Gençliğin birinci vazifesi
MELİH PEKDEMİR MELİH PEKDEMİR

Müslüman – demokrat “oksimoron”unun, yani zıt anlamlı bu iki kelimenin birlikte kullanılması artık mümkün değil.

Süreç kendi mantıksal sonucuna ulaştı ve sürecin başrol aktörlerinden Tayyip Erdoğan en mantıklı cümlesini kurdu:

“Dindar bir gençlik yetiştireceğiz!”

Totalitarizm nedir? İşte budur.

Amma velâkin İslamiyet bilhassa totaliter bir projedir. Siyaset, hukuk, kültür, eğitim (gençlerin eğitimi!), kadın vb her alanda hüküm sürmediği sürece, eksik kalır.

İşte bu yüzdendir ki, demokrasinin bir nebze işlerlik kazanabilmesi için laiklik (sekülerlik) İslamiyet’i belirli ölçülerde sınırlar. Ama “dindar gençlik yetiştireceğiz” postasının konulduğu bir toplumda, artık laikliği, sekülerliği ve dolayısıyla demokratlığı sınırlayan, dar alana hapseden şey, esas olarak dindir. Ve bu hakikaten böyledir.

(Ama paranın dini imanı olmaz. “Laiklik-sekülerlik”, denildiğinde ancak neo-liberalizmin, piyasanın ihtiyaçları kadar olanı sineye çekilebilir.)

Vakti zamanında “Şeriat filan gelecekse, ‘Selamünaleyküm, ben geldim, adım da Şeriat’ diye gelmeyecek” diye yazmıştım. Gelen her neyse geldi, adını da artık öğrendik; “ileri demokrasi”ymiş.

Gericilik yaftalaması karşısında da kurnaz bir nazire!

Abdullah Gül ne demişti? “Anayasaya göre kimse dini ve vicdani kanaatini açıklamaya zorlanamaz!” Ne “demokrat” bir yaklaşım değil mi? Peki açıklamak isteyenler? Yani “Müslüman değilim ama Budist’im, ateistim” filan demek isteyenler? Ama Cumhurbaşkanı sadece “açıklamama” seçeneğini sunuyor, açıklayanların karşısına (ekşisözlük’te mesela) hemen “manevi değerlere hakaret” suçlaması çıkıyor. Yalan mı?

Çünkü tek “doğru” var: O da dindarlık! Şimdi işte ileri demokrasi’nin dindar gençliği, dindar yargısı, dindar ordusu, dindar şusu, dindar busu...

İşte bu yüzden:

Sendikalı olma! DİSK’li – KESK’li zinhar olma. Dindar ol, Cemaatli ol.

Devrimci olma, “Devrim Muhafızı” ol! Dindar gençlik, öncü gençliktir ve “AKP devrimini” muhafaza ve müdafaa edecektir.

Kürt olma! Dindar Müslüman kal. Dindar Bülent Arınç “Kürtçe zaten medeniyet dili değil” dedi ya; Uludere’dekiler için kırkıncı günde Kürtçe bir Mevlit okut, yeter.

Dış politikada dindarlık? ABD dinine mensup olduğunu pek fazla açığa vurmamak kaydıyla, Sünnilik adına Şii-İran, Alevi-Suriye’ye karşı yekvücut olmaktır.

Sünni TSK! Suriye’de darbe değil devrim yapacaksın. Suriye’nin “devrimci güçlerine” öncülük edeceksin. (“Alevileri Suriye’den kovacağız” diyen Müslüman Kardeşler temsilcisine destek olacaksın!)

Ey dindar gençlik!

Birinci vazifen mesela Mehmet Altan olmamaktır. Liberal kalabilirsin, ama Mehmet Altan gibi “itirafçı” olmamalısın: “Kışla yerine camiyi koyup herkese ayar verecekseniz, temel hak ve özgürlükler ortadan kalkacaksa, temel hak ve özgürlükler temelinde değil de din, ırk, mezhep üzerinden ülkeyi şekillendirmeye kalkacaksak, bu toplumsal dinamikle de, bu dünyaya da uyuşmaz... Referandum sırf HSYK’yı değiştirmek için yapılmış gibi bir tablo çıktı ortaya.” Demeyeceksin! Sakın böyle olma... Mehmet değil ama bir süre daha Ahmet Altan olabilirsin. Kenan Evren misali pekâlâ Ahmet Altan gibi ayet okuyabilir, “çoğunluk zulmü günahtır” filan diyebilirsin. Yeter ki dinden çıkma, ileri demokrasiye güven!

Hal böyleyken böyle...

Ve belli ki bundan böyle, yeni resmi hitabet şekli de şöyle:

“Ey dindar gençlik!”

Ama bizim de kendi çapımızda bir hitabet şeklimiz var:

Ey gençlik muhalefeti!

Birinci vazifen devrim yapmaktır.