Gençleri mutsuz eden sizsiniz!
ÜNAL ÖZMEN ÜNAL ÖZMEN

PISA Öğrenci Yaşam Memnuniyeti Araştırmasını yorumlayanlar hükümetin sonuçtan ders çıkarmasını umuyorlar. Nafile! 15 yaş grubu öğrencilerin okul performansını doğrudan etkileyen ders dışı yaşantısının değerlendirildiği araştırmada, Türkiye’nin 10 üzerinden 6.1 puanla 72 ülkenin gerisinde kalması zaten dersin çıkartılmış hali. Ayrıca ders çıkarmaya ne gerek var!

Zaten ortada ne ders çıkarabilecek ne de o dersi alabilecek biri var! Ders çıkarması beklenen kişilerden biri olan eğitim bakanı; bir hafta geçti ses yok (havuz medyası bir satır olsun yer vermediği için duymamış olabilir mi). İsmet Yılmaz, 72 ülke arasında okuma becerilerinde ve matematikte 50’nci, fen bilimlerinde 52’nci Pisa 2015 Uluslararası Öğrenci Değerlendirme testi sonucunu değerlendirirken “Sadece fen lisesindeki öğrencilerimiz girmiş olsaydı, aldığımız derece dünyanın ilk 3’ü arasında olacaktı” demişti. Öğrencisi mutsuz ülkenin bakanı zahmet edip mutluluk anketine ilişkin fikrini söylerse, başarının adresini gösterdiği gibi mutluluğun adresini de göstermiş olur! Muhtemelen ‘Araştırma imam hatip liselerinde yapılsaydı birinci olurduk’ diyecektir!

Haksızlık etmeyelim, bakan ortada yok ama başkanı konuyu es geçmedi. Başkanın PISA anketine atıf yapmamış olması, ders çıkarılması gereken veriler mevcut diyen uzmanların beklentisini karşılar mı bilmem. Ama bana göre gereken dersi çıkartmış ki 23 Nisan’da çocukları kabulü sırasında başkan şöyle diyor “Daha güzel daha huzurlu daha sevgi dolu bir dünya için çalışmaya hep birlikte devam edeceğiz çocukların mutlu olmadığı bir dünyada mutlaka yanlış giden bir şeyler var demektir. Bu yanlışı tespit etmek, ifade etmek, düzeltilmesi için elimizden geleni yapmak bizim vazifemizdir.” Erdoğan lafı ağzımızdan almış, ne rastlantı, biz de öyle düşünüyoruz.

Peki, zat-ı devletleri, PISA’nın yaptığı mutluluk araştırması, siz iktidara geldiğinizde doğan, okul hayatı sizinle başlayıp devam eden bugün 15 yaşında olan çocuklar üzerinde yapıldı. O gün bu çocuklar, güle oynaya, şen şakrak girdikleri okulunuzda neden mutsuz, umutsuz?

Bir öğrenci, lisans eğitimini bitirene dek ortalama 700 sınavdan geçiyor. Sonra bu insanın hayatını, mülakat denen kıyım yöntemiyle kıytırık bir adamın iki dudağının arasına sıkıştırıyorsunuz. Beyefendi, umutsuzluğun nedenlerinden biri bu olabilir mi? Mülakatı, öğrencileri mutsuz eden okulunuzun yöneticilerini belirleyen yegâne koşul olarak ilan ederken bu hiç aklınıza gelmedi mi?

TEOG kalkacak, sınavsız sistem gelecek!

Eğitim bakanlığı müsteşarı liselere girişte sınavsız bir sistem üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Yeni sistem, öğrencilerin sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerini dikkate alacakmış! Sınav hayatımıza girdiğinden beri sınavsız sistem konuşuruz. Bu da laf arasında orijinallik olsun diye söylenmiş bir söz. Sınavsız sistemi savunan biri olarak bu müsteşar açıklamasını ciddiye alıp fikir beyan edecek olsam, buradan çocukların lehine işleyen bir sistem çıkmayacağını söylerim. Çünkü bunlar mülakatçı!

Milletvekilini mülakatla, memurunu mülakatla seçen AKP muhtemelen eğitim kademeleri arasındaki geçişlerde de benzer yolu deneyecektir. İslamcıların elindeki eğitim bakanlığının öğrencinin hangi etkinliğini “sosyal, kültürel ve sportif faaliyet”ten sayacağını biliyoruz: AKP mitinglerine katılmak sosyal, kuran kursu sertifikasına sahip olmak kültürel, okçuluk kulübüne yazılmak sportif!..

MEB, aynı kademedeki okullar arasındaki standardı yakaladığını, her bir okulumuz aralarında seçim yapılamayacak ölçüde birbirine benziyor diye düşünüyorsa mesele yok! Biri diğerinin aynısı ise yarışa (sınava) ne gerek var! Anadolu Eğitim Sendikası başkanı Cansel Güven’in twitter’inde belirttiği gibi “Kimse TEOG kaygısı duymasın. İyi lise diye bir şey yok!”