerle Gazze’ye saldırdı ve şimdi de “Bulut Sütunu” operasyonunun anlaşma şartlarını güncelleyen bir ateşkes peşinde. Direniş gruplarının temel eleştirisi İsrail’in kendi amaç ve çıkarlarına uygun olarak tek taraflı ateşkes ilan etmek istediği yönünde. Örneğin FHKC Siyasi Bürosu, İsrail’in ateşkes önerilerinin altındaki asıl amacın “Operasyonun daha fazla genişletilerek Filistin direnişinin kırılması” olduğunu belirtti.

• • •

Gazze saldırısı üçüncü haftasını geride bırakırken, resmin bütününe bakıldığında asıl kaybedenin İsrail olduğu çok net görülecektir. Filistin ağır bedeller ödese de İsrail’e boyun eğmedi. Aksine direniş örgütleri Tel Aviv’e unutulmaz bir ders verdi. Aralarındaki çekişme, kavga ve rekabete rağmen İsrail’e karşı ortak hareket etmeyi başardılar. Savaşı yer altına çektiler ve gerilla taktikleriyle İsrail ordusuna ağır kayıplar verildi.

Gazze’ye haftalardır ölüm yağdıran İsrail açısından bakıldığında ise “elde var sıfır.” Netanyahu dünyaya savaşı kendisinin yönettiği imajını vermeye çalışsa da nafile. Kullanılan askeri teknoloji, yaratılan maddi yıkım ve ölümler İsrail açısından sadece bir yanılsamadan ibaret. İşgal ve katliamlarla Filisitinlilere boyun eğdiremeyen Netanyahu’ya karşı ülke içerisinde de ciddi bir toplumsal muhalefet oluştu. On binlerce İsrailli gerek ülke içinde gerekse de ülke dışında sokaklara çıktı. Gazze işgalinin çok parçalı Filistinli örgütleri bir araya getirmesi de Netanyahu’nun hanesine yazmayı unutmamalı.